<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337</id><updated>2012-01-15T21:41:59.073+02:00</updated><category term='manifesto'/><category term='kinaye'/><category term='müzik'/><category term='fantastik'/><category term='bilişim'/><category term='bilim'/><category term='güncel'/><category term='siyasi'/><category term='tespit'/><category term='quote'/><category term='tanıtım'/><category term='fotoğraf'/><category term='nostalji'/><category term='medyatik amelelik'/><category term='edebiyat'/><category term='allah&apos;tan diledim'/><category term='tarih'/><category term='mizah'/><category term='izm'/><category term='psikolojik'/><title type='text'>Ardian</title><subtitle type='html'>YAPIMINDA HIÇBIR HOMO MERETRICIS ZARAR GÖRMEMIŞTIR. MAMAFIH HOMO LENOUS IZINLI DEĞILDIR. HALIS MULIS DUNYEVI URUNDUR, KOKU YAPMAZ.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>97</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8762339220294869201</id><published>2011-02-26T14:44:00.000+02:00</published><updated>2011-02-26T14:45:12.689+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>white stripes'ın white moon'u üzerine -- &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=GiZ68ifob0g"&gt;vidyo&lt;/a&gt;da duyulan hüzün paralel evrendeki bir başka hayata olamaz mı? insan farklı hayatlarıyla böylesine bir uzlaşmaya girerek -şeyler başka türlü olsaydı- başka türlü yerlere evrilecek bir hayatın özlemini duyabilir mi? her şeyden öte, başka türlü bir hayatı oluşturabilecek olan iki kişi, o an farklı hayatlar yaşamalarına rağmen "o hayat"ları için yas tutabilir mi, yaşayamamanın acısını birlikte hissedebilirler mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8762339220294869201?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8762339220294869201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8762339220294869201' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8762339220294869201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8762339220294869201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2011/02/white-stripesn-white-moonu-uzerine.html' title=''/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8953142448662862834</id><published>2008-04-04T04:56:00.002+03:00</published><updated>2008-04-04T05:02:22.372+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>merkez</title><content type='html'>okuyacaginiz diyalog (yahut bakanina gore monolog) uslubu bana degisik, muhatabi da yazinin hitabinin sicaklik derecesine bakarak tahmin edebilecek zimni bir persona olarak belirlenmis, sudo-bilinc akisi yazisi olmasa da saat sabah beste yazilmasindan oturu ic sesle harmoni eden, feysbuk'a postlanmis bir yorum serisinden bocalanmistir. yil 2008, tarih subat 25 idi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ivet, tum sesleri susturduktan sonra benim sarkim baslasin! (burada iste moulin rouge'daki tango oluyor filan / sarkimiz: tom waits - roxanne)&lt;br /&gt;- (sarki biter, anlatici belirir) uzun aradan sonra tekrar pencerene doneyim dedim.(sen kim oldugunu biliyosun) ne icin geldim? ben de pek bilemiyorum. ama dusunuyorum ki, merkezimsin.&lt;br /&gt;- pardon?&lt;br /&gt;- (ukalalik baslar) maurice blanchot, bulmak'in da, aramak'in da, donmek'in de devinimi gosteren kelimeler oldugunu soyler, donmek'in bu baglamda aramak'taki bukulme oldugunu ifade eder. bu sirada da bulmak'i ozu bulunmazlik olan merkezle iliski kurmak olarak tanimlar.&lt;br /&gt;- yani?&lt;br /&gt;- yani'si yok. tum ustte saydigim sozcukler merkez'in cevresinde yapilir. doneriz, dolaniriz, arariz, ama bu isi cevresinde dolasarak yapariz.&lt;br /&gt;- neyin?&lt;br /&gt;- maurice ve insanlik icin merkez'in, benim icin sen'in.&lt;br /&gt;- diyosun?&lt;br /&gt;- diyorum. cunku merkez'im olmasaydin, baska bir zamanda buraya tekrar gelemezdim, bu dongu'yu bozmak icin can atardim.&lt;br /&gt;(esas kiz su almaya gider)&lt;br /&gt;- sence abartmiyo musun canim?&lt;br /&gt;- sence tefrit olmuyo mu bu? bir ay once yazdigim yorum'a tekrar sans eseri geri donmem tesaduf'un hatrina mi?&lt;br /&gt;- hey alam. ardacim, saat bir olmus zaten, bu kadar karmasik konusma lutfen. asil bu vakte kadar neden gelmedigini soyle?&lt;br /&gt;- etkin uzerimde buyuk, mesele sen olunca, merkez buyudukce donusum uzuyor.&lt;br /&gt;- buradan nereye baglayacaksin onu cok merak ediyorum ben.&lt;br /&gt;- takildim sandin ama yaniliyorsun.(gozde hoca kahkahasi) bunu diyalektik materyalizm'e baglarim: degismeyen tek sey degisimdir.&lt;br /&gt;- ne bu?&lt;br /&gt;- marx demislerdi ama ben de pek bilemiyorum.(burada anlatici "bakma cok konustuguma, aslinda cok yuzeyselim demeye getirir)&lt;br /&gt;(kontrole gelen babanin yarattigi bosluk)&lt;br /&gt;- e artik epilog varsa ona gecsek arda?&lt;br /&gt;- geceyim: eskiya diye bi film vardi, izlemisindir. orada ugur yucel olurken sener sen bir seyler soyler. onu kendi versiyonumla bitirmek isterim bu yorumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimiz once topraga gidecegiz. belki once sen, sonra ben. veyahut sonra ben, once sen. once ben oldum diyelim. topraga gittikten sonra toprak olacagim. sonra bir gul olacagim. kirmizi olmasin, beyaz gul daha guzeldir. iste o beyaz gul'e bir ari konacak. kanatlari saniyede bilmemkac kere cirpan bir ari, ilkbahar gunesi altinda parlayan bir ari. iste, o ari da sen olacaksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-fin-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8953142448662862834?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8953142448662862834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8953142448662862834' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8953142448662862834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8953142448662862834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2008/04/merkez.html' title='merkez'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8827679299225352409</id><published>2008-03-21T19:52:00.003+02:00</published><updated>2008-03-21T20:04:26.869+02:00</updated><title type='text'>sabit</title><content type='html'>gittigimden beri lostperver oldum. analiz etmiyorum, elestiri yapmiyorum ama birinci sezondan itibaren baslayarak bir aya yakin surede uc sezonu da bitirdim, gelismeleri izliyorum. dorduncu sezona dogru isler ask/mesk hikayesine dondu ama 2010'da bitirilecek bir diziye de sikis sokus katmadan devam ettirmek mumkun olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, the constant adli bolumunu de herkes en guzel secti, kalplerinden cikardigi yaldizlari koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;=================&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi ustteki sekilde bu post'a basladim ama cok igrenc bir giris oldugu icin iptal ettim. onun yerine soyle diyecegim: hayatimizin bazi sabitleri var, yok degil. bu sabitler genelde hayat'imizin en basindan beri olan seyler olabiliyor, sonradan girenler olabiliyor. kucuk yasimdaki sabitimin ne oldugunu hatirlayamiyorum, ama biraz buyudukten sonra sabitim ataturk oldu. her turk genci demeyeyim de ataturk'ten baslayip, sonra tekrar uzaklasip, sonra birden ataturk'u tekrar okudugum vakitler oldu. bu vakitlerde ataturk'e tekrar donup aforizmalarini okumaya basladigimda hep oze donmus gibi hissettim. aradaki ataturk'ten uzak gunlerimdeki arayislarimi ise hep sabit'e donus icin gerceklestirdigim adimlar olarak belledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu sabit degisiyor. bir garip ironi ama uc yasimda sabitim olan sey, 12 yasinda sabitim olan seyle ayni olmuyor. dolayisiyla hayat'i bazi donemlere ayirip sabit'i aramak lazim. ama eger hayatin sabiti yoksa (ki ben bulamadigimdan oturu oyle diyorum) bu sabit'e de sabit demek sacma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arz ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8827679299225352409?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8827679299225352409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8827679299225352409' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8827679299225352409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8827679299225352409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2008/03/sabit.html' title='sabit'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7114389281447671479</id><published>2008-03-21T18:35:00.001+02:00</published><updated>2008-03-21T18:35:53.893+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>meli miyim</title><content type='html'>hayata dondum. aslinda hayata donusum bundan daha once oldu. olana kadar da turkcemi kaybettim, ruhumu kitaplara sattim, simdilerde de ruhumu sattigim kitaplarin yuzlerine bakarak bana cevap vermelerini bekliyorum. azcik fransizcam oldu, ingilizcem gelisti, averaj bir ergen'in hayattaki sikintilarini ve beklentilerini tasiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;le fin'den beri hayatimi rayina soktum. artik eyluldeki intihara meyyalli 'nasil olursa olsun'cu ben'i icimde oldurdum. daha dogrusu oldurmedim, etkisiz hale getirdim, uygun zaman gelince aktif hale getirip kaldigim yerden devam ederim. kendime cekiduzen vermek icin buyuk adimlar atmadim, ama adimlarimin kucuk olmadiklarini soyleme yerdenbitmeligine de girismeyecegim. stabilite dedigimiz sey hayat kurtaricisiysa da dogam geregi duzenliksizlik'e ovgu ve ozlem laflari ettigim zamanlar oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;artik vuslat'i dort gozle bekler hale geldim. sona yaklasidigimi bildigim halde, bildigim seyin sonuna mi yaklastigimi bilemiyorum. bir sey'in sonunu belirken aslinda bir cok seyin sonu olabilecegini de hesaba katiyorum. hesaplarla kafayi yemedim, ama asiri-kontrollu olmak, her seyi harfi harfine hesap etmek de beni konfora ulastiriyor diyemem, kafa yordugu zamanlar cok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski vakitlere gore herhalde otekiler'in dediklerini daha takar hale geldim. su an bile bunu yazarken kendi-kontrollugumle acaba cok mu varoluscu melankolik siksokcu oldugumu merak ediyorum. sosyal kabullenebirlik'e ne kadar sovsem de sosyal beklentiler'e ne kadar kufur etsem de, aklimin bir kosesinde aptal gibi gorunmeyi ve sovulmeyi goze alarak kafamdakileri disariya salmami telkin etsem de  icinde gectigim kitle'nin beklenti ve limitlerine bilincaltimin bir yerinde uydugumu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra sunu soruyorum: eger bilincim benim degilse, irademden nasil soz edebilirim? iradeden soz edemezsem bunu benim kendi secimimle yazdigimi mi yoksa 'yazmam gerektigi icin yazdigimi' nasil bilebilirim? agzimdan cikan sozlerin ben'i ben olarak hatirladigimdan(yani bir nevi bilincimin acildigi an) onceki zamanin uzerimdeki etkilerinin disavurumu olmadigini nasil kendime telkin edebilirim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaderci boyunegici uslubu duzeltmek, baskalarinin dedigi gibi zincirleri simdi'den koparmak mumkun mu? duzeltmeli miyim, koparmali miyim, bu depresif fikir teatisini bahar'in gelisi serefine ciceklerle suslemeli miyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7114389281447671479?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7114389281447671479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7114389281447671479' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7114389281447671479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7114389281447671479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2008/03/meli-miyim.html' title='meli miyim'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-3098214961264736431</id><published>2007-10-31T02:01:00.000+02:00</published><updated>2007-12-27T21:15:27.181+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>amerikan bayragi</title><content type='html'>bugun kizin birinin tisortunde sanirsam amerikanin ilk bayraklarindan bir tanesi uzerine yazilmis su yaziyi gordum, iclendim, 'mal gene ayni mal paketinden belli yar yar' diye soylendim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[bayrak]&lt;br /&gt;bununla bir problemin mi var?&lt;br /&gt;o halde cekil arkamdan, cik git buradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak: gotum (evet, ilk cumle gercek ama ikinci cumleyi degil)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;guncellenis:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen eski yazdiklarima bakinca ben'e karsi buyuk bir soguma, tiksinclikle karisik bir yabancilasma geliyor. buna "kendine yabancilasma" da denebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yaziya bakinca da aynen oyle hissediverdim. sanki bohemya'da cilgin atan bir fransiz monseri kafa guzelken gelmis de birlik ve beraberlige ihtiyacimiz olan su gunlerde yukselen amerikan milliyetciligine comak sokmak girisiminde bulunmus gibi bir hal var. bundan oturu, "ne gotu abi? amerikanin ilk bayragi ne? ne bu be" yer vermemek icin duzenleme geregi duyuyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tisortun ustundeki halis mulis konfederasyon bayragiymis:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://boles.com/called/07/coflag10.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 196px; height: 129px;" src="http://boles.com/called/07/coflag10.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tisortun ustunde de yaklasik olarak "bununla bir sorunun mu var? o zaman bir derse daha ihtiyacin var!" gibilerinden bir sey yaziyor. us history almadim, almayacagim, bir suru sikko herifin yaninda kabak gibi ortaya cikmayacagim. o yuzden neymis bu, ne oluyormus filan diyenler cikip anlatabiliyor veyahut konfederasyon bayragi diye aratip bulabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* [kulaktan duyma bilgilerle anlatayim] kabaca, 1800lerde donmus olan amerikan sivil savasi'na gonderme iceriyor. ne oluyor? guneylilerle kuzeyliler birbirine giriyor. sebep? kolelik. savastan sonra ne oluyor? kuzeylilerin istedigi federatif sistem oluyor. guneyliler ise konfederatif sistem istiyor. nedir? federatif ama daha gevsek. yani? guneyliler kendi ic islerinde daha bir ozgur, daha bi hovarda olmak istiyor. sebep? kultur nuansi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* tisortu giyen kiz irkcilik'tan kaynakli referral ilen disiplin'e gonderildi. suspended eylenmedi fakat cumartesi okulu neyin aldi. halen yasiyor, halen bazen tisortu giyiyor, siniftaki arkadaslariyla bu referral'in haksizligini, pespayeligini, "ne irkci gondermesi ya, mis gibi konfederasyon bayragi!" diyerek birbirlerine kafa salliyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-3098214961264736431?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/3098214961264736431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=3098214961264736431' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/3098214961264736431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/3098214961264736431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/amerikan-bayragi.html' title='amerikan bayragi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8406375355765122659</id><published>2007-10-31T01:11:00.000+02:00</published><updated>2007-10-31T01:21:12.999+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyatik amelelik'/><title type='text'>foklar</title><content type='html'>uber super gazete &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr"&gt;milliyet&lt;/a&gt;'te gordugum uzere gundem olacak o kadar konu varken kalkilmis "&lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?id=3&amp;amp;galeriid=2019#galeriStart"&gt;su altinda adim adim olum&lt;/a&gt;" baslikli haber dosenmis. burada konu foklarin ic dunyasinin disa yansiyisi onemsiz argumani degil, benim kil oldugum taraf foklarin sanki cinayet isliyormuscasina "avina yaklasti, sivri dislerini gostererek onu isirdi" muhabbetini dondurmeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabii, belgesel izlerken zebrayi yiyen kaplanlara terlik atmaya calisan teyzelerle yasiyoruz.(simdi teyzelere de laf kondurduk, albay erdem sagolsun) ama kardesim, dogal zincir bu. biyolojik bilgim asmis tasmis degil ama kurulan dogal denge bu. lafin fok abinin avini nasil yiyisine bir nazireyse de amina koyayim. zira oldurdukleri askerin kafasini ezen insanlarin oldugu dunyada yasiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alt yazi icin de "foklarin sirin oldugunu dusunuyorsaniz, fotograflari gordukten sonra fikriniz degisebilir!" cakilmis, tam olmus. yaziyi tam bu noktada hayvanseverlik'e baglamak isterdim ama o da baska bir yazinin konusu.(hep bunu kullanmak istemistim)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dandik postu da sahane grup nekropsi'den bitireyim, hatta bu da fok abilerime bir cagri olsun;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;foklar toparlanın&lt;br /&gt;derhal yakınlaşın&lt;br /&gt;işte sörfçü hanım&lt;br /&gt;haydi konuşalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halklar toparlanın&lt;br /&gt;derhal yakınlaşın&lt;br /&gt;geldi o foklarım&lt;br /&gt;söyler biz duyalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halkım halkım kalkın&lt;br /&gt;çok dikkatli bakın&lt;br /&gt;olmayın bir şaşkın&lt;br /&gt;o bize çok yakın&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8406375355765122659?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8406375355765122659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8406375355765122659' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8406375355765122659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8406375355765122659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/foklar.html' title='foklar'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6789519168124246713</id><published>2007-10-27T23:12:00.002+03:00</published><updated>2007-10-27T23:48:58.636+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nostalji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>veltsimerzli likorlu curnal</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.foto.lv/bildes/Binde/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 223px; height: 144px;" src="http://www.foto.lv/bildes/Binde/1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;dusundugume gore sevgili curnal, su dunyanin suyunu tukettigim, ekmegini yedigim tam onbes yildir aradigim problem disimda degilmis. arabanin hep gitmeyen zamanlarini gormem yanimdaki surucunun sucu degil, benim meme yapmamdan kaynaklaniyormus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunu zaten surekli gidiyorum temali mesajlar attigim bicevap mecralardan anlamam gerekiyordu. her ne kadar vefakar, jantlari eskimis arabam, renault 12'im doyumsuz bir herif oldugumu da yuzume defalarca soylemis olsa da istiyor ki deli gonul, kafaya konulan 'deli is'i basarabilsin insan, bir kere de gidip gelmeyebilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama olmuyor, gene olmuyor. gene tipis tipis geri donuyorum, karnim kasiniyor, sicak yatak saglaniyor, "artik meme yapmam, kopar giderim ben abi" dusunceleri kafama usuyor, oyle asili kaliyorlar orada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sorunu weltschmerze atsam da ot kil yunden dem vursam da gene ben, gene meme yapan pasli bijudur elimde kalan.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6789519168124246713?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6789519168124246713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6789519168124246713' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6789519168124246713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6789519168124246713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/veltsimerzli-likorlu-curnal.html' title='veltsimerzli likorlu curnal'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8619359624409690897</id><published>2007-10-27T23:12:00.001+03:00</published><updated>2007-10-27T23:12:46.907+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>azmi</title><content type='html'>gecenlerde onunden gectigim bilafyap kahvehanesinde rastladigim bir genc, kaaavanedeki tum yaslilara ayar vermekle mesguldu. mesgalesini sordum. adi azmi, arabasi uno, dini kendininmis. hayat okulunu bitirmis, yasam sokaklarinda surtmus. nedir bu hafifligin sebebi diye sordum, soyle dedi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ukalaligim sanal agdan oturudur beybaba. her seyi bilirim. ama ogrenmem her dataya ulasma surem, noronlarimin hizi, biraz da o an oturdugum koltugun rahatligiyla ilgilidir, elimin tikirtisi kadar zaman alir. anlayacagin usta, her sey makrosaniye ipligine baglidir bir yerde."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8619359624409690897?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8619359624409690897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8619359624409690897' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8619359624409690897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8619359624409690897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/azmi.html' title='azmi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-168037512974700561</id><published>2007-10-13T01:40:00.000+03:00</published><updated>2007-10-13T01:41:05.820+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>weltschmerz</title><content type='html'>bir kere bir seyden memnun olmani diliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi'kere?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-168037512974700561?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/168037512974700561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=168037512974700561' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/168037512974700561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/168037512974700561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/weltschmerz.html' title='weltschmerz'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5485636737756607192</id><published>2007-10-13T00:34:00.000+03:00</published><updated>2007-10-13T00:46:18.205+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>forrest gump</title><content type='html'>ne kadar garipsedim, ne kadar garipsedim anlatamam. luzumlu gorup buraya bile yazmaya karar verdim. turk filminin en iyi hababam sinifi filminin amerikadaki karsiligi forrest gump'tir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oturup teknik olarak karsilastirmadim. ama bazi televizyon kanallari aylik yayin akislarinda en cok hangi filmin yayinlandigini filan tespit etseler acik ara forrest gump kazanir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;film gayet guzel, tom hanks sukela. ama suyunu cikarmasak? forrest'in kosarkenki "dizginlerimi kirdim attim" havasi yilda bir iki kere tuylerimizi diken diken etse?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapmayin etmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5485636737756607192?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5485636737756607192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5485636737756607192' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5485636737756607192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5485636737756607192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/forrest-gump.html' title='forrest gump'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6261343236661250589</id><published>2007-10-08T06:59:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T07:01:40.630+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>nekropsi</title><content type='html'>simdi nekropsi'nin sayi 2 albumu mi kubbesine nazaran kesmiyor, bu acik bir sey. nerede o karanlik ambiyansli progresif rak diye insan icin icin agliyor. o yuzden ben bu normal adamlardan bir tane daha mi kubbesi gibi bir album istiyorum. ondan sonra istedikleri kadar sayi 3-4-5 yapsinlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mi kubbesi iyi hos, hatta sahane bir album ama insan cesit istiyor. dogada var bu. 10 yil degil, simdi olsun, bizim olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6261343236661250589?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6261343236661250589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6261343236661250589' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6261343236661250589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6261343236661250589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/nekropsi.html' title='nekropsi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8322975814957110397</id><published>2007-10-05T00:02:00.001+03:00</published><updated>2007-10-05T00:02:26.879+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><title type='text'>kapini kilitlemesen de olur</title><content type='html'>toplu halde kalinan bir yerde yavas yavas ev halkinin birbirine alismasindan sonraki asamada ozel mulkiyeti kaldirmaya dayali bir laf. cinsiyet bilgilerini veremiyorum, sonucta basima gelmis ve deneyimledigim bir sey degil. cok sukur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bir eve gidilmistir. bu ev ya onceden dolu olan bir evdir -ki bu kalinmak olur- ya da ev bosken birkac arkadas anlasip yasanmaya baslanmistir. sonra herkes birbiriyle olan iliskilerinde enseye saplak gote parmak seviyesine gelince var olmus olan kisisel alan seysini kaldirmak ister. bu sadece ogrenci gencler kalirken degil de sevgiliyle kalinirken bile olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;odada ders calisilirken, baska seyler yapilirken kapisini kilitleyen er kisimize sevgilisi veya ev arkadasi gelip "neden kapini kilitliyosun? kapini kilitlemesen de olur" seklinde bir soru yoneltir. altinda yatan anlam "kapini kilitleme"dir tabii ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kapiyi kilitlemeniz sadece aliskanliktan oturu geliyorsa ve bu soru yoneltirmisse durum kotu. zira zaten basiniza bir sey gelecek diye kapinizi kilitliyorsaniz boylece basiniza gercekten bir boklar geleceginizi tasdiklenmis olunur. oncelikle ortada bir tehlike sezilmisse bu soru gelmisse direk gardropa gidilir, esyalar toplanir ve direk kacilir. onun disinda tehlike yoksa ama gene de birisinden boyle istek gelmisse, o andan sonra kapi kilitlenir ya da kilitlenmez. zaten baska secenek yok. kapi kilitlendiginde -bilhassa sevgiliye karsi- ortaya "bu kiz/adam bana guvenmiyor" yargisi cikacagindan korkarsiniz. zira beraber yasadiginiz bir insan gelip sizden bir sey istemistir ve toplumunuzda kisisel alan kavrami pek olmadigi icin sanki kapiyi kilitlemeniz suc gibi olur. kendinizi suclu hissedersiniz hic yoktan. mutfak gelen agir tereyagi kokusunu duydugunuz ana evinde boyle bir aliskanlik edinilmis ve yaklasik ceyrek asirdir da bu olay boyle uygulaniyordur. haliyle kilitlenmediginde ise er kisinin ici rahat etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cozumun nerede oldugunu bilemedim. deli gonul isterdi ki bunu boyle "kapiyi kilitlemesen de olur sendromu" olarak cafcafli sekilde sunayim ama birileri cikar da "carpacaksin kapiyi yuzune, bitecek" der diye o ibislige girismedim, gotumu saglama aldim, sibobumu taktim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yazan&lt;/span&gt;: turk toplumunun kalbinden cikmis da farkli kulturlerde kisisel alanin kokusunu duymus, "bu sadece bizde var" diyemeyecek kadar korkak bir vatandas.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8322975814957110397?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8322975814957110397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8322975814957110397' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8322975814957110397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8322975814957110397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/kapini-kilitlemesen-de-olur.html' title='kapini kilitlemesen de olur'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-1116775290287485198</id><published>2007-10-04T23:37:00.000+03:00</published><updated>2007-10-04T23:38:40.192+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>tanri</title><content type='html'>karincali ekrandir. zira bazilari ekranda belirmis olan siyahliklari goruyor, bazilari goremiyor. kanit var mi? yok. bakmaya devam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-1116775290287485198?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/1116775290287485198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=1116775290287485198' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1116775290287485198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1116775290287485198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/tanri.html' title='tanri'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2775675658525621579</id><published>2007-10-04T05:42:00.000+03:00</published><updated>2007-10-04T23:39:04.352+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>olum</title><content type='html'>ucakla seyahat edip ucaktayken asmis hayal gucumle ucagin kacirildigini hayalinden ucakla ilgili korkulari pekistirecek baska hayallere kostugumdan beri ucak fobisinin sahibiyim. bu dusunceler kafamda ucak korkusunun yaninda "nasil olum" diye koskocaman soru isareti birakti portatif bir history channel belgesel stereotipi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;simdi herkes olunce ne olacak, nereye gidecegiz diye kasar iken ben daha cok olumumun nasil olmasi gerektigi uzerine kafa yoruyorum. cunku olum olayinda gerceklesen adimlardan ilkinden birisi nasil oldugunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etrafima bakinca ne kadar boktan -ve bir o kadar da aci- olum sebepleri oldugunu goruyorum. yok efendim bir adam camdan atlatmis kafasi ustu, yok pikachu olmus ucayim demis, yok ucagi kacirilmis da s.kindirik bir cihat ayagina binaya carptirilmis, yok gemi guvertede yiyisen sevgilileri gozleyen murettebat yuzunden buz daglarina carpmis filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hizli yasa genc ol'de degil aklim ama dunyada varolagelmis olum sebeplerine bakinca insan sallanan sandalyesinde disarda sonbaharin getirdigi serinlikle usuyen bedeninin icinde bulunan koca beyiniyle "oleceksek bari guzel olelim abi" diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oleceksek bari kafa guzel olelim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2775675658525621579?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2775675658525621579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2775675658525621579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2775675658525621579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2775675658525621579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/olum.html' title='olum'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2595463967213673428</id><published>2007-10-03T23:20:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T23:55:31.284+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>elestiri ruhu</title><content type='html'>insanligin cikisi, hatta temelde yazinin cikisindan beri var olan ve var olan mevcut seyleri kendi fikirleri ve birikimi dogrultusunda, bir bakima oznelden cikisli nesnel olarak yerme hadisesi elestirme ve bunun ad olarak hali elestiri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek atislik klavye vuruslariyla yazdigim bu boktan tanim aslinda kafamda olan icin pek de bir sey ifade etmiyor. asil merak ettigim sey insanlikta dogustan gelen bir cok  elestirmek olarak adlandirilan bu atraksiyonun insanlikta sonup sonmeyecegi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani var mi yok mu emin degil kimse, inaniyorlar sonucta ama tanri sol elindeki peynirli cips artiklariyla sag elinde "sahane insanlik ruhu jeneratoru" ile gelse, artik utopyayi yasayacaksiniz, ari gibi daldan dala konup balin kralini iceceksiniz dese, benim de icinde bulundugum janjanli insanlik familyasi artik soluklanir mi acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birden elestiri ruhu elektrik kesildiginde televizyonun aniden gitmesi gibi gider mi? ondan da ote, bilimsel kurgusal anlamda dunyayi televizyon gibi izleyen birileri bundan hosnut olur mu olmaz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kedi gibiyim, cok kuryusum cok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2595463967213673428?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2595463967213673428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2595463967213673428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2595463967213673428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2595463967213673428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/elestiri-ruhu.html' title='elestiri ruhu'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4636603326663122709</id><published>2007-10-03T01:17:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T01:19:40.756+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nostalji'/><title type='text'>turk seri numarasi kodlama sistemi</title><content type='html'>gecenlerde yanimda gecen serial number, crack, keygen gibi siber bir muhabbet bana zamaninda yasamis oldugum dalginligi ve bir o kadar da hayvanligi hatirlatti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kucuguz, canavar gibi bilgisayar oynuyoruz. saatlerce bir bolumu cozmeye calisiyoruz, yeni cikan oyunlari trgamer'dan filan takip ediyoruz. tabii o zamanlar bilgisayar oyunlarinin bize turkce olarak hicbir sey ifade etmeyen serial numberlarini cogu korsan abimiz bazen cd kapagina/posetine koymuyor. biz de telefonla arayip istemek zorunda kaliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gene bilmemne yilinin yazinda bir gun. daha az once gittigim cdciden donmus, heyecanla yeni aldigim oyunu yukleyip bir an once calistigini gormek istiyorum. calistigini gormek istiyorum zira bilgisayarim max payne'i milat kabul eder, sonrasinda cikan hicbir oyunu ekran karti sebepleriyle calistirmaz, cocukluk hirsi ve sinirinin sorumlusu olurdu. neyse, yuklemeye basladik filan. o da ne? serial number soruyor. tabii ac telefonu, ara cdciyi filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhabalastik adamla.(artik o kadar cok gidiyoruz ki, taniyor beni) "filan filan oyunun serial number'ini koymamissiniz abi?" dedim, hemen dur bakiyim diyip iki dakikada da seri numarasini okumaya basladi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adet odur ki, yanlis anlasilmalara mahal vermemek icin seri numaralari gibi cok harfli olan gerecler kodlanir cesitli illerimizin adlariyla buralarda. abimiz basladi kodlamaya "kastamonu, rize, edirne, yedi sekiz, tire, yozgat.." diye. tabii ben ne yapacagimi sasirdim. basladim yazmaya dediklerini aynen "kastamonu, rize, edirne" diye. ama hizli soyluyor, yetisemiyorum. bir noktadan sonra sikerim boyle askin izdirabini deyip biraktim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;adam seri numarasini okumaya bitirdi. "tamam mi" diye sorunca ben de 'bir halt isleyip rezil olacak velet' sucluluguyla seri numarasini alamadigimi soylemedim. 'dur abi, sunu da bitiriyorum, heh heh" diyip birkac saniye bekledim sanki bir seyler yaziyormus gibi. sonra da "heh tamam abi, cok sagolasin, hadi bay" deyip kapattim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra ne oldugunu tam hatirlamiyorum ama sanirim cdci abiyi tekrar arayip tekrar istemistim. gene ayni sekilde soylemisti ve gene bir bok anlamamistim. sonradan da bir arkadastan yazili olarak alip rahatlamistim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyun kenarda duruyor, ama cdci abiye numara cekisimdeki utancim hala aklimdadir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4636603326663122709?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4636603326663122709/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4636603326663122709' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4636603326663122709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4636603326663122709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/turk-seri-numarasi-kodlama-sistemi.html' title='turk seri numarasi kodlama sistemi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6203446659284579405</id><published>2007-10-03T01:08:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T01:16:21.509+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>iki saati yasamak</title><content type='html'>bisikletin pedalini ilk cevirdiginiz, sevgilinizle ilk defa opustugunuz, sevgilinize ilk defa opustukten sonra uzun uzun sarilip kokladiginiz ve diger bircok degerli ani yasayarak hayatinizin oradan kopana kadarki kismini orada gecirdiginiz yerden ayrildiktan sonra beliren kronik aliskanliklardan birisi de saattir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkanizda biraktiginiz seylere bagli olan aidiyet hissinize gore artan bu aliskanlik cesidi, yeni dunyanizda kafaniza surekli hayatinizin gectigini vurup hayal kirikligi yaratan o malum kavram 'saat'e baktiginizda otomatik olarak bulundugunuz yer ile bir zamanlar bulundugunuz yerin saat farkini eklemenizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilk baslarda her ne kadar kafada hesap yapilip eklendikten sonra "aa bak simdi orada saat x" dense de bir noktadan sonra hareket gerek fizyolojik, gerek zihinsel olarak su icermis, yiyisirmis, dondurma yermis, jalapenonun etkisini gecirmeye calisirmiscasina otomatik hal aliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki saati yasamak pratikte nostaljiden ve ozlemden kaynakli buruk bir huzunden baska bir sey yaratmiyor ama bazi bazi saat farkina bagli olarak yatarken kalktiginiz, kalkarken sictiginiz, sicarken yattiginiz celiskili vakitler de oluyor. boyle vakitlerde iki vakti yasiyorsunuz. daha dogrusu yasayamiyorsunuz. arada bir yerlerde sikismis bir sekilde kalirken o an elinizden akip gidenleri ve elinizden ayrilisinizda gitmis olanlari dusunuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her turlusu eziyet, olum gibi. yasayacaksan bir saati yasayacaksin abi. bu budur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6203446659284579405?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6203446659284579405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6203446659284579405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6203446659284579405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6203446659284579405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/iki-saati-yasamak.html' title='iki saati yasamak'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6199532625159089482</id><published>2007-10-03T00:41:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T01:00:29.004+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>siyah post</title><content type='html'>zamaninda kendilerine conquistador deyip yeni dunyaya gelen adamlarin kiliksizca islere basvurmasindan sonra intiba goren siyahi insanlar, afrikalardan yeni dunyaya getirilerek calistirilmaya baslarlar. kendileri afrikanin cesitli yorelerinden kopup gelmis bu insanlar, bir insanin yasayabilecegi maksimum indirgenmis yasam standartinin altinda yasayip ustune bir de calistilarak dogunun ve dahi bati dunyasinin kitabina kapkara haykiran puntolarla "kolelik" yazilmasini saglarlar. her ne kadar yeni dunya kesifcisi merkantalizmci avrupali ibis "dunya bu, ne kadar para o kadar guc" deyip yuklense kolelere, yuklense insanliga da bu adamlar efendi olmus, suan dinledigimiz seylerin cogunun kokenini olusturmustur. o yuzden her ne kadar yurtdisina gitmeden once gitmis deneyimlilerin "zencilere guvenme" seklinde tavsiyesini dinlemek de fayda var ama bu tavsiyeden yola cikarak hayatiniz boyunca pesinden gideceginiz bir onyargi olusturmak pespayeliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bundan dolayi bu siyahilere her ne kadar ortamlarda irrite edici halde dolassalar da onyargiyla yaklasmak kadar kotu bir sey yok. (gerci simdi dikkat ettim de herhangi bir insana dogarken secemeyecegi seylerden oturu onyargiyla yaklasmak kadar aptalca bir sey yok.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu siyah mi siyah postun asil manasi siyah tarihi degil tabii ki. iki arada derede kalmis ben'in bir epilogu diyelim. prolog kisminin olmayacagini soylemek uzucu bir sey fakat lafi cevire cevire getiremedigim asil merak ettigim sey, bu dunya tatlisi siyah insanlari nasil adlandiracagimiz. zenci diye adlandirdigimizda ingilizce karsiligi "nigger" oluyor ki bir beyaz olarak bir zenciye nigger demek koskocaman bir yanlistir. uzun zamandan beri sanirim martin luther king'in ortaya attigi "afro amerikan"i kullaniyorum ama ne bileyim, o da cok garip duruyor sanki. deli gonul "siyahi" de diyemiyor cunku afro amerikandan da beter duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en zengin dil ayagina etrafta gerine gerine dolasip elalemin diline, cekimine, sozlugune gerek reelden, gerek fotosoptan ayar veren delikanli turkce'nin bu siyah insanlari nasil adlandiracagimizi bize soylemiyor olusu uzucu. tabii ortada turkce'nin bunu soylemis olup da beni bilmemem gibi bir durum var. o daha da uzucu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6199532625159089482?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6199532625159089482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6199532625159089482' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6199532625159089482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6199532625159089482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/siyah-post.html' title='siyah post'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-1832535540176615245</id><published>2007-10-02T23:58:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T00:21:40.019+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>objects in mirror are closer than they appear</title><content type='html'>amerika'da her arabanin yan aynasinda yazan bu ibare ne kadar aptalca bir ibaredir. amerikan insanlari cesit cesit. her turlusu, her corbaya kasik olmus olani var. haliyle malzemeleri de farkli. fakat ortalama her vatandasin lisesinde bir sikimlik fizik dersi aldigini varsayarsak.. of of.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu postu amerikalilar salak gibi salak bir cikarima heba etmek istemiyorum. turk gencliginin yegane sanatsal eylemi olan pembe yataklarinin karsisinda duran ayicikli boncuklu aynalarindan kamerayi kafalarina kirkbes derece tutarak fotograf cekmelerine oldum olali ozenmis, kendimi tuvaletlerin camlarina atmisimdir. kendimi her attigim tuvalette arkada duran orgulu havlunun sanatimin icine ettigini sezerek biraktigim bu arayisi starbucks'larin cikisinda veya herhangi bir yerinde bulunan aynalardan gerceklestirmeye calissam da haril haril etrafimda dolasan insan surusunun onunde yapamamisimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat bir gun hava gunesliyken ve gene siyah tisortumle bilmemkac haftadir yikanmamis kot pantolumu giyip alisverise cikmisken bu islemi hallettim. her ne kadar yuzeyi fazla buyuk olan bir aynada gerceklestirmissem de ayna gibi ortamlarda surekli "aynayi kim buldu biliyor musun? kumdan yapilmis olm!" geyiklerine kulak vermis, bu kutsal nesnenin uzerinden fotograf cekmenin gururunu yasadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalniz iste ben de arabadan inerken bacak arasi gozuken bir ece erken, bir paris hilton ne bileyim cameron diaz gibi dikiz aynanin azizligine ugradim ve kafamin birkac santim altindan gecen "objects in mirror are closer than they appear" yazisinin gecmesini engelleyemedim. olmadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama alttan bu yazinin gecmesi ve bu yazinin cevriminin yaklasik olarak "aynadaki objeler olduklarindan daha yakindir" olmasi ve tabii ki kadrajin icinde benim de olmam bu ise duygusal bir boyut katti. zira objektiflere siritmadan ayhan isik gulusu atan ben, bir obje olarak da bir nesne olarak da uzaktayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlar sevdiklerinden, ne bileyim dogup buyudukleri yerden uzak olunca da bir sekilde kendilerini oraya yakin hissetmek istiyorlar. bu hissiyati yasamanin ister vatan olsun, ister sevgiliniz olsun, genel olarak sevdicekten istekli veya zorla ayrilmis olmasiyla alakasi yok. zorla gidilen gurbet sadece alisma surecini zorlastiriyor ve kalici hadiselere yol aciyor ama istekli olarak gidilen gurbet de kalpte zamaninda surekli kufurler edip amina koydugunuz vataniniza ozlem duymaniza yol acabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse guzelim. insan farkli deneyimler yasayinca ya duygusal, ya sinirli ya da spesifik bir corba haline geliyor. ben de son iki-uc aydir duygusal ficicik oldum ciktim. dikiz aynalarinda baktim, kendimi taniyamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koptum geldim, aynadaki obje oldugundan daha yakin diyorum ben sana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-1832535540176615245?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/1832535540176615245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=1832535540176615245' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1832535540176615245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1832535540176615245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/10/objects-in-mirror-are-closer-than-they.html' title='objects in mirror are closer than they appear'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8455288183105372596</id><published>2007-09-19T23:49:00.000+03:00</published><updated>2007-09-19T23:50:34.207+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>cok coverlanmis sarkilar</title><content type='html'>paylasim ortamlarinda gezinirken haliyle cokca gordugumuz sarkilari olustururlar. ama o degil de efendim bu tur sarkilarin en kotu tarafi, paylasim ortamlarinda sirf indirilsin diye her turlu unlu grubun bu sarkiyi coverlamis gibi yansitilmasidir. ne bileyim bi' hotel california veya house of the rising sun filan olsun, limewire'a bakilirsa pink floyd, the doors, led zeppelin, eagles gibi tum unlu gruplar tarafindan coverlanmis sarkilardir. ama aciyoruz bakiyoruz, birkaci saglam cikiyor, hakki var coverlamislar. ama *morrison'in veya *plant'in sesini duymak istiyor deli gonul. ama yok, hem sarki amorf cikiyor, hem kimin oldugunu bilemiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;allah belasini versin boyle reklamlarin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8455288183105372596?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8455288183105372596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8455288183105372596' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8455288183105372596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8455288183105372596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/09/cok-coverlanmis-sarkilar.html' title='cok coverlanmis sarkilar'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-9129748931002963803</id><published>2007-09-19T01:59:00.001+03:00</published><updated>2007-09-19T02:00:19.468+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>konsept olmak</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;clementine : joel, ben bir konsept değilim. birçok kişi bir konsept olduğumu ya da onları tamamladığımı ya da hayatlarını kurtaracağımı düşünür ama ben sadece kendi iç huzurunun peşinde olan kafası karışık bir kızım. bana kendi dertlerini yükleme.&lt;br /&gt;joel : bu nutuğu iyi hatırlayacağım.&lt;br /&gt;clementine : seni tavladım, değil mi?&lt;br /&gt;joel : bütün insanlığı tavlamışsın.&lt;br /&gt;clementine : muhtemelen.&lt;br /&gt;joel : yine de hayatımı kurtaracağını düşünüyorum. bu konuşmaya rağmen. &lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bak ne guzel demis. konsept degilim. john lennon da demisti. hepsi diyor zaten. ama bi ben konsept oldum abi zaten&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-9129748931002963803?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/9129748931002963803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=9129748931002963803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/9129748931002963803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/9129748931002963803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/09/konsept-olmak.html' title='konsept olmak'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-486438849060944310</id><published>2007-09-15T21:24:00.000+03:00</published><updated>2007-09-15T21:27:27.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'></title><content type='html'>wendy:&lt;br /&gt;arkadaşlarıma ve istedklerıme karışamzasın&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;ozgur triplerıyle beenmıyosan benı..?????&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;ben boyleyım&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;bağımsızlıpıma aşıım&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;ve sen buna karışmazsn&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;kendımı deiştrmem&lt;br /&gt;wendy:&lt;br /&gt;hiç kimse için&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-486438849060944310?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/486438849060944310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=486438849060944310' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/486438849060944310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/486438849060944310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/09/wendy-arkadalarma-ve-istedklerme.html' title=''/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5586681346525582352</id><published>2007-07-30T01:01:00.000+03:00</published><updated>2007-07-30T01:06:32.411+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nostalji'/><title type='text'>eski dostlar sohbeti</title><content type='html'>genelde aileniz ve ailenizin bir kısımındaki, yani ana veya baba kısmındaki büyüklerin toplanması sonucu ortaya çıkan sohbetler hakikaten bazen eğlendirici olsa da bazen insanda kaçma hissi uyandıran sohbetler de olabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesela, eğer ailenin tek kısmındaki büyükler ve tabii ki onlara eşlik eden küçükler toplanmışsa, kendi ananız da babanız da aynı şehirde büyümüşse ve eskiden aynı şehirde büyümenin bazı gereklerini tatmışlarsa, ortada sürekli süregelen bir "eski dostlar"la alakalı sohbeti vardır. aynı şehirde büyüyen anne ve baba, aynı heyecanları paylaşıyor ve istanbul dışıysa genelde aynı komşuları bile paylaşıyor olabiliyorlar. en azından komşunun akrabası veya bir tanıdığı, daha bebe olan ana babanın anasının altın günündeki bir arkadaşı olabiliyor. haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle durumlarda ortak olan çevre ve tanıdıklardan dolayı "ah eskiden neydi öyle? embiye hanım ne güzel kısır yapardı, hacet teyze ne de güzel yufka açardı" gibi alıntılar yapmak şart oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;embiye teyzenin daha önce yanınızda tek sefer bile adı anılmadıysa, adından kaynaklı olarak biraz şüphe uyandırabiliyor. aynı şekilde hacet teyze de aklınıza ancak "iyi bir yufka acıcı" olarak kazınıyor. yani, sülalenizin bir kısmının tanıdığı olmalarının dışında aranızda herhangi organik veya inorganik bir bağ bulunmayan insanların hepsini silsile halinde bu sohbetlerde tanıyabiliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir noktaya kadar maceraları(embiye hanım nasıl kocasını azarlamış, hacet hanım nasıl oğluna ara gazı vererek profesör yapmış, şunun çocuğu napıyor acaba, bunun kızı kimle evlendi. ah ne maceralar onlar) dinlemek filan eğlendirici olsa da sonra sıkıyor. o yüzden aniden peçetenizi düşürüp yeni peçete almak için sofradan kalkarken, kimsenin sizi mutfağa giderken görüp de bir şeyi istememesine kasarak içeri kaçıyorsunuz ve sonra internete girip sanal dostlarınızla konuşmaya başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah, nerde o eski dostlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5586681346525582352?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5586681346525582352/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5586681346525582352' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5586681346525582352'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5586681346525582352'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/eski-dostlar-sohbeti.html' title='eski dostlar sohbeti'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2977621844741790671</id><published>2007-07-25T04:36:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:36:46.951+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>oks vs öss</title><content type='html'>bi arkadaşımın anlattığına göre şööle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"şimdi okase diye okunan bir sınav var. ortaöğretim kurumları sınavı diye geçiyor ve 8. sınıfta olan ergenlerimizi sağlam veya açıkta kalarak liseye geçirmeye yarıyor. bu sınav tek kere yapılıyor ve tekinde kaybedersen kötü lise demiyeyim de puanı düşük liseye gidiyorsun. içindeki dehanı her lisede istisnasız öldürüyorlar ama aslında ben çok çalışmıştım diyorsun, ama etrafındakiler keraneye gelir gibi okula geliyorlar, sıkılıyosun haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de öss var. ösese diye okunuyor. öğrenci seçme sınavı. lise4'ü bitirince giriyorsun. bu sınav senin çalışmana bağlı, gerçi istisnasız her sınav kendi çalışmana bağlı ama düşük bir liseye gittiğin için dershanelerde sürünüyorsun adeta. çünkü lisende düzgün ders öğrenilemiyor, sağolsun arkadaşlar. neyse ki öss'yi istediğin kadar eskitebiliyor, yıllarca girerek sınav çalışanlarıyla kanka olabiliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e abi, ortada bir sürü "öss kalkacak" var, bi sürü "öss kalksın var" öss'nin fazlaca girerek amına korsun ama oks'de böyle bir şans yokken neden öss kadar umrunda değil kimsenin? şaşıyorum buna abi. ya sen ne diyosun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de pis pis süzdüm. "sen şimdi sisteme karşı mı geliyosun lan?" dedim. hemen tırstı, yakasını düzeltti, burnunu kaşıyıp başka yerlere bakarken "aaaooeeyooek abii ya, öyle düşündüm, söyliyim dedim" diyor, mahçup oldu belli ki. sonra o yerli dizilerimizdeki meşhur hareketi yapıyorum. iki elimi yanaklarına vurmak suretiyle "seni bilirim ben canım, yapma, bilirim seni, eyieheeeyiheh" mesajını vererek "yapma bööle şeyler sadullah" diyorum. susuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2977621844741790671?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2977621844741790671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2977621844741790671' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2977621844741790671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2977621844741790671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/oks-vs-ss.html' title='oks vs öss'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5738068586942480745</id><published>2007-07-24T01:35:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T03:10:15.752+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><title type='text'>o mu bu mu</title><content type='html'>kırk yıllık forumcuyum ve tespit ettim ki, üstteki soruyu cevaplayıp alttakine soru sormak şeklinde gelişen ve genelde "o mu bu mu" diye anılan oyunların hepsinde kullanıcılar genelde kendilerinin yapmadıkları bir şeyleri soruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesela gece yatarken dişlerini fırçalamayan bir arkadaşımız alttakine "şş, alttaki. yatarken dişlerini fırçalar mısın" şeklinde kimbilir belki de özel hayata langırt diye giren sorular soracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabii, bu soruların en kötüsü "daha önce cinsel ilişkiye girip girilmediği"dir. yapmayın canlar, etmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5738068586942480745?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5738068586942480745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5738068586942480745' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5738068586942480745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5738068586942480745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/krk-yllk-forumcuyum-ve-tespit-ettim-ki.html' title='o mu bu mu'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5394530602103843791</id><published>2007-07-23T21:34:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T03:08:06.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'>bakma sevdalısı</title><content type='html'># sadece aşk, iğrenmeyi çekiciliğe dönüştürebilir.&lt;br /&gt;# doğaüstü müdahaleler anlamında mucizeleri genelde şeytanlar yapar.&lt;br /&gt;# her röntgenciye bir teşhirci ve her teşhirciye de bir röntgenci düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— alberto moravia&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5394530602103843791?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5394530602103843791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5394530602103843791' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5394530602103843791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5394530602103843791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/sadece-ak-irenmeyi-ekicilie-dntrebilir.html' title='bakma sevdalısı'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5578133955861797084</id><published>2007-07-23T01:34:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:34:40.886+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'>cinnet2</title><content type='html'>wendy: cıkıp cıkmamam seni ilgilndirmez&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5578133955861797084?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5578133955861797084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5578133955861797084' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5578133955861797084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5578133955861797084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/cinnet2.html' title='cinnet2'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2921730717074732225</id><published>2007-07-22T23:33:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:34:15.780+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'>cinnet</title><content type='html'>wendy:  beni hep cok kırıyosun&lt;br /&gt;wendy: cok&lt;br /&gt;wendy: kırıyosun&lt;br /&gt;wendy: hep&lt;br /&gt;wendy: benş&lt;br /&gt;wendy: ve bundan hiç hoşlanmıyorum&lt;br /&gt;wendy: benı bu kadar cok kırmaya hakkın olduunu düşünmuyorum&lt;br /&gt;wendy: kendıne hakım olamayan birinin tekısın belki de&lt;br /&gt;wendy: sinirlendıınde gozlerı akraran&lt;br /&gt;wendy: bundan hiç ama hiç hoşlanmıyorum&lt;br /&gt;wendy: benı bu duruma sokmaya hakkın yok&lt;br /&gt;wendy: hem de hiç&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2921730717074732225?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2921730717074732225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2921730717074732225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2921730717074732225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2921730717074732225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/cinnet.html' title='cinnet'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-705849472699387483</id><published>2007-07-20T22:32:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T03:07:52.827+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><title type='text'>gofret reklamları</title><content type='html'>son dönem gofret reklamlarındaki anlatıcı hanımlar bi harika. hepsi gofret yemeyi, çikolata içmeyi, ne bileyim bi antepfıstıklı ve krokan aromalı nefis zımbırtıyı sanki bi cerrahi ameliyatını canlı olarak anlatıyolarmış gibi anlatıyolar. o kadar ciddilikle ve ayrıntıları atlamadan, ki sanki bir noktayı kaçırırsanız onun o "buradan açınız"lı tırtıklı yerini bulamayacakmışsınız gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cyborg gibi karılar yahu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-705849472699387483?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/705849472699387483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=705849472699387483' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/705849472699387483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/705849472699387483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/son-dnem-gofret-reklamlarndaki-anlatc.html' title='gofret reklamları'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4955210216008653290</id><published>2007-07-20T21:32:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:32:53.656+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nostalji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>okuldaki müzik</title><content type='html'>ilkokulda iğrenç şarkılar vardı. hepsi de tüm çocukları tek kefene koyup öldürtecek nitelikteydi. berbat tekerlemelerle bezeli, aptallara hitap ediyorlardı. mesela yılbaşı şarkımız vardı. "yeni yıl yeni yıl hoşgeldin sefa geldin. aklım büyüdü şu kadar, boyum uzadı bu kadar. ya (bilmemne)x2 uzadı taaa aya kadar" son kısmında ellerini havaya kaldırman ve elini işaret edebileceğin en yüksek noktaya kaldırman gerekliydi. eğer kuru kuruna desen olmazdı. her ne kadar uzun boylu olan en yukarıya kaldırcaksa da bu sürekli yapılır, en uzun kaldırana hep gofret verilirdi. tadım. bazıları sıraların üzerine çıkıp en yükseğe kaldırsalar da bu sayılmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ortaokulda iğrenç müzik kitapları vardı. iğrenç şarkılar söylemezdiniz ama bu sefer de ya marş ezberlerdiniz ya da türkü söylerdiniz. bunları sözleriyle söyleyip bi de notalarıyla söylerdiniz. ritm vardı ama melodi yoktu. arkada kimse onu çalmazdı ama siz gene de söylerdiniz. önce hoca gelirdi sınıfa, ilk gelişi olduğundan sınıftaki herkes gam yapardı veya genelde türkü filan söylerlerdi. kimse parmak kaldırmadığında hep "oo, kimsenin medeni cesareti yok mu ya" derlerdi. hiçbirisi bir çatışmanın ortasında fikirlerinden, hakimin önünde eylemlerinden dolayı bulunmamışlardı ama türkü söyleyebilenin medeni cesareti olurdu, ucuz bi gaz verme lafıydı. biraz daha ısrar edince sınıfın en çılgın kız grubunun beyni parmak kaldırır ve şarkı söylerdi. sonra derse geçilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lisede de iğrenç müzik kitapları vardı. tek farkı biraz daha işin farkına varır "ne bu lan" filan der kitaba güzel figürler çizmeye başlarsınız. müzik kitaplarınız sadece gelecekte bir gün aileniz tarafından veya arkadaşlarınız arasında bir müzik aleti geçtiğinde bilmemenizden kaynaklı olarak "lisede size müzik aletlerini göstermediler mi olm" diye anılırdı. hiçbirisinin içinde müzik aletlerini tanıtan bir katalog bile yoktu. tübitak bile müzik aletleri kartları verirken müzik kitaplarının imaj olarak size verebileceği tek şey türkülerin üzerinde bulunan tematik fotoğraflar(yeşil ağaçlar, bir ormanın ortası filan) ve marşların üzerinde bulunan atatürk resimleri ve toplu postal fotoğraflarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eğer bir özel okulda okumuyorsanız, müzik hakkında bir şeyler öğrenebilmeniz için kasmanız gerekirdi. genelde, ki geneldenin kelime anlamı istisnalar da olabilir ama genel olarak demektir, özel okullarda müzik kolları vardı ve sıkı olmasa da işlerdi bunlar, bir çok müzik aleti tanıyabilirdiniz gitar, keman veya piyanodan başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama artık özel veya tüzel, herkesin bir şeyler öğrenebilmesi için kasması gerekiyor herhalde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4955210216008653290?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4955210216008653290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4955210216008653290' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4955210216008653290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4955210216008653290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/okuldaki-mzik.html' title='okuldaki müzik'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4543774379714194978</id><published>2007-07-18T21:29:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:29:36.097+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>live</title><content type='html'>genel olarak gruplarında davul, bas ve elektro gitarı eksik etmeyen grupların live diye nitelendirdikleri, hazırlık filan yapılmadan konser yapılmış kayıtları ne kadar da iğrenç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesela bir diskografya indirdiyseniz hemen o canlı kayıtları silmek lazım. aralarında güzel olanlar var kabul etmek gerekir ki. mesela pink floyd'un pulse'ı hiç fena değil. hatta güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca bu live'ın okunuşları da çok muhteliftir. "livv" diye okuyanları genelde "layv" diye okuyanlar aşağılar. büyük balık küçük balığı yiyor. adaletse biz de isteriz. gibi gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4543774379714194978?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4543774379714194978/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4543774379714194978' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4543774379714194978'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4543774379714194978'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/live.html' title='live'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2088031745285426488</id><published>2007-07-18T19:28:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T03:11:18.358+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'>şampiyonların kahvaltısı</title><content type='html'>o tablo, ben onu yapana kadar yoktu bu dünyada. ama artık var olduğuna göre, şehrinizdeki bütün beş yaşındaki veletlerin onu tekrar tekrar kopya ettiklerini, hatta ondan çok daha iyisini yaptıklarını görmekten duyacağım mutluluğu başka hiçbir şey veremez bana. benim yıllarca öfkeyle savaşarak bulduğum şeyi çocuklarınız rahat rahat, güle oynaya bulurlarsa şayet, buna en çok sevinen kişi ben olurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— kurt vonnegut&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2088031745285426488?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2088031745285426488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2088031745285426488' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2088031745285426488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2088031745285426488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/o-tablo-ben-onu-yapana-kadar-yoktu-bu.html' title='şampiyonların kahvaltısı'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8621656076517136621</id><published>2007-07-15T23:56:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:28:31.518+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>eski sevgili</title><content type='html'>bazen kızlarımız ilginç bir şekilde, belki tüyden yünden, belki de hakikaten haklı ve haklılığı tüm evrence kabul havada karada kabul edilebilir sebeplerden dolayı erkeklerinden soğuyorlar. garip değil, vaktinde olursa normal. ama genelde hep vakitsiz oluyor böyle şeyler. erkeklerin ilk aklına gelen sebep ne halt yemiş oldukları. yani kendilerinde değiller ve geçmişe dönüp acaba ne halt yediklerini düşünüyorlar. sonra bi halt yemediklerini keşfedince kafalarında kurmaya başlıyorlar. bunlar nedir? yok efendim pms midir, yok efendim birisine mi kızmıştır, yok efendim ailesiyle mi sıkıntılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bence akıllarını eski sevgili hadisesi diğerlerinden ziyade baya bi kurcalar. kafalarında her ne kadar etkisi geçmiş şeyler ise bu eski sevgililer, iki taraf için de halen bir şeyler taşır. geçmişe bağlılığın boyutuna göre er kişi, direk kopabilir, veya kopamaz. zaten başka da seçenek olmaz genelde. kopamayan bireylerimizi karşı cins tanıdıkça daha bi tırsar, ulan gene aklına eski sevgili mi geldi filan diye. iki taraf için de geçerli bu, iki taraf da "gene boş bıraktık sanırım" filan diyerekten telafiye girip kitapta okuduklarını mesajla göndermeye başlarlar. geçmişten kopmuşlar içinse herhalde bu anıdır, yani yaşanılanlar gereksiz ama ara sıra zevk için öylesine hatırlanan şeyler olmaktan öteye geçmez, dolayısıyla da eski sevgili er kişinin gözünde geçmiş kadar değerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyden öte, sanırım bu eski sevgililer kadar gereksiz bir şey yok. bunların alayı ileride hortlamak için hayatımızın bazı vakitlerinde beliren öcüler filan olmalılar. çünkü o anki ilişkide dirilip dirilip adamı krizlere sokuyor, ruh hastası yapıyor.(bakınız bu kadar mübalağa pek sağlıklı değil.) değersiz olsa da sizin gözünüzde, karşı tarafı tam anlayamadığınızdan dolayı kıllanıyorsunuz geçici soğuma anlarında. anlarım, arada bir motoru soğutmak, kendine filan gelmek lazım ama bu soğuma olayı da can sıkıyor. kısa cevaplar, somurtkan bir surat, isteksiz haller filan adamı çıldırtmaya yeter. cevap alınamayan sorular da cabası tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi burada eski sevgililere sövdük filan, hatta alayının "ileride hortlamak için hayatımıza girenler" olduğunu söyledik. ama bu hesapla gidersek o an yaşadığımız ilişki bile az ihtimal olsa da, çok ihtimal olsa da tarih olacağından, yani şuanki sevgilinin bir gün eski sevgili olarak anılacağından dolayı paradokslara, çelişkilere sürüklenip gidiyoruz. işin mantığı filan yok, eski sevgiliyi takmayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi' de burada laf ediyoruz filan, öyle anlaşılır bu eski sevgili hadisesi, kuyruk acın filan mı var denir. çünkü genelde içinde bazı şeyleri ukte bırakan pespaye insanlar yüzünden benim gibi homo sapiens'ler de zarar görüyor. neymiş efendim? bazı yaşanmamışlıklardan dolayı insanlar eskiden tanıdıklarına hınçla olabilirmiş. külliyen yalan, saçma sapan bir saldırış olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eski sevgiliyi korumam için bir neden gösterebilirseniz, hay hay, zevkle sataşmam. ama artık diğer insanlardan pek farkı kalmıyor, her şey bitmiş oluyor çünkü. karşınıza onların yerine sıradan bir insan alsanız, bir simitçi, bir pezevenk ya da sitenizin bekçisi, pek bir şey fark edeceğini sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana onlara sövmemem için güzide sebepler getirebilirsiniz. fakat o vakte kadar, allahın belaları eski sevgililer, bi siktirin gidin yahu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8621656076517136621?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8621656076517136621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8621656076517136621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8621656076517136621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8621656076517136621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/eski-sevgili.html' title='eski sevgili'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2268997927222070332</id><published>2007-06-22T22:05:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:26:20.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='allah&apos;tan diledim'/><title type='text'>gececi</title><content type='html'>gece güzel bir vakit. neden sızıp kalıyosun olm? gececi bi' sevgili arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da şöyle diyeyim, en iyi dostum kitap, kitaplar. oh.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2268997927222070332?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2268997927222070332/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2268997927222070332' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2268997927222070332'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2268997927222070332'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/gececi.html' title='gececi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2162263771333316496</id><published>2007-06-21T01:23:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T03:12:13.162+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='quote'/><title type='text'>yeraltından notlar</title><content type='html'># ben hasta bir insanım. içi öfkeyle dolu, çekilmez bir insanım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# sevmek benim elimden gelmezdi çünkü bence sevmek sevgiyi manevi olarak üstün tutmak demektir, zorbalık yapmak demektir. ben yaşamım boyunca başka türlü sevgi düşünemedim. hatta şimdi bile sevginin sevilen kişinin isteğiyle kendisini tutsak etmesi olduğuna inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# kadını kurtaracak olan, onu uçurumun derinliklerine yuvarlanmaktan koruyarak yeniden yaşama dönmesini sağlayacak olan biricik güç sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# siz korkaklığınıza "ölçülü davranmak" adını veriyor ve böylece kendi kendinizi aldatıyor ve avutuyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;— fyodor dostoyevski&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2162263771333316496?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2162263771333316496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2162263771333316496' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2162263771333316496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2162263771333316496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/sevmek-benim-elimden-gelmezdi-nk-bence.html' title='yeraltından notlar'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2629326494229908457</id><published>2007-06-19T20:11:00.000+03:00</published><updated>2007-06-19T20:12:33.981+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>şimdi ben bu küfürleri kime edeyim</title><content type='html'>işteyken patronundan azar yeyip sinir küpü halinde eve gelen bünyenin içinde biriktiği kadar desibelde haykırmak istediği yegane cümledir herhalde bu. ya da değildir lan, götümden uyduruyor da olabilirim en nihayetinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, şöyle diyelim biz, eve gelip sıcak bir duş almak istiyor er kişimiz. bekar evi tabii, kimse yok gündüz. musluğu açmaya çalıştığında suyun akmaması üzerine gidip kapıcıyı çağırıyor. "neden akmıyor hayri abi bu musluk" dediğinde kapıcının muzurca "eheh saaa haber vereceydim ben yohtun ama" demesi üzerine "peki abi, hadi selametle" deyip kapıyı yüzüne vurduktan sonra kendi kendine söylenilen cümledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"nasıl kurtulur bundan?" derseniz televizyonu açmayı deneyin. apartman tek antenden yayın yapmaya çalıştığı için evlerde 3-4 televizyon bulunması nedeniyle muhtemelen aşırı yüklenmeden çökmüş olacaktır. teknisyenlerin mesai saati yüzünden karıncalarla zamanınızı geçirmeye terk edilmiş olacaksınız. evet, şimdi tekrar hayri abi`yi çağırın ve o küfürlerinizi dilediğinizce edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kiminiz kimseniz yoksa da oturup "şimdi ben bu küfürleri kime edeyim" diye hayıflanın, elleriniz buruşana kadar soğuk suyun altında kalın, ardından bağıra çağıra küvetten çıkarken ayağınızı kaydırın ve kafanızı yarın. kafanıza elinizi koyun, acısın, ama hafif olsun yaramız. ardından bir şeyler koymak için dolaptan pansuman alın, delicesine acıyana kadar bastırın. zaten bastırdığınızda başınız hafiften ağrımaya başlayacaktır. sonra gidin yatın uyuyun. sinir filan kalmadı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2629326494229908457?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2629326494229908457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2629326494229908457' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2629326494229908457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2629326494229908457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/imdi-ben-bu-kfrleri-kime-edeyim.html' title='şimdi ben bu küfürleri kime edeyim'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7728302648954894407</id><published>2007-06-19T01:26:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:25:09.591+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tespit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><title type='text'>taksilerin önündeki nal</title><content type='html'>açıkçası sık sık rastladığımız bir olaydı bu ama yazmak bugüneymiş, kısmet nasip falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elimde bir klişe var ve ben bunu kullanayım diyorum. sanırım bu nal çakma hikayesi tamamen şans getirmesinden ibaret olan bir şey. en azından halkımıza, dünya halklarına böyle anlatılıp böyle yazılıp çiziliyor, bu civarlarda öyle uygulanıyor. taksilerde, ev kapılarında, iş kapılarında, bilmemnerelerde orta asya'dan getirilmiş, duruma göre metal veyahut bildiğin nal çakılıyor, niçin? çünkü şans getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hınzırlar. daha çok ben bunun diğer galaksilerdeki taksici ağbilerimizle iletişime geçmek veyahut yaygın bir ifadeyle "uzaylıdan korunmak" için kullanılıyor. şimdi uzaylıdan korunmak meselesini taş atmaya kadar indirgemiş olsak bile bence orta asyadan göçtüren bu at, bizim en değerli hazinelerimizden biri. sonuçta at avrat silah üçgeni üzerine kurulmuş bir yaşantısı olan atalarından ne olursa olsun birkaç gen alıyor. silahın değerini biliyoruz, kimi yerlerde ikincil çük olarak kullanılıp cinsel muhabbet esnasında muhtelif şekillerde kullanılabiliyor, değerli bayaa. e işte, avrata verilen değer de belli, insanlar yalnız kalınca fellik fellik kadın arıyorlar, bir duygu ortağı değil, daha çok kadın vurgusunda birleşiyorlar. geriye kalan nal ise bence hepsinden değerli olsa gerek ki araba gibi insanın imajını adeta gözler önüne seren bir nesneye takılan şey, nasıl değerli olmasın ki? bilhassa taksicilerin bunu yaptığını düşünüp askerde avratınızın silah olduğunu söylersek, taksicilerin avratlarının arabaları olduğunu söyleyebiliriz ki insan avradına takılacak bir şeye nasıl özen göstermesin? (oha, bağlantıya bak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her neyse, görüldüğü üzere, atın değerli bir şeyi olan bu nal, atın nazarındaki değerinden dolayı bizim de nazarımızda değerli. türlü sebeplerden dolayı taksilerin, arabalarımızın önüne takılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amacından bahsedemiyorum, ama bir kozmik güç var, evet.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7728302648954894407?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7728302648954894407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7728302648954894407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7728302648954894407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7728302648954894407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/07/taksilerin-nndeki-nal.html' title='taksilerin önündeki nal'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-3850673622206271594</id><published>2007-06-19T01:18:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:19:54.901+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>mini etekli lise kızları</title><content type='html'>allahım, düşünsene lan blogır ağabey, nasıl bir keyword'dür bu. google'dan kaç kişi çeker, nasıl olur. harika bir anahtar kelime olmalı bu, böyle mini etekli tematik bir yazı dizisi hazırlasak çok tutar, kimbilir, belki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-3850673622206271594?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/3850673622206271594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=3850673622206271594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/3850673622206271594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/3850673622206271594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/mini-etekli-lise-kzlar.html' title='mini etekli lise kızları'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-1550746781644421457</id><published>2007-06-18T13:53:00.000+03:00</published><updated>2007-06-18T13:57:45.967+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><title type='text'>rastlantısal cancan</title><content type='html'>sokakta gezerken şımarık kahkalarıyla duyduğumuz, etrafımızda çoğu zaman birer asilzadeymişcesine gezen, etraftaki ilgiyi kendi üzerine çekmek için gereken herşeyi yapan, ne yazık ki bu özelliklerini yeni tanıştığı okul arkadaşlarından almış olan kişilere verilen ad.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha da açarsak bir kızımız yepyeni bir okula gider ve yepyeni yüzlerle tanışır. o zamana kadar derslerini yerinde yapan, biyolojik saatinin genel işleyişini kaçırmayan bu zat, yepyeni okulundaki yepyeni arkadaşlarıyla tanışırken şans eseri aslında kişiliklerinin uyuşmadığı bir kişinin yanına oturur. işte tam o noktada olaylar gelişir ve er kişimiz yavaş yavaş değişmeye başlar, işe bir de ortamın rehaveti ve aslında kendisi gibi olmayan arkadaşlarına özenmesi karışınca bir değişim, resmen bir devrim adını alır. kökten inme bir değişim yaşar. yepyeni o, aslında o değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu açıdan baktığımızda zatımızın, cancan olup olmaması okulundaki numara sırasına veya utana utana sınıfa giriş zamanına bağlıdır. hatta, hani baştan beri sevmediği mehmet`in bir saniyelik karar değiştirmesiyle o arkadaşının yanına oturmasına bile bağlıdır. gene farklı bir açıdan baktığımızda bilmemne yerinden kanat çırpan bir kelebeğin başlattığı hava muhalefeti nedeniyle, zaten bozuk olduğu hava aniden boşalır ve okula ilk girenlerden biri olur. bu durumda oturacağı kişi bir ihtimal değişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldı ki talihsizlerin dünyasında, rastlantılara yer yoktur. er kişimiz zamanla ailesinden soyutlanır ve tamamen ayrı bir kişiliğe bürünür. nitekim ardına baktığında, adeta eve çamurlu ayakkabıyla girmekte olduğunu fark eder. eğer zekiyse durur ve düşünür. genelde kendini aklamaya çok meraklı kişiler "ulan zaten tanri insani camurdan yaratti" deyip geçerler. bildiğimiz manada zeki olanlar ise, bilinçli davranarak bütün sorumluluğun üstünde olduğunu kavrar. ama oluşan bu hal, sanıyorum ki kurtulamaz bir durumdadır. demin dedim ya, durur ve düşünür. talihsizlerin dünyası deyip geçer muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ergenliği geçip iş hayatına atıldığında her zaman bazı yitik duyguların ihtiyacını iliklerine dek hisseder. keşke yapmasaydım diyerek yaptığı hataları gözden geçirir. bu sefer er kişimiz, biraz daha büyümüştür. zaten o özenti arkadaşı var ya, bu noktadan sonra ona afedersiniz orospu gibidir. aslında kaşardı o lan diye düşünür sırf kendini avutmak için. keşke ayakkabılarımı çıkarsaydım eve girerken der, yada ne bileyim elimi silmeye alıştırsaydım diye hayıflanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman geçmiş, devran dönmüştür. bir ara aklına hani o kaşar dediği arkadaşını araştırmak gelir. aslında ne güzel olur bir muhabbet çeviririrz falan der. zaten dökük olan ücra muhasebe bürosunda, sadece patronun odasında telefon vardır. zaten elinde telefonu yoktur ama hafiften tırsar patrondan. bilmezsiniz ki ne pis bir adamdır. 21 yaşına kadar adalar`da büyümüş, sarı dişli, büyük omuzları olan bir yaratıktır aslında. öyle pistir ki, işe girerken çamurlu ayakkabılarını hiç çıkarmaz. odasını temizlemeye gelen temizlikçiyi odasına buyur etmez. hep "ben temizlerim vre kadın" der. içinde siktir edip internetten aramaya karar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ismini yazıp google yazdığında karşısına dökülen sonuçlara inanamaz. aslında bunun bir rastlantı olduğuna inandırır kendini. kız büyük şirketlerin birinde genel müdür olmuş biridir. hasetinden çatlayası gelir, acayip kıskanır.&lt;br /&gt;bu andan sonra içinde rastlantılara karşı inanılmaz bir tutku oluşur. kızın genel müdür olmasını, onunla tanışmasını, bulunduğu pis büroda bulunmasını talihsizliğine bağlayarak "rastlantısallık" ile kendini avutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte bu şekilde, kızın alacağı sıfat rastlantisal, canan olan isminden gereği de sıfatının tamlaması eskiden o şımarık kızın hitabı olan cancan olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-1550746781644421457?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/1550746781644421457/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=1550746781644421457' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1550746781644421457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1550746781644421457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/rastlantsal-cancan.html' title='rastlantısal cancan'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7960663585900002909</id><published>2007-06-17T01:16:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T01:27:56.845+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><title type='text'>ensest</title><content type='html'>engellenmesi için insanın doğası gereği karşı cins kardeşler arası kötü koku gibim bir şey salgılatan bir olay bu. çoğu kız/erkek kardeşinizin, daha doğrusu size karşı cins olan kardeşinizin size epey kötü kokması bundanmış, bir savunma mekanizmasıymış anacım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu ya böyledir, ya da gidin yıkanın. ben öyle diyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7960663585900002909?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7960663585900002909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7960663585900002909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7960663585900002909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7960663585900002909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/ensest.html' title='ensest'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2446315752758174508</id><published>2007-06-11T21:24:00.000+03:00</published><updated>2007-06-11T22:49:19.665+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>tehlikenin farkında mısınız</title><content type='html'>genelde bu şeyi böyle hayatın en güzel şeylerinden bir tanesi gibi lanse edenleri pek anlamıyorum, anlamaya da çalışmıyorum. zira olay öyle bir hal aldı ki, artık sürekli bir tehlike var, biz bu paranoyanın içindeyiz. ve evet, sürekli tehlikenin farkındayız, sağolsun cumhuriyet o güzel projeksiyonlardan bir tanesini bizi doğrultarak bizi sağdan çarptı, gözlerimizi açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değil de sonra da çıkıp yok dış mihraklarmış, yok bölünme tehlikesiymiş. ne demiştim, sürekli bir paranoya halindeyiz ve bir sürü paranoya sözcükleri döküp örneksiz paranoyalar manifestoları yazıp paranoyak triplere giriyorsun. lan nasıl bir iştir bu anlamadım? bu arada cumhuriyet beyin ne dediği kimsenin umrunda değil. belki adam diyor ki: "ben 1938'den beri korkularla büyütülüyorum, yok tehlikeymiş, yok farkında mıymışız. hayır nereden tehlike var da ben göremiyorum. tamam, görebiliyorum, belli dönemlerde tehlike var, fakat bazıları ülkenin sürekli ateşte kaynadığının sanıyor olmalı, ha bitecekmişim, ha üzerine gerildiğim ülke bölünecekmiş. o değil de canlarım, başkalarının korkularından beslenen birisi her vakit var, korku büyük bir araçtır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lan, neymiş, 16 mayısta 100 yıl geri gidiyormuşum. hele bir soluklansaydık yiğidim, nereye? sürekli korku, sürekli dehşet, sürekli konforsuz şartlar. bir yerlerde bir şeyler var ve o bir şeyler bir gün bizi ısıracak ve bir gün o bizi ısıran şeylerden ötürü bizlerin elindekiler yok olacak. sürekli endişeliyim, sürekli tetikteyim. eskiden komünizm geliyordu, sonra irtica geliyor oldu,sonra tayyip erdoğan cumhurbaşkanı olacak diye velvele oldu, şimdiyse sağolsun, yurdumun bekçisi evimin güvencesi askerimiz yepyeni bir tehlikeyi işaret ediyor: rap rap ayak sesleriyle gelen demokrasi. bir dakika, karıştırdım. demokrasi patır patır gelirken evimin güvencesi rap rap geliyor. rap rap da değil, msn'den geliyor, internetten geliyor, o da artık bizden biri. (kimbilir, belki de yakında paşalarımız bir mail kadar bize yakın olacaklar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değil de canım, tehlike var aslında. var, fikir adımının 16 yaşındaki bir çocuk tarafından ülkendeki madde aracılığıyla öldürülmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tehlike var lan gibi. etrafımızdaki hayalet görenler, hayaletlerin dirildiğini söyleyenler, bizi bir nevi tırstırmaya çalıştırıp tektip yapanlar, sürekli bir şeylerden korkmamızı sağlayarak paranoyadan paranoyaya yelken açtıranlar, bizi hep güvercin yapanlar, fesatçılar ve tabii ki sayın paşalar, bilebiliyoruz ki onlar bir falcıdan öte bir şey değiller, metafiziki birer varlık da değiller, bu ülkenin kurtarıcılarıysa hiç değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tehlike var canım. ülkede bu kadar çözüm bulunması gereken sorun varken senin kafanı ideolojilerle bozup peşinden gittiğini söylediğin atatürk'ün fikirlerini filan anlayamaman, her hareketinin pragmatizmden yoksun kalması, pratikte yarar getirmeyen bu hareketler silsilesini "türkiye cumhuriyeti" için yapıyor olman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, falcılar ve diğerleri, bir korkuya karşı uyardığını belirtme ayağına korkuyla beslenenenler, siz ve sizin gibiler, hepiniz birer tehlikesiniz ve sıktınız artık canım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2446315752758174508?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2446315752758174508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2446315752758174508' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2446315752758174508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2446315752758174508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/tehlikenin-farknda-msnz.html' title='tehlikenin farkında mısınız'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-2293617014743488837</id><published>2007-06-11T19:26:00.000+03:00</published><updated>2007-06-11T19:30:37.620+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>sadece sen x değilsin</title><content type='html'>bugünlerde karşılaşabileceğim en şahane cümlelerden biri bu olsa gerek. kimin tarafından söylendiğinin önemi çok büyük olsa da bence burada tecahül-i arif yapılıyor. zira bildiğimiz üzere karamsarlık öyle çok matah bir şey değil, aramızda dolaşan kimi korkakların hata yaptıklarında arkasına sığınacakları bir duvar. evet, biraz karamsarlığın iyi olduğunu söyleyebiliyoruz, fakat tüm ruhu ele geçirdiğinde bu karamsarlık, fena sonuçları doğurabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha ziyade "sadece sen x değilsin" tipi cümlelere bakmak lazım, çünkü bu bir kalıp. genelde hatalarından dolayı bir şeyin arkasına (bu karamsarlık da olur, başka bir şey de olabilir) saklanan insanları saklandıkları yerden çıkartmak konusunda gayet vurucu bir cümle bu. bencilliğin tavanlarında gezinen insanların ne yaptıklarını bilmeden etrafa savrulmaları sonucu ortaya çıkan istenmeyen durumlarda insanlar tek bir şeyi gösteriyorlar parmakla ve o şeyin kendilerini korumasını bekliyorlar. yara alan kişi de(tabii kime göre, neye göre yara alıyor bu kişi? bilemiyoruz) bu vurdulu kırdılı cümleyi sarf ederek bir balans ayarı çekiyor, "haydi canım, tek sen yoksun, sadece sen x değilsin" demeye getiriyor. hatta bazı bazı "ben de x olayım o zaman, tam olur" filan deyip insanı x olmaktan da caydırıyorlar, üstüne üstlük de kapalı bir tehdit sözkonusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;x olup olmamak konusunda emin olamıyorsunuz, sonraları sorun çıkarmamak için "acaba içime mi atsam?" diyorsunuz, fakat bazen elinizde yeterli güç olmuyor, bir şey olmayacak kadar taakat sahibi olmuyorsunuz, işte o vakit sorun oluşturabiliyor. farklı mecralara akmadıkça bu şey, pratikte yararlı bir işe de dönüşmediğinden keskin sirke kübüne zarar verir misali, sirke dibinizi kazıyor, kabınız filan yıpranıyor. bu durumda gene yaptığınız hataları yapıyorsunuz, bazı şeyleri x'ten ötürü yapmıyorsunuz, yapamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu durumda kalıyorsunuz öyle ibiş gibi. ne x olarak yaşayabiliyorsunuz ve çevrenizdekilere huzur veriyorsunuz, ne de içinizdeki x'i engelleyebiliyorsunuz. defalarca kendinize "tamam artık, bitti, x filan olmak yok" diyip soranlara "bıraktık ağabey artık kötü huyları" deseniz de bir vakit geçiyor, gene aynı hatalar tekrarlanıyor. yapsanız bi dert, yapmasanız bi dert, iki ucu boklu değnek. sürekli başa dönüp aynı hataları yapıp kendi kendinize aynı lafları söylediğinizde x olmak sadece bir kavrama dönüşüyor. x oluyorsunuz veya x olmuyorsunuz, olay tamamen bundan ibaret oluyor. suçu çoğu zaman başka taraflarda arasanız da x olduktan sonraki cezanızı x olmaktan dolayı pişman olarak geçiriyorsunuz, tıpkı önceleri bu hatayı tekrarlayıp pişman olduğunuz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canı en acıtansa daha kendini anlayamadan karşındakini anlamanın bir hayal olduğunu bilmenin yanında elinize promosyon olarak hata yapıp x olduğunuzu söylediğiniz bazı insanlardan (belki de haklı olarak) şunu duymak oluyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"sadece sen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;karamsar&lt;/span&gt; değilsin, bunu aklından çıkarma"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-2293617014743488837?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/2293617014743488837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=2293617014743488837' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2293617014743488837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/2293617014743488837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/06/sadece-sen-x-deilsin.html' title='sadece sen x değilsin'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5950933832800664087</id><published>2007-04-07T23:48:00.000+03:00</published><updated>2007-04-07T23:50:43.048+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>sgt. pepper's lonely hearts club band</title><content type='html'>bir beatles klasiğidir "yandım çavuşun kırık kalpler sosyetesi". rock tarihinin unutulmaz albümü, denecek sözün kalmadığı keskin bir uçurumun kenarında bekleyen 4 kişilik bir orkestranın yarattığı tarihin ilk konsept albümü, kapağı için bile alınabilecek, progressive rock tarzının ilklerinden bir şaheser, 4 kişinin zirveye ulaştığı saf nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;129 günde tamamlanan bu albüm beatles`ın dönüm noktasını oluşturur. 4 kişilik orkestra müziklerine saykodelik hava ile bilindik melodiler dışında notalar katarak tüm insanların dinleyebileceği şekle getirir albümü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sırada rock tarihinin henüz pişen grubu, pink floyd`un da saykodelik seslere sahip the piper at the gates of dawn`ı yapması ayrı bir ilginçliktir. hatırladığım kadarıyla bu iki 4 kişilik grup da stüdyolar arasından geçen seslerde birbirlerinden etkilendiklerini açıklamıştır. her şeyden öte abbey road stüdyosunun kantininde sohbet etmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca kendisi grubun -en azından john lennon ve paul mccartney kişileri- lsd etkisinde yapılmış bir albümdür. bunu hissedebilirsiniz. ayrıca tartışmalı parça "Lucy in the Sky with Diamonds" da vardır ki baş harflerinden koskocaman bir LSD'niz olur. her ne kadar john lennon buna oğlunun anaokulundan döndüğü zaman elindeki bir resimin ismi dese de, klibindeki mesaj apaçıktır, görebiliyoruz bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse işte, bu albüme ruhen hazır olmanız için gereken anahtar lafımız "all you need is love"dır. sevgidir canım tek ihtiyacınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok seviyorum onu ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5950933832800664087?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5950933832800664087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5950933832800664087' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5950933832800664087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5950933832800664087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/04/sgt-peppers-lonely-hearts-club-band.html' title='sgt. pepper&apos;s lonely hearts club band'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4553589086765749173</id><published>2007-04-07T23:40:00.000+03:00</published><updated>2007-06-01T21:32:52.881+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>internetteki dişiler ve onlara hatun diyenler</title><content type='html'>bogazici üniversitesi ve türkiye'nin en iyi üniversitelerinde eğer internet etiği değişmezse 2066 yılında verilmesi beklenen bir tezdir bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;internette dolaşırken oldukça çok görülen, dişi demek yerine hatun kullanılması olayıdır. ne yalan söyleyeyim, zamanında ben de küçük yaşın getirdiği yalan olgunlukla ortaya atılmış bir söz olduğunu düşünmüştüm. ama olayların içine girmemle birlikte aslında böyle bir trend şeysinin atıldığını rahatça görebildim. halen de görmekteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hatun, taa eskilere dayanan bir laftır. hakan`larin kadınlarına verilen bir addır. soyluydu, soylu olduğu kadar da kudretliydi. kadının öteden beri yönetimde yer alırken kullandığı bir sözcüktü. zamanla dilimize internet jargonun getirişi olarak yerleşti, bir nevi pelesenk oldu. öyle ki, "pirt yapan dişiler" yerine "bztt yapan hatun kişisi" veya "pirt yapan hatun" kullanımı arttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuvvetle muhtemel, kitlelerin büyük bir hızla bunun benimsemesinde argo bir kelime olması yatıyor fakat bunun dişinda sadece erkekler kullanır bunu dememiz de tarihe, bize yakışmaz. aslında hatunların da kendilerine hatun demesi ortaya çıktı. tarihteki en büyük sorunsal değildi ama bu kullanımdan hoşlanmayan dişiler, dişi yoldaşlarının kendilerini aşağılarcasına kullandığı hatun lafını duydukça üzüldüler. üzüldükçe hatun lafına kin bağladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepsini kenara itelim en iyisi. "karı" demekten daha iyi olan hatun, "dişiden de kötüdür. olsun, hatun güzel bir kelimedir, söylenirken ağızda güzel bir tat bırakır. online komunitelere bulaşan trolller misali, kolayca ortaya uyum sağlayıp ağza pelesenk olur, üstte gördüğünüz gibi mübalağa sanatı kullanılarak yapılmış-oluşturulmuş sorunsalların tek sebebi olarak gösterilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özetle, mazlumdur hatun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ek: saçmalık. saçmalarken götüme çomak sokmaktan başka bir şey yapmıyorum. hem zevk için yazdım ben bunu. ben de hatun diyorum tabii!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4553589086765749173?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4553589086765749173/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4553589086765749173' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4553589086765749173'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4553589086765749173'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/04/internetteki-diiler-ve-onlara-hatun.html' title='internetteki dişiler ve onlara hatun diyenler'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7622711586907347614</id><published>2007-04-07T23:32:00.001+03:00</published><updated>2007-06-01T21:32:50.445+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>copy paste değil alın teri</title><content type='html'>insan psikolojisinin varlığından beri ortaya çıkan o fasa-fiso süreçte, bazı zamanlarda bir şeyi yapıp bunun sonuncunda aferin beklemek olarak vuku bulurken, son zamanlarda seviştiğini belirtme isteği ve bilimum duyuru isteğinden sonra ortaya atıldığını sandığım, internette olan bir yazarın[bu benim de girebileceğim bir kategori] copy paste diye niteledikleri gibi uzun yazı yazdıktan sonra yazısının sonuna yazdığı, sanırsam bir sevinç, bir çeşit uzun yazı yazdığını belirtme isteğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nicedir, bu lafın ne kadar gereksiz ve mantıksız olduğunu düşünmekteyim. zaten internet yazarlarına verilen yazma olayı, bildiğim kadarıyla standart olarak kısa yazı girmekten ibaret olarak vaat edilmedi. bu çelişkili zamanlarımda, o fantastik dünyalarında yeşerttiği enteresan yazılarını bitirirken uzunluğuna bakıp edebiyat sınavında uzun kompozisyon yazan inek gibi, temelinde "acaba takdir edilir miyim?" sorusunu güden "acaba kaç puan alırım" lafını sarf edip byte`nı kafasından hesaplayarak tatmin olmuşçasına "hah!" tepkisini sarf etmek, burada yazan iki bacaklı, iki kollu, benim gibi yaşam formlarına vaat edildi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parlayan gözlerinizi tam buradaki şatomdan, gökyüzüne açılmış projeksiyon gibi gökyüzünde iki kol ve iki bacaktan ibaret şekilde görebiliyorum. fakat nicedir de internette yazı yazmanın "nicelik" ve "nitelik" kısmına takılmış bulunmaktaydım. uzun uğraşlarım, gerek arkadaşlarımla, gerekse her zaman yaptığım işler ve okuduğum gazetelerin mottolarından ürettiğim beyin fırtınaları ile bu olay hakkında düşünmekteydim. ta ki o malum geceye kadar. bu mahrem anımı dilerseniz sizin gibi bir yaşam formuyla paylaşmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gece, miskin miskin televizyon başında pinekliyordum. arkadaşlarım ben otururken içeriye bir şekilde girmiş olmalılar ki, balkonda beliren silüetten korktuğumu itiraf etmeliyim. aslında beni asıl korkutan bu olmadı. eve kadın getirdiklerini söylediler. nitekim ben böyle süprizleri sevmezdim. fakat kadınlar şaraptır lafını da asla unutmamışımdır. neyse, bu gibi gereksiz lafları bir kenara bırakalım. kadınların hepsi çirkindi. ama sayıca fazlalardı. yaşam formlarınızın bu şeyi kavrayabilmesi işi kelle başına dökeyim: bizdekilerin hepsine 4 kadın düşüyordu. olayı anlaşılamaz kılmak için ise ne yaptığımızı anlatmaya bile gerek uymuyorum. aletimi hazırladım, çarşafları üzerinde madeni para sekecek şekilde gerdirip düzelttim. çünkü ben bir simetri hastasıyım. hümanist duygularım ağır bastığından, karşımdaki kişi bir fahişe bile olsa da onu bir insan olarak kabul ederim, her şey yerli yerinde olması gerekir bir kişi geldiğinde. hazırlıklar bittikten sonra kızlar bir tarafa, biz de bir tarafa geçtik. bizim giyinik kalacağımızı söyleyip onların soyunmasını istedik.dilerdim ki, kadınlar güzel olsun, biz bakmaya doyamayalım, güzel kadın görmemiş işlemez vücutlarımıza bir nebze ateş verilsin. olmadı. güzel değillerdi. çirkinliklerini saklamaya lüzum bile görmüyorlardı, çünkü önemli olan sayı diye düşünüyorlardı, ne olacaklarmış, yeterlermiş. hiçbir zaman naylon poşeti de sevmediğinden kafalarına poşet geçirmeyi denemeyedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çarşafı tekrar gözden geçirdikten sonra aletimi alarak yavaş yavaş çarşafa sürtmeye başladım. tam o anlarda kızlar epey heyecanlı duruyorlardı. fakat bu iş içimden gelmiyordu. istemeye istemeye bu işe devam ettim. yaparken aklımdan "keşke az olsaydı da öz olsaydı" diye geçirdim. aslına bakarsanız, bu fikir bütün iş boyunca kafamı sarıp durdu. işte bu noktadayken karar verdim ben. önemli olan bir şeyin niceliği değil, niteliğiydi. nicelikle nitelenen eylemleri ortaya çıkardığınızda kitleleri etkileyici bulmayan o minimalist insanların dikkatini çekemezsiniz. bu insanlar hep oradadır ve sizi izlerler. her zaman niteliğe önem verirler ve sizden az olsa bile kaliteli şeyler beklerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bu hikayenin böyle biteceğini sanıyorsunuz. sonuç olarak varmak istediğim nokta, kızlarla ne yaptığımız veya kızların ne kadar çirkin olduğu değil, ısrarla denen şeyin, yani ne kadar çok yazı girersen o kadar iyi lafının yanlış olduğudur. böyle bir laf sarf edilmedi, görebiliyorum. fakat orada şahane kızlar olsaydı bilirdim ki, herkesi aletim olan fırçamla, boş tablo olarak kabul ettiğim çarşaf ile sanatımı icra ederek etkileyebileceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalnız insan düşünen bir varlık olduğundan ve aklına gelen her şeyi fikir olarak niteliğinden kalite konusunda sürekli bir subjektiflik payı arayarak "kime göre, neye göre?" şeklinde değinmektedir bu konulara. laflarıma dikkat ediniz, kalite lafını size yutturmak için "nitelik" lafını kullandım. fakat dikkatlice bakınız, zaten temelinde kalite ve nitelik aynı şeylerdir. her ne olursa olsun, çok yazı giren sözde "şah"ların da, az yazı giren minimalist yazarların da gözünde bir beğeni kazanmak, bir yazarın erişebileceği kalitede doğru yolda olduğunu onaylar niteliktedir. fakat bazıları vardır ki, uzun uzun yazarlar fakat hiç mi hiç birilerinin görüşlerini beklemezler, şüphesiz ki bunlar yazmak için yazan sahte aydınlar, apaçık budaladırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toparlamak gereği hissediyorum. internet ortamlarında telaffuz edilen "copy paste değil alın teri kardeşim" lafı gayet gereksizdir. vaatlerinizi nicelikle gerçekleştirirseniz sizin bir pezevenk olduğunuzu anlarım, fakat nitelik açısından takdire şayan yazılar girerseniz sizin bir yazar olduğunuzu, hem de kadınlardan anladığınızı anlayabilirim. lütfen internet alemine çirkin kadınlar değil, afroditler getiriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ek: tüm bu yazdıklarım saçmalık.bilin.&lt;br /&gt;----- "you bastards!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7622711586907347614?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7622711586907347614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7622711586907347614' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7622711586907347614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7622711586907347614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/04/copy-paste-deil-aln-teri.html' title='copy paste değil alın teri'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6630057516219033855</id><published>2007-04-07T23:11:00.000+03:00</published><updated>2007-04-07T23:12:13.793+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>değişim deneyi</title><content type='html'>böyle bazen geçmişte yazdıklarım çelişkilere bakıyorum, hani şimdi çok çabuk değişiyormuş filan ya, cidden büyük bir değişme gözlüyorum. bu da bir zamanlar yazdığım, sonradan da bozduğum bir yazıdan. ilki çok öngörüsüz bir yazı. yani elle tutulur yanları var bana göre. [misal, halen elif şafak'ın tam kitap çıkartacağı vakit röportaj vermeye başladığını düşünüyorum.] sonradan yapılan düzeltme de çok vurdumduymaz. misal, ilk halimle o düzeltmeyi yapmazdım. ikinci halimle de ilk yazıyı yazmadım. böyle çetin bir çelişki işte. tarihime not düşeyim diye yazıyorum, işte o yazı ve düzeltme:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"çok yapay bir yazar. tabii betimlemeleri güzel, tanımlamaları çok güzel yapıyor. sadece ün yapmak için kitapları çıkmadan önce röportaj veriyor, hiti artsın diye. aslında sadece kitapları çıkmadan önce desek kötü olur, zırt şurdan-zırt burdan sürekli gazetede mantar gibi beliriveriyor. sait faik gibi rahat birisi bir eli balda, diğeri yağda öyle yaşıyor. yapmaya çalıştığı ticaret için, para için yazmak da değil. bu hanımın yaptığı sadece ün için yazmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bombası da koparıverince iyice alınır kitapları herhalde: ermeni soykırımı. ermeniyle az anışı olan bu yazar orhan pamuk`ün çemberinden geçip ün kazanmak istiyor, normaldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bizlere daha çok depresyondaki bir genç kız havası veriyor. süzülüşü,bakışı hepsi "ayh kafam çok karmaşık, yazmam lazım. daha çok, daha çok. belki kafamı dağıtırım" dedirtebiliyor insana. hem zaman gazetesinde yazıyor bu hanımımız. haydi boşver demek yanlış olur. ekmek-pasta ikilimeninde kalmış, röportajlarında sanki asilzade, sanki bir yazarla değil bir kontesle konuşuluyor. yurdum falan da yok diyormuş ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de kitaplarını ingilizce yazacakmış. "hoyt" diye tepki verip birisinin ona hitap ettiği insanların turkiye de olduğunu, okuyanların da benim senin gibi insan olduğunu belirtmesi lazımdır." --10.03.2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"tam x ay önce böyle demişim ama şimdi bazı fikirler değişiyor haliyle. elif şafak halen gözümde depresyondaki genç kız temasını koruyor. lakin 301`den yargılanması gözüme sempatik görünmesine yol açtı. ayrıca hiti artırsın diye röportaj yapılıyor dedim ya, aslında öyle değilmiş. özetle, bu girideki düşünce oldu. fikirlerim tamamen değişti, gelişerek değiştim veya değişerek geliştim ha. ne fark eder?" -- 05.10.2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesela şimdi ikinciyi de bakıyorum, o da hatalar taşıyor. ilk olarak 301'in etkilerinin ne olduğunu gördürebiliyor bize. daha da mazlumlaştığını, daha masum hale geldiğini görebiliyoruz. ikincisi, üstte belirttim, halen hit için röportaj yaptığını düşünüyorum. hem bunu tahminimce tek ben değil, birçok edebiyat camiası da düşünüyor. öyle tahmin ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte, böyle garip bir şey. 10 ay sonra neredeyse birkaç kalıptan başka bütün düşüncelerim değişmiş bir kişi hakkında. o yüzden neymiş efendim? bundan sonra ergenler bir konu hakkında net ve keskin yorumlardan kaçınmalı, yaparsa da kesin fikirlerin göte gireceğini bilmeli, hemen agnostik olmalı. teey teey.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6630057516219033855?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6630057516219033855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6630057516219033855' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6630057516219033855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6630057516219033855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/04/deiim-deneyi.html' title='değişim deneyi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-1074223766888716976</id><published>2007-04-07T20:14:00.000+03:00</published><updated>2008-12-10T09:17:36.496+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>abbey road</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_dyCyfSeiuDg/RhfRHNKoEoI/AAAAAAAAAAM/TgAYbgdRT8M/s1600-h/abbey_road.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_dyCyfSeiuDg/RhfRHNKoEoI/AAAAAAAAAAM/TgAYbgdRT8M/s320/abbey_road.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5050735428842820226" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;bu albüm, beatles abilerimin en sevdiğim albümüdür desem hiç de abartı olmaz. gerçi okuyanlar nereden bilecekler, o yüzden açıklayayım hemen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu albümün en sevdiğim yanı, kapağı.[sağda gördüğünüz şey] gerçi buna daha sonra değineceğim ama bu albüm, the beatles adında bir grubun 11. albümüdür. 1969 çıkışlı bu albüm anlatılana göre epey cıvıl cıvıl, iyimser, ironik bir havada çekilmiş bir albümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;abbey road, hayatımdaki bir kavram olup da iki olguyu kapsayan bir kelime grubudur. abbey ingilizce lisanında "manastır" anlamına gelirken, road ise bildiğimiz "yol"dur. ama hani bazen olur ya, kelimeler bazı şeyleri ifade etmek için gereksiz olur. alegorik cümleler bir olayı veya olguyu en başından sonuna kadar birkaç kelime ile özetleyebilir. işte abbey road da böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;abbey road, kıyıda köşede kalmış bir sokaktır. aslına bakarsanız, gayet değersiz bir yoldur. evet, bir yoldur sonucunda. yani üstünde zebra misali çizgiler olan, neresinden kimin geçeceğinin açıkça belirlendiği, tipik bir ingiliz sokağıdır. hani düzenli, yeşil ve çizgiler daha yeni gibi olanlardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu albüm ki let it be`den önce böcek abilerimizin yaptığı son albümdür. albüm çok çok iyi olmasa da bir konsept olduğu açıktır. yani bir konu etrafında dönüp dolaşır, şahane parçalara ve sololara ev sahipliği yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana göre bu albümün yaratıcısı paul beyindir. albüm sırasında etrafına neşe saçtığı rivayet edilir. her ne kadar tüm böcekler müzik yaşamlarının sonlarına yaklaştıklarını bilseler de "aşk! sevgi! oş!" nidalarıyla geçer albüm kayıtları. gene rivayetlere göre, albümün kapağı da paul`a aittir. albüm kapağı, abbey road adlı sokakta yapılır. ayrıntılarda solda duran bir volkswagen beetle çarpar göze, hemen ardından zıpır paul`u görürüz. çıplak ayakları ve bu sene kaldırılması gündeme gelen elindeki sigarasıyla yürümektedirler. volkswagen beetle, oradaki bir apartmanda oturan bir adamındır[e doğal olarak] onu oradan kaldırmak isterler fakat ne yazık ki yaz aylarında olduklarından dolayı sahibi tatildedir. oracıkta kalır. aslında pek de fena olmamış ya, bugünlerde almanyadaki volkswagen müzesinin en nadide köşelerini süslemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dinlerken hiçbir duygunun üstünüzde gark etmeyeceğini bile bile dinlemeniz gereken, bana göre gark ettirmemesi yüzünden birden nostaljinin o soluk sekansında lambası kırık bir ingiliz sokağında pusarık ingiliz havasının soğununun iliklerinize işlerkenki ambiansa götürecek olan tematik albümdür bu albüm işte.[oy oy][yaa!]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: şimdi baktım da ne kadar yapmacık bir dil kullanmışım yahu, sonradan düzeltebilirim bunu.[hem bunu neden yazdın diyenler olabilir, özeleştiri diyelim geçelim.]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-1074223766888716976?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/1074223766888716976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=1074223766888716976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1074223766888716976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1074223766888716976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/04/abbey-road.html' title='abbey road'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_dyCyfSeiuDg/RhfRHNKoEoI/AAAAAAAAAAM/TgAYbgdRT8M/s72-c/abbey_road.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8076142782430613483</id><published>2007-03-12T17:14:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T02:00:18.837+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>charles darwin</title><content type='html'>bu adamın gündemimde uzun süredir kalması bende onun hakkında yazma isteği uyandırdı. şimdi bu adam var ya, türklerin gelişmemiş bir millet olduğundan değil, ırk olduğundan bahseden sansasyonel, sansasyonel olduğu kadar da yakışıklı bir adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1809`da ingiltere`de doğmuştur. doğduktan sonra attığı teoriler ile kimilerinin "aslında maymundu, kendini savunmak ve avutmak için böyle yaptı" demesine, kimilerinin tanrıyı öldürdüğünü iddia etmesine, kimilerinin ise komplekse girip "beni darwin yaratmadı ki" demesine yol açmıştır. teorileriyle gündemde kaldığı kadar da din ve bilim dünyasını şuan bitmesi pek olası gözükmeyen bir kargaşanın içine sokmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iddialarının temeli, tüm canlıların ortak bir atadan geldiğidir. bu bağlamda insanlara dair iddiasını ise, maymun ve insanın ortak bir atadan, primat`tan geldiği şeklinde yapmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bu adamdan daha çok, maymundan geldiğini iddia ettiği insanların, gelişmemiş bir ırkı olan türklere karşı laflarından bahsetmek isterdim. fakat bunu böyle alıp "darwin kötüdür" deyip kendisinin bir quote`ını gözüme sokan vatanseverlerin mustafa kemal atatürk`ün "en hakiki mürşit ilimdir" lafını doğru idrak edebildiğini sanmıyorum. adam araştırma yapmış ve böyle demiş. kaldı ki darwin`in bu iddiaları gerçekten kanıtlanabilmiş teoriler de değildir, yani o kısır beyninize göre düzenlersek, darwin türklerin gelişmemiş bir ırk olduğunu söylediği diye gelişmemiş olmazsın. hadi diyelim, bir gün kanıtlandı bunlar. diyelim gelişmemiş oldun. ne yani, sırf ırkına laf atıyor diye "darwin yalan söylüyor" mu diyeceksin? eh seni velveleci, sen nelere kadirsin. kendisi bir hristiyandır. çok kararsız bir insandır. dedesi erasmus darwin`dir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o değil de muhtemelen iddialarını bu ülkede sözde bilim etiği çerçevesince reddedecekler harun yahya ve dadaşlardır. stop. (şimdi burada "bilim etiği çerçevesi" nedir yahu filan diyenler olabilir, en azından ciddi şekilde deyip sıyrılayım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nedense çok seviyorum ben bu adamı. çok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8076142782430613483?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8076142782430613483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8076142782430613483' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8076142782430613483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8076142782430613483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/03/charles-darwin.html' title='charles darwin'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-626576809479047688</id><published>2007-03-12T16:17:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T01:49:22.653+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>ayar vermek</title><content type='html'>&lt;p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;çoğu zaman ideolojisi gereği saygı duyulmayı beklemeyip zorunlu kılan bir husus olsa bile bir takım kişilerin saygı göstermekten öte onu küçülterek yok saymaya çalıştıkları, halbuse yok sayıldıkça varlığı artacağı bilinmesi gereken bir olgudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanlığın başından beri var olduğunu düşünmemizi engelleyecek bir şeyin olmaması da bu olayı abuse etmeye çalışan dangalakların, ne tür bir olayın içinde olduklarını idrak etmesine sağlayacak niteliktedir. adem ile havva`nın dünyaya getirilişinden beri insanlık, yahut insanlığın bazı kesimleri ateşle birilerine ayar verme güdüsü içinde olsalar bile, bazı kesim ise ısrarla ayarın hiçbir şey olmadığını bağırmakta ve ayar karşıtı yazılar yazmaya devam etmektedirler. bu noktada kaçırılan şey ise bu olgunun tam ne olarak neye benzediği, ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanların salyalarını saça saça birbirine laflar söyleme geleneği, çoktan beri bu piyasada ve 1950`lerin kıraathane atışmalarında ayar olarak kabul edilmektedir. halbuki ayar müessesi gayet hassastır. herkesin anlayamamasını gerektiren bir olaydır. yani çevremizde gördüğümüz fasafiso laflar ayar olamayacak kadar basittirler. basitlikten kastım, lafların kasılmayarak ağızdan çıkması durumudur. tarih boyunca verilmiş ayarlarda da görülür ki, insanlar ayarlarını verirken, olayı açıkta bırakmayacak, ayar aldığı kabul edilen kişinin hiçbir açık aramamasını sağlayacak nitelikte olmasıdır. kısaca ayarda aranan nitelikten sadece birisidir bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ondan ziyade, ben ayar karşıtı fikirlerini ortaya atıp ayar veren insanlara ayar verenlerden bahsetmek isterim. bu müesseseyi itinayla harcayan veya yok sayan tipler var. bunları çevremizde gözle görebiliyoruz, somut hepsi. ben bunlara adem ile havva`dan esinlenip lilith demeyi tercih ediyorum. çünkü&lt;br /&gt;lilith`ler asla arkaplanda kalmak istemeyenlerdir. bunları da çevremizde görebiliriz. bunlar da ne yazık ki somuttur. aslında, harcayan insanlara tahammülü olmamalı kimsenin. çünkü dediğim gibi, yok sayan insanlar ayarı yüceltmekte iken harcayan insanlar ayardan insanları tiksinmekte ve bütün insanları ayarı yok sayan insanlar dönüştürme potansiyeli gütmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son zamanlarda çok popülerleşen bir şeye değinmek istiyorum. insanlar ayar vermenin bir meziyet olduğunu savunuyorlar, veremeyenleri kınıyorlar. bunun bir rekabet olarak ortaya çıkması, tabii ki benim gibi bazılarının da işine geliyor. fakat ayar, terminolojisi gereği epey şeyler ister. herkesin ağzına yakışmadığı gibi, jargonunu sahip zatı kral edip, ağzı dönmeyenin ise sakızı dimağın damağına takıldırıverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özetle, ayar elmadır. ayar vermek, alıp o elmayı birisine yedirmek değil, o elmayı istenen kişinin kafasına atmaktır. daha doğrusu, atıp bir şey yapmamış gibi davranmaktır. burada verilen ipuçları kendi bilgilerimle sınırlı olsa da, bana kalırsa bir ayar bir kişiye direk olarak verilmemeli, dolaylı yoldan alışveriş yapılmalıdır. her neyse, ayar hazzı, elma üzerini sakız ile çevreleyip onu o değişik tadıyla yemeye benzer. kafasına isabet ettiremeyenlerin atmaması gereken bu şey, atamayanın saçlarına yapışır, çıkmaz. eğer isabet ettiremiyorsanız, üstündeki sakızları çıkartmadan çöpe atın veya alıp tadıyla yiyin. abuse etmeye çalışanlara aldırmayın. ayar verme sekansına başlamadan önce besmele niyetine ruhunuzu bu ibadete hazırlayın. elmayı yemeyi veya isabet ettirmeyi de, dozajı bakımından ruha olumsuz etkisi fazla olan isabet ettirememeyi de, elmayı çöpe atmayı da kabullenin. sahi unutmadan, sakın elmayı attığınızı söylemeyi belli eden sözler sarf etmeyin, "ben ayar verdim" yerine düşenin yanında olup "ayarı sana kim verdi mirim" diye olaya yaklaşınız. annesine çişini yaptığında bağırarak tuvaleti inleten çocuklar gibi, bir şeyi yaptığını, yapıp da bitirdiğini belirtme isteği olmuyor, buradan mal gibi gözüküyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-626576809479047688?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/626576809479047688/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=626576809479047688' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/626576809479047688'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/626576809479047688'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/03/ayar-vermek.html' title='ayar vermek'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-1947324857100759495</id><published>2007-03-11T06:49:00.000+02:00</published><updated>2007-03-11T01:49:13.296+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fantastik'/><title type='text'>mezelerde tedirgin bir sazanım</title><content type='html'>en şehvetli konuların döndüğü masalardaki en ateşli dakikalarda, ağızlara götürülen rakı kadehlerinin şangırtılarının kahkalara karıştığı bir anda, kandilden gelen kısık ışıkla aydınlatılan bir masadaki mezelere bakar insanlar. akabinde göze sazan dolmasının kestirilmesi sonucu sözkonusu mezemize tam çatal batırılırken alkolün verdiği etkiler silsilesiyle akla cansız nesnenin canını acıtmamak için çaba harcayan çocukluk gelir, hemen ardından bir şey duyulur birden. işte! kişinin duyduğunu sandığı, sazanın yaşamına dair en net lafıdır bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sazan mıyım bilemiyorum ama bir sazanın ulaşacağı en faydalı nokta, masalara meze olup, evdeki karısının baskısından kaçan bıkkın yaşlı amcaların alkol kokusu dolu nefes borusundan geçerek mideye karışmaktır sanırsam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat şuan biliyorum ki, icten ice birkac cevreci yazar bana bu cumlelerde hak vermiyor, hatta birisine beslenen bir kinin verdigi ateşle bana sazanin dunyamizdaki yararini anlatan sayfalarca dokuman gondermek istiyorlar. bilirim ki duşunduklerim kimseyle uyuşmaz. sirf bundan dolayidir ki cikip bana agzina geleni rahatca soyleyenler olur. cunku ben yillarca baligin sirf zekaya zeka katan ozelligi sayesinde yendigini sanmiş, halen de baligi yemek de bir anlam bulamayan bir insanim. evet, nereden bildin recep? balik pek sevemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;halbuki mezeler oyle degildir, mezeler farklidir. ana sicaklardan gereksiz olarak bahsedilirken, bunun oncesinde masalara getirilen mezeler bir yariş ortaminda yenir. en kucuk mezeden bile tat alinirken, agza takilan buyukce kilciklar yutuverilir. biraz kafa yorunca bunun sirasiyla alakasi oldugunu rahatlikla duşunebilirsiniz. fakat ondan degildir bu. eger bir restoran ana sicagi başta da getirse sazana saygidan midir bilinmez, vefali muşteriler "meze de meze" diye bagirinacaklardir. isyan bile cikabilir. cunku insanoglunun yaradilişi geregi suya donme ozlemi vardir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"aha! bu bir celişki! insan toprak gelmiştir" deyip bana ozel mesaj icin hazirlanan parlak gozlerinizi gorur gibi oldum. ama hayir, ben thales`i babam gibi beller severim kucuklugumden beri. aslinda insan hem suyu sever, hem de ondan korkar bazi bazi. suyu yuceltir, icindekilere ayri bir saygi duyar."insan işte azizim!" deyip geceriz genelde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzatmayayim, hal boyleyken şuan birisi cikip "aslinda yillarca kandirildin. baligin zekaya etkisi yok!" diye bir tespit yapsa, ardindan cok sevdigim bir arkadaşim sirf bana inat yaparcasina mailime "fw: ahaha balik hk!!!1111" diye mail atsa, ne yalan soyleyeyim, hic de şaşirmam. cunku baliklara başindan beri guvenmez insanoglu, hep mezelere oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yuzdendir ki, sazanlar sevilir, yenir, bunun gibi net tespitler yapip bunlari cesurca bagirmalarina ragmen zevkle mideye boylatilirlar. bir de "sazanlar duşunemez cunku sazanlar her şeyi bilirler" diye bir iddia var. orasini "bilemicem", ama işte boyle!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-1947324857100759495?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/1947324857100759495/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=1947324857100759495' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1947324857100759495'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/1947324857100759495'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/03/mezelerde-tedirgin-bir-sazanm.html' title='mezelerde tedirgin bir sazanım'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8800595057825360915</id><published>2007-02-27T18:30:00.000+02:00</published><updated>2007-02-27T17:51:01.049+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>magna carta</title><content type='html'>dedim ki, madem magna carta diye bir şey var, böyle el üstünde tutulup herkes tarafından hürmet ediliyor, kendimce saçmalayayım, bu sırada da tarihi gerçeklikten sapmayayım, öyle de bir yazı olsun dedim. şimdiiii;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1215 yılında imzalanmış bir ingiliz belgesi olmasının ötesinde tarihin kilometre taşlarından anayasal düzende tarihi sürecin neredeyse en önemli resmi belgelerinden birisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında her ne kadar öyle ahım şahım görünse de aslen papa 3uncu innocent ve ünlü kral john(halk tarafından pek iyi anılmazdı bu)nun baronlarının, dönemin kralının yetkilerini kısıtlamak, daha doğrusu yetkilerinin resmi şekilde ifade etmek amacıyla yapılmıştır. anayasal düzenlemeler dediysek de öyle yok kölelik kalktı, yok dünya barış içinde yaşıyor diye bir şey düşünmeyin. çünkü bu belge bir vatandaşlık düzenlemesi değildir. öyle ki, bu anayasal belge der ki, kral şunları yapacak, şunların sırtını sıvazlayacak, sonucunda yapacakları şeyler kraldan üstün sayılacaktır. yani öyle temelinde magna carta, dönemin yüce ve şahsiyetli din adamlarının bir oyunudur. legalleşme sürecinde yasaların adaleti işletmeyeceği hakkında güzel bir örnektir. bir de tarihin tozlu sayfalarından çıkınca, şapkayı önümüze alıp düşününce aslında kanunların adaleti sağlamadığını, sadece kanunların insanların hakkını alabildiğini görebiliyoruz. tam o noktada kafanıza sinekler uçuşarak bir takım tereddütler gelebilir. yasaya göre yasa gücünü ezilmiş halktan ve onların din adamlarından alır. fakat magna carta, 1215 yılında tamamı yazılan bir belge değildir. zamanla, özellikle ortaçağ`da tamamlanmış bir belgedir. bu bakımdan skolastik dönemde din adamlarının halkın ve dünyanın üzerinde söz söyleyebilirliğini biliyorsunuz. bu bakımdan da mevcut düzendeki asillerin yapılabilecek işlerin yapılabirliğini biliyorsunuz. işte şimdi de görüyorsunuz. ta o zamandan beri hak, kanunlar yoluyla hukuk üzerinden elde edilir bir şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunları geçersek orijinali günümüze kadar gelmemiştir, fakat en eski nüshası 1225`te bir ingiliz hayırsever kralın yayınlamasıyla olur. dünyada 4 kopyası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında bir de dünya tarihine karşı gözlerimizi kaparsak ingilizlerin tarihinde çok önemlidir bu. çünkü 13. yüzyılda çıkardıkları bu belge fransız ihtilali`nden fazla etkilenmemelerini sağlamakla kalmamıştır. fakat oluşturuluş açısından apayrı şeylerdir. çünkü fransız ihtilali, krala karşı toplumun haklarının gücünü "güç" olarak kabul ederken, demin bahsettiğim gibi, magna carta ferman`ı asillerin haklarını gözetir, din adamlarına da birkaç kabuklu yemiş atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eklemek isterim ki, bazılarının hala fesatından çatladığı bir fermandır. neymiş efendim, "türklükte özgürlük varmış da neden anadoluda böyle bir şey çıkmamış", yok "çıkmış da acaba haçlı orduları gelip yakmış mı" gibilerinden çokça tiz sesler etrafta gezinmekte. adamlar ne diyor, dünya tarihi diyor değil mi? insan dünya tarihinden söz ederken milliyetçi duygularını bir kenara bırakıp hiç yoktansa bir süre boyunca globalleşmeye çalışır. hayır, bu zatlar türk eğitim sistemine toz da kondurmazlar işin kötüsü. savundukları tüm milli şeyler onlar için bir kutsal değermiş gibi korurlar. halbuki magna carta bir evrensel belgedir. dünyanın ortak mirasıdır. yani bir bakıma senindir, benimdir. hadi bunları da geçtim, hazmedemiyor bazıları bunu. her ne kadar temelinde din adamlarına hak verilmesi, asillerin yüceltilmesi gibi noksanlar bulunsa da bunun dünya anayasal tarihine yaptığı katkılarına karşı işeyemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözlerimi bitirirken, birilerini öpme sefasını bir kenara bırakırım ve bu belgenin 39. maddesini zevkle quote ederim:&lt;br /&gt;"özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak veya hapsedilmeyecek veya mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak veya kanun dışı ilan edilmeyecek veya sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her ne kadar asillerin kıçını garantiye almış olsa da belki bilinçsizlikten dolayı demokrasi tarihine "vatandaşlık hakları", hukuk tarihine ise "anayasal üstünlük" gibi terimler hediye etmiş libertatum, magna carta libertatum`u.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8800595057825360915?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8800595057825360915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8800595057825360915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8800595057825360915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8800595057825360915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/02/magna-carta.html' title='magna carta'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-6578854704257304063</id><published>2007-02-27T17:50:00.000+02:00</published><updated>2007-02-27T17:46:27.244+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>yine de şahlanıyor (tercihen "aman")</title><content type='html'>namludan yeni çıkmış ağır merminin kokusuyla, ıssız sokaklara renk getiren bir hasan mutlucan klasiğidir bu kesinlikle, darbelerde radyo ve televizyonlarda çalınan, fakat bu haliyle tonton paşamızın yardımıyla bir nevi mehter marşı olmuş türkü olmuş sanki.(öyle duruyor) yani dikkatle görebiliyoruz ki, zorlama şekilde bir "darbe alarmı" haline getirilmiş bu şarkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayır, bırakın bu alengirli cümleleleri. yahu sanki bu haliyle bahar aylarının gelişiyle artan libidonun getirdiği ereksiyon halinin vahimliği üzerine söylenmiş gibi durmuyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugünlerde hep bahar ayı tematiğinden gidiyorum ama öyle sanki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-6578854704257304063?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/6578854704257304063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=6578854704257304063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6578854704257304063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/6578854704257304063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/02/yine-de-ahlanyor-tercihen-aman.html' title='yine de şahlanıyor (tercihen &quot;aman&quot;)'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5633986757921298941</id><published>2007-02-26T23:50:00.000+02:00</published><updated>2007-02-26T23:41:19.585+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izm'/><title type='text'>sekülarizm</title><content type='html'>geçen zamanda(yazmadığım zamanlarda) canım sıkıldı, önüme kocaman &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/-izm%27ler_listesi"&gt;izm listesi&lt;/a&gt; koydum ve gözlerimi kapayıp listeden bir izm seçtim. işte o da sekülarizm idi. neymiş diye araştırdım ve doğru/yanlış, şöyle yazı çıktı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;latince sæculum kelimesinden -dünya anlamına gelir- türeyen, secularism olarak izm`lerde yerini alan, devlet ve dinin tamamen ayrılmasını güden bir akımdır. temelinde çokça farklı dallar bulundursa da üzerine yapılan tanımlar sanırım "laiklik bu!" laflarıyla sınırlı kalmakta olduğunu görebiliyorum. bu yüzden bu olaya açıklık getirmek şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;salt anlamıyla secularism kelimesinin terminolojik anlamda yamultularak türkçeye geçtiği sekülarizm, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması bakımından laiklikle benzerlik gösterse de onlar farkı dünyaların insanlarıdır. nitekim, sekülar işleyiş liberal devletlerin anayasa temellerine dayanıp halkın din yaşamından elini tamamen çekmektir, bunu güder. fakat laik devletler daha çok dini ögelere karşı belirli siboplar oluşturarak teokratik düzene göre -tabii ki- az olarak halkın dini yaşamını etkiler. kaldı ki laik devletlerdeki diyanet başkanlığı da söz ettiğim bu sibopa örnek teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görüldüğü üzere halk, sekülar yönetimlerde hayatını asla dine göre ayarlamaz. laiklikte de bu böyle iken bazı siboplarla devlet üzerindeki dini ögelerin etkisi yadsınamaz şekilde görülmektedir. bu bakıma ateizm`in uzaktan olarak devlette şekil bulmasıdır. çıkış amacı bakımından, kilise ile devleti tamamen ayırmayı güden bu izmde tanımlar hiçbir dini temel taşıyarak yapılmaz, olaylar, kavramlar ve bilumum hayatsal ögeler dünyevi bir temele dayandılarak yapılır, yapılmaya çalışılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gel gelelim, laikliği buna değişmeyecek insanların var olduğunu bilebiliyoruz. fakat şu var ki, laiklik de bir devlette laiklik tanımı anayasal olarak tanımlanıp, devlete karşı oluşan dini tehditleri bastıracak bir tanımlama olsa da sekülar devletlerde anayasal düzende sekülarizmin numunesini bulamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünüyorum da bunu "laiklik ile sekülarizmin farkları" başlığına yazsam daha iyi olurdu fakat kendi çapımda laiklikle karşılaştırmalı tespitlerime devam ediyorum. isterseniz biraz da bu işin terminolojisine bakalım. hani o kadar türkçeye yamultularak geçirilmiş dedik, biraz açalım bunu. sekülarizm, zaman içinde latince&gt;fransızca&gt;ingilizce olarak şeklini almış, kökeni latince olup "dünyevi" anlamına gelen bir sözcüktür. laiklik ise, fransızca olan laïque kelimesinden türemiş bir sözcüktür. aralarındaki fark, laikliğin sekülarizmden biraz daha sert olmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldı ki oluşumları bakımından bakarsak olaya, laiklik fransadan gelmiş, kökten inmeci olarak adlandırılan, kuralları sert bir akımdır. zaten söz edildiği üzere laiklik yakından olarak sekülarizmle akrabadır. 1789`daki devrim sonucu ortaya çıkan "laiklik", zamanının şartları bakımından sert bir tutum izler ve akrabası olan sekülarizmden hiç söz etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözkonusu laiklik, bulunduğu toplumlara karşı biraz daha dogma şeklini alır. çünkü dediğim gibi, tüm bu olayların nedeni, bu kavramın oluştuğu tarihsel tabandır. sekülarizm ise biraz daha somutluk arar olaylarda. hiçbir olayda kesin doğru olarak yaklaşmaz. zaten sekülar felsefeyi benimsemiş toplumlarda dini mekanizmaların olaylara hiçbir şekilde müdahale edici yetkisi yoktur. sekülar felsefenin savunucuları bu felsefeyi laikliğin bir ötesi olarak söylerler. çünkü sekülar toplumlarda halk sekülarizmin doğru veya yanlış olmadığını pek düşünmezler. onlar için asıl olan "dinin devletten keskin bir çizgiyle ayrıştırılması" olayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üstte sözünü ettiğim "ateist devlet" lafını değiştirmek isterim. her ne kadar bu iş biraz böyle gözükse de akımların bize yaptığı bir oyundur. temelde hiçbir sekülar devlet halkından ateist olmasını istemeyeceği gibi, sekülar halklar kendilerini dindar saymakta, dinlerini bu sistemle iyi yaşadıklarını söylemektedirler. tanrının var olup olmadığını, üstten bir yerlerden bizi izleyip izlemediğini sorgulayan ateizm de bir keskin çizgiyle sekülarizmden ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sekülar tanımların yaratıcı babaları, sekülarizmin tek bir kanatta incelemeyeceğini vurgulamış, bunu etik, toplum, devlet, yargı gibi bir çok dala ayırmıştır ki üstte bahsettiğim farklı teoremleri kapsaması da bu yüzdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyle. yaaa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5633986757921298941?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5633986757921298941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5633986757921298941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5633986757921298941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5633986757921298941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/02/seklarizm.html' title='sekülarizm'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4219973652031983602</id><published>2007-02-25T16:40:00.003+02:00</published><updated>2007-04-07T22:27:08.733+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>komunizm gelecekse onu da biz getiririz</title><content type='html'>açıkçası, bir darbe kültürün savunucusu olsam, beyinleri kapatıp herkesi koyun yapmayı hedefleyen birisi olsam mottom bu olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zamanında adını hatırlamadığım bir siyasi tarafından bir halka seslenişte söylenen, yapılabilir rejim değişikliğini ancak ve ancak devletin yapacağını öngören, bu değişikliğin devlet denetiminde sürüp ilerleyeceğini anlatan bir sözdür bu.  ileriki zamanlarda[1980 ve civarı] yönetimin askerileşmesi sonucu bir çok askerin yakaladıkları solcu gençlere "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;lan olm bu memlekete &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;komünizm lazımsa onu da biz getiririz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;, siz kim oluyorsunuz&lt;/span&gt;?" şeklinde dedikleri bir laftır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca tüm zamanlarda öğrencilere eğer okulun dolduracağı formu öğrenci doldurmuşsa mudur tarafından "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;lan olm sen kim oluyorsun, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;devlet misin sen&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;" şeklinde söylenegelmiştir. ki bu olayı bizzat da yaşamışlığım vardır. o yüzden bana kalırsa bu laf, çok süper totaliter rejimin dallarından topladığımız kirazların sadece bir tanesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğerlerini baskı kura kura öğreneceğim paşam. harbiden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4219973652031983602?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4219973652031983602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4219973652031983602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4219973652031983602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4219973652031983602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/02/komunizm-gelecekse-onu-da-biz-getiririz.html' title='komunizm gelecekse onu da biz getiririz'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7751093220904435773</id><published>2007-02-25T16:13:00.003+02:00</published><updated>2007-02-26T23:13:10.512+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>le lys dans la vallee</title><content type='html'>honore de balzac'ın en iyi romanı diye nitelenen, isminden(nereye anlaşılıyor derseniz, "vadideki zambak" derim.) de anlaşılacağı üzere bir vadide geçen ve temelinde platonik bir aşkı anlatan bir kitap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitap genel olarak felix adında bir adamdan bahseder. ailesinden destek göremeyen bu felix adlı delikanlı, hayatı boyunca bir süt olarak yetişir. yaşının artmasıyla hukuk okumaya başlar. hukuk yıllarında bir baloya katılır ve orada henriette`yi görür. sanırsam öyle bir abazan kalmış bir gençtir ki, madamın bu güzel omuzlarını dayanamayarak öper. madam haliyle "ayy" diye bir çığlık atar ve olaylar gelişir. biraz hayalci gibi görünse de fransa`da böyle olaylar mümkündür. felix madam de mortsauf bulur ve ailesine katılır. kontes olan henriette`nin iki hasta çocuğu yüzünden hiçbir zaman araları iyi olamaz. iyiden iyiye birbirilerine aşıktırlar, fakat bu aşk her zaman bir platonik olarak kalır ve kitabın son sayfalarında geçen, henriette`nin mektubuna da yansır. henriette, öpülen kadındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;roman, genelde aşkın platonikliği ve zamanın fransasında ahlaki değerler ile bunların insanlar üzerinde etkisini işler. gerçekten, aşk hakkında edilmiş güzel laflar bulundurur. ağır bir dil kullanılsa bile bilindiği gibi aslında okuyucuya hitap etmez. roman, felix`in natalie`ye yazdığı mektuplardan oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitap, esasen üç kadın üzerine kuruludur. güzel omuzlu beyaz zambağımız henriette, ingilterede kraliyet ailesinden sadık ve güzel olan arabelle ve son olarak da arabelle ve henriette`;nin karışımı olan natalie`den bahis geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadınların iç dünyasını biraz görsün görebilmek için güzel kaynaklardan sadece biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;––okumayan bakmasın––&lt;br /&gt;sonunda natalie`ye aşkını ilan edip birlikte olmasını dilese de felix, natalie avcunu yalarsın diyerek, felix gibi bencil ve insancıl duyguları gelişmemiş bir kişiyle beraber olmak istemediğini belirtir. tabii dediğimiz gibi değil, daha kibar bir dille.&lt;br /&gt;––okumayan bakmasın––&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7751093220904435773?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7751093220904435773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7751093220904435773' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7751093220904435773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7751093220904435773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/02/le-lys-dans-la-vallee.html' title='le lys dans la vallee'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-8215129022661061670</id><published>2007-01-28T22:13:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T19:32:09.386+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>komutan uçan tekme: dev jinekolog</title><content type='html'>composed by &lt;a href="http://www.komutanucantekme.com/"&gt;komutan uçan tekme&lt;/a&gt;, bilhassa &lt;a href="http://www.komutanucantekme.com/site/index.php?name=UpDownload&amp;req=getit&amp;amp;lid=9"&gt;ziyaaa&lt;/a&gt;. ve tabii ki &lt;a href="http://www.komutanucantekme.com/site/index.php?name=UpDownload&amp;req=getit&amp;amp;lid=25"&gt;vecihi&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.komutanucantekme.com/sarkilar.html"&gt;diğerleri&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-8215129022661061670?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/8215129022661061670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=8215129022661061670' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8215129022661061670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/8215129022661061670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/01/komutan-uan-tekme-dev-jinekolog.html' title='komutan uçan tekme: dev jinekolog'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-4450331269918969968</id><published>2007-01-28T21:58:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T19:32:23.629+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>çoklu müzik fırıldağı</title><content type='html'>sırf bir arkadaş çevresinden şutlanmamak için, müzik zevkini değiştiren arkadaşlardan tiksiniyorum.(tam tiksinme çağımdayım zaten) hayır, tamam, gözümde bazı müzik türleri gerçekten ezik, yani öyle böyle değil, hakkaten küçümsüyorum ama müzik dediğimiz şey alışkanlık değil midir zaten?(bu da bir tespit)  onu da geçtim, 2 yıldır dinlediğin müzikleri öbürüsü gün bırakmak, onlara da ihanet olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öyle ya da böyle, yerleşik veya geçici bir zevkin var, rihanna dinlerken bob marley dinleyenlere lanetler ederken, iron maiden fan'larından ise tiksiniyorsun. sonra arkadaş çevren değişiyor, başka çevrelere geçiş yapıyorsun. tabii bu arada "lan acaba dışlanır mıyız biz?" diyorsun, sonra da "bari şunları da dinleye başlayayım da" deyip sebebiyle sonucu hazır ediyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e tabii sonrası malum, metal dinlerken hiphop dinleyen bir şebeğe(maymun gibi hareketler yapmandan çıkarttım bunu) dönüşüyorsun, halkın karşısına da bir yaşam formu olup çıkıyorsun. şimdi sen "müzik zevkime karışma, kulak benim değil mi lan!" diyebilirsin. kulak senin ama kulağına sıçiim yavrum, e mi, oldu? (aslında deli gönül isterdi ki buna "beyonce'dan metallica'ya uzanan tezekli yollar" diye isim koyalım, ama malum)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-4450331269918969968?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/4450331269918969968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=4450331269918969968' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4450331269918969968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/4450331269918969968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2007/01/oklu-mzik-frlda.html' title='çoklu müzik fırıldağı'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-7636209518381303876</id><published>2006-12-15T22:35:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T19:31:59.286+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>ahmet ertegün</title><content type='html'>ahmet ertegün adlı büyük deha &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/12/15/son/sondun01.asp"&gt;ölmüş&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: buraya uzunca bir yazı gelecek. aslında ertegün hakkındaki düşüncelerimi dillendirmek isterdim ama böyle uzunca bir yazı yazayım istiyorum. "buraya bir şeyler gelecek" yani.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-7636209518381303876?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/7636209518381303876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=7636209518381303876' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7636209518381303876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/7636209518381303876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/12/ahmet-ertegn.html' title='ahmet ertegün'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-5854107100245225347</id><published>2006-12-10T22:28:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T19:31:09.612+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>bilinmeyen post</title><content type='html'>dikkat edince q harfi içeren nickler -rumuzlar*- çok berbat gözüküyor. ne bileyim, sonuçta q bu, aradan çıkan olup da "nasıl türksün sen, insan yabancı karakter kullanır mı?" deyip "ya bak işte, adalet* yerini bulur" diyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sırf bu insanlar yüzünden böyle rumuz demek gelmiyor insanın içinden. hayır, benliğimi red ettiğimi söyleyenler de oluyor da global değil mi bu alet? -kullanılan 3. şahıs*- evrenselleşelim dedik, duymadık laf kalmadı. bununla da sınırlı kalsa keşke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oradaki keşke var ya, fark edince çok pis düşünsel düşler sekansı oluşturuyor insana. şimdi düşünün bi, bir şey dileyip onu keşkeyle bitirince hayaller ortamına dalıp gitmiyor musunuz? işte bu "keşke" sözcüğü çok düşündürücü oluyor çoğu zaman. sadece 1. tekil kişiye değil, 3. tekil olsun, 1. çoğul olsun, alayını düşünmeye sevk ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşününce oluyor aslında. şimdi biraz saptı ama günce değil mi bu? evrensel günce diyelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün hayatımda herhangi bir değişiklik olmadı. ama gazeteler bakınca dünya dönüyor diyor insan. misal, liman varmış bir tane, adamlar sırf bunun kavgasına düşüyor. "ehehe" diye güldükten sonra diğerleri daha da abes. bir misal daha, recep diye bir adam birisine "sana mı sorcam" demiş. dediği adamla da hiç benzemiyor. hayır dost diyeceğim, pek mümkün değil. düşman gibi de gözükmüyorlar. sezermiş adı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eskiden sezercik filmleri yayınlanırdı. ama hafta sonları yayınlanırdı. gerçi eskiden star'ın parliament pazar gecesi sinemasi vardı. onu da çok izlerdik bak. nedense müziği falan güzeldi. e tabii küçük olunca insan, akla hep ihtiras dolu sahnelerle, seviştikten sonra içilen sigara kazınıyor akla. neyse işte, yayınlamıyorlar artık onları. belki ihtiras dolu sözlerden dolayı olabilir bak. çünkü geçen gün duydum. ayrıntılarını bilmiyorum ama. geceleri binbir masal diye bir dizide ahlaksız teklif diye highlight* geçiyorlardı. belki sezercik annelere çocuklarını camiye bırakma amacı aktarması yüzünden kapatılmıştır. ama öyle diyoruz da, bu özel işaretler neye kullanıyor? koy oraya bebeği elinde bir anne, üstüne de bir çızık çek. işte sana "bebeği olanlar izlemesin" işareti. kısıtlamak güzel şey çünkü. ona bakma, buna bakma.&lt;br /&gt;belki de bu yüzden insanlar interneti seviyor. şu yonjayı boşverin, arkadaşlk sitelerini falan da geçin. internet hayvani bir komunite. eşit. eşitten kastım da herkesin bir bilgiye ulaşabilmesi. bir yerde izlemiştim, bir adam çıkmış diyordu: "internete filtre koyalım, her giren bilgilere bakmasın. yani idiot ile normal bir insanın erişebileceği bilgiler aynı olmasın" evet, çocuklar için de geçerli bu. adamlar indiriyor pornoları, sonra da pornocular gibi olmak istiyorlar büyüyünce. benim neyim eksik diyorlar. hayır arada şiddete yönlendirici şeyler de olabiliyor. bu bakımdan sadece sosyologlar istemesin bunu, havvanın kızları da karşı çıksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse işte. yolda yürüyorken yerde bir kağıt buldum. üzerinde "türkler ve dünyanın türkleşme tezi yazıyordu. işte olayın anlatılışı:&lt;br /&gt;"bugün orhan pamuk ödül aldı. izledim. çok güzel tören oldu. arkada müzik falan da çalıyordu. kral çıkıp oynadı. kraliçe de altta kalmayıp dansöz getirtmiş. sonra herkes smokinlerle göbek atmaya başladı. bir de ne olsun? adamların üstündeki smokin değilmiş, altında rengarenk giysiler varmış! ha bir de o keman diye çaldıkları şey suniymiş, onun altında kemençe varmış. dedim ya, çok güzel tören oldu. sonunda bütün nobel alanları masaya çıkartıp alınlarına para yapıştırdı kraliyet ailesinden biri."&lt;br /&gt;abimiz tezi şöyle atmış ortaya:&lt;br /&gt;"bir miktar zekayla ulaşılabilen bu şaşaa üstüne kurulu tören, olsa olsa orwell'ın köpeklerinin tasma şenliği olabilir. müziğin süresinin artmasıyla izleyiciler üzerinde gözlenen etkiler, kesin olarak bir heyhat olmakla birlikte medeniyetin batısında kalan bu avrupa parçasının, medeniyet diye sergiledikleri bu altın günü, kadınların birbirine altın dağıtmalarından öteye gidemeyen bir törenden bile öte geçemeyecek kadar yapaydır. müziğin dinletilebilesi az olduğundan ştakholm  konser salonunu dolduran misafirlerdeki sıkıcılık, üstün türk kültürünün, yıllar boyu ulu atalarından alarak zenginleştirdikleri, türkiyenin herhangi bir yerinden alınmış "hava" ile dağıtılabilir. bu konudaki belirttiğim talepleri ulu başkanımızdan ister, orada türkçe konuşmaya çalışan dümbükle iletişime geçmesini dilerim." -- şadullah eştürk, küllü şası üyeleri gezegenlerarası sürüsü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şaşkınlığımı bu yüzden saklayamadım. ama orhan pamuk garip bir adam. gururlanalım diyeceğim ama bahsettiğim adamın gelmesinden korkuyorum. çünkü er yada geç adalet yerini buluyor. bir de adalet şeysi. hukuk ekspert*i değilim fakat bu adalet gerçekten garip şey. "adalet, kanunlar yoluyla elde edilen haktır" diye tanımlanıyor. yani orada doğru/yanlış olduğuna bakmaksızın değerlendiriliyor. hadi bu evrensel hukukta zilyon kere geçmiş bir ifade olsun, neden çoğu hukukçu "adalet yerini buldu" diyor? sonuçta adalet dediğin nedir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;highlight veya expert gibi sözcükleri okunuşları okunduğu gibi yazmaya çalışanlar da bir garip. hayır einstein yazıyorsun, aynştayn okuyorsun. sonra bir dfe onu öyle yazmaya kalıyorsun. insanlar hadi git deyince de kırılıyorsun. ama baksana bi? senin ortaya attığın bu şey, hani okunduğu gibi yazma şeyi bence şadullah beyinkinden bile saçma. adam hiç yoksa deneysel bir günce yazmış, düşürmüş. tespit yapıp subjektif olarak değerlendirmiş. pragmatik olarak yaklaşmamış olabilir ama her şey yarar getirmiyor ki? hani sen de "şu sebeplerden dolayı istemiyorum, şöyle yazılsın" de, düşünelim bir. bak nereden nereye, di mi şadullah? ne diyordum? ha şey işte, amerikada kalıp dili yamulanlara acıyorum. düşünsenize bi, adam orada kalmış, 1 yıl boyunca eğitim görmüş, anadilini konuşacak tek bir adam bile yokmuş, üstüne üstlük öyle adapte olmuş ki artık ingilizce düşünür, ingilizce rüya görür hale gelmiş.. sonra türkiyeye dönmüş ve kelimeleri kifayetsiz kalıyor söyleyecekleri için. hele hele çok terimli dallar çok pis koyar be abi. sanat tarihi misal. kaç tane terim vardır kimbilir sanat tarihinde okunan? bir de ingilizce? görüşüm şudur, şadullah abi ve "okunduğu gibi yaz"cılar bir site kursun ve o vatandaşlarımıza hizmet versin. işte o zaman pragmatik olur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;di mi ama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: yarım kalmış yazıların arasından çıkardım, aslında yarım da kalmamış denebilir, tam gibi duruyor, di mi? fazlasıyla boş bir yazı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-5854107100245225347?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/5854107100245225347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=5854107100245225347' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5854107100245225347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/5854107100245225347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/12/bilinmeyen-post.html' title='bilinmeyen post'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-116110041097505629</id><published>2006-10-17T18:51:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:31:19.383+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>free hugs</title><content type='html'>gözlerim yaşardı. arkadaki şarkı ayrı bir güzel ama fikir çok daha güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tebrik ediyoruz.  biz de çıkıp taksim'de böyle gezsek tutar mı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=vr3x_RRJdd4"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=vr3x_RRJdd4 &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-116110041097505629?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/116110041097505629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=116110041097505629' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116110041097505629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116110041097505629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/10/free-hugs.html' title='free hugs'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-116066502791008282</id><published>2006-10-12T17:43:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:30:44.547+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>the quote goes to french parliament</title><content type='html'>oylanacak &lt;a href="http://aicis.blogspot.com/2006/05/ermeni-soykrm.html"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;demiştim&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, sonra da oylanmadığını &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://aicis.blogspot.com/2006/05/ermeni-soykrm-yasas-ertelendi.html"&gt;söylemiştim&lt;/a&gt; ya hani, aslında &lt;a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/6043730.stm"&gt;feykmiş&lt;/a&gt; o. (hem yasa tasarının onaylanmayışı, hem de ermeni soykırımının varolduğu!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da hiç fena &lt;a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/entertainment/6044192.stm"&gt;kaçmamış&lt;/a&gt; yanına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;fikirlerinize katılmıyorum fakat onları ifade etme hakkınızı sonuna dek savunacağım. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;je hais vos idées, mais je me ferai tuer pour que vous ayez le droit de les exprimer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;voltaire&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-116066502791008282?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/116066502791008282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=116066502791008282' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116066502791008282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116066502791008282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/10/quote-goes-to-french-parliament.html' title='the quote goes to french parliament'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-116016145900158242</id><published>2006-10-06T22:01:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:30:27.583+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>internette sözlük meydan savaşları</title><content type='html'>herhangi bir fanzinde geçecek vasat bir yazının kendi çapında büyük bir gazetede &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/10/05/son/sonyas09.asp"&gt;yayınlanışı&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;helal valla!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-116016145900158242?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/116016145900158242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=116016145900158242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116016145900158242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/116016145900158242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/10/internette-szlk-meydan-savalar.html' title='internette sözlük meydan savaşları'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115788484019928885</id><published>2006-09-10T13:34:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:30:08.446+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>pardus</title><content type='html'>evet, cebit'ten aldığım beleş pardus cd'siyle windows'u kökten silip pardus kullanmaya başladım. dosyaları ipod'un içine yedeklememden dolayı alacağım risk azdı fakat risk bile değilmiş bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;donanımları kendiliğinden tanıdı. hani en çok içerlenilen, adsl ve ağ ile ilgili sorunlar kalkmış gibiydi. ilk açışımda hemen ağı yapılandırmaya gittim, usb modemi olanlar biraz üzülebilir ama zoom modemlerde ethernet ile girişlerde hiçbir sorun çıkmıyor. Birkaç kere bağlan diyorsunuz, hemencecik bağlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birçok sorun burada çözülüyor, cebit'e gidemem diyenler de buradan bilgilendiriliyor. tübitak'a teşekkür etmek lazım. geliştirilmesi gerekir diyenler stabil hali ilk olarak cebit'te duyurulan ve aynı zamanda dağıtılan pardus alfa 1.1'i denesinler derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarihin değişmemesi, windows'a geri dönmemek dileğiyle.. :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115788484019928885?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115788484019928885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115788484019928885' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115788484019928885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115788484019928885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/09/pardus.html' title='pardus'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115738331382019292</id><published>2006-09-04T18:13:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:29:58.001+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>şehir dışı ve ütopya</title><content type='html'>birkaç akrabam dışında diğerleri hep şehir dışında oturuyor. birkaç tanesi tekirdağ'da konaklıyor. aslında şanslı olmam gerekir bu durumda. çünkü annem de babam da, ikisi de aynı şehirde doğmuş ve büyümüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her neyse, oralara gidince hep fark ederim ki, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstanbul'un çivisi çıkmış&lt;/span&gt;. şuan doğma büyüme istanbul'da yaşadığım için bir bütün olarak göremiyorum bütün Türkiye'yi. İstanbul'u ayırt ediyorum onlardan. Hatta ara sıra kompleks bile basıyor. Gittiğim yerlerde çarşıya falan gezmeye çıktığımızda saçma şekilde fikirler basıveriyor içime. "ben istanbulda yaşadığım için daha tecrübeliyim hepinizden. burası da neresi? ahaha, kasaba gibi" diyesim geliyor öyle anlarda. Nereden geldiğini bilmiyorum ama o ikircikli düşüncelerden kurtulduğum zaman fikirlerin saçma olduğunu idrak ediyorum, hatta uyanınca acımsı bir tat bile bırakıyor, utanıveriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, büyük şehirlerde yaşayanlar diğerlerine göre daha pisliktirler. Neyin nerede çıkacağını bilir, nerede kazık yeneceğinin farkındadırlar. Bu tecrübe meselesidir, evet. Ama "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;kazıklanmıyorum çünkü istanbul/ankara/izmir'de yaşıyorum&lt;/span&gt;" demek tamamiyle saçmadır, hatta abestir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şey var, İstanbul daha farklı geliyor herkese. ne bileyim, demin "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;istanbul/ankara/izmir&lt;/span&gt;" deyip hepsini büyük şehir sıfatına soktum ya, şimdi birazcık pişmanım. Aslında Ankara'dan İstanbul'a yerleşmek için gelenler fazla zorluk çekmiyor. Ama sırf gezmek için gelenler karmaşık buluyor bu şehri. E tamam, tek bir şehrin içinde Yunanistan kadar nüfus olması aptalca ama daha farklı İstanbul diğerlerinden. Daha doğrusu "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;gibime geliyor&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep kendini de belli ediyor bu. Diyelim Trakya'dan İstanbul'a dönüyorsunuz. Otoyoldan geçtiğinizi varsayıyorum. Herşey yerli yerinde giderken tabelalar geri sayıma başlıyor: 18.. 10.. Derken İstanbul il sınırı içerisine giriyorsunuz. Birkaç milde herşey geride bıraktığınız temiz kasaba şehri gibi, ama biraz ilerledikten sonra sizi şerit daralmasından ortaya çıkan hıncahınç trafikle karşılıyor İstanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi saf dedim, o bile kafamı kurcaladı. Gerçekten bana saf görünüyor bu şehirler. Gerek insanlarıyla, gerek ortamıyla. Gerçi arasırada istisnalar çıkıyor, Tekirdağ köftesi diye sana bol karbonatlı et topağı yedirenler çıkıyor. Ama genelini ifade etmiyor bu olay. Hep seviyorum o yüzden, çocukluklarını &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstanbul/Ankara/İzmir&lt;/span&gt; dışında geçirmiş yiğitlere de özeniyorum. Girmek istediğin okula girmek daha kolay, bu bir. Kaldı ki orada edinilen arkadaşlıklar da çok güzel. Buradaki gibi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;XBox&lt;/span&gt;'ın olursa başına toplanıp "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;arkadaş olalım mı? dur ben evden kaset getireyim&lt;/span&gt;" demiyor oralarda. Oralarda sanıyorum ki topu olanlar kazanıyor. Maç yapılırken vatandaşlar açık yer varsa dilediğince girebiliyor, bazı abiler çıkıp senin kaleye girmeni engelleyebiliyor, topun sahibi kişisi oyundan çıktığında maç bitmiyor. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;siz oynayın&lt;/span&gt;" diyor, eliyle küçük bir evi işaret ederek "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;oraya bırakırsınız&lt;/span&gt;" diyor. Hem tehditler de olmuyor. Bir arkadaşınızı oyuna sokmaya çalıştığınızda topun sahibi çıkıp "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;hayır giremez&lt;/span&gt;" demiyor. Sonra "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;neden?&lt;/span&gt;" diye sormaya bile gerek kalmıyor. Sorunca da "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;top benim de ondan&lt;/span&gt;" cevabını işitmemize fırsat kalmıyor..&lt;br /&gt;Yapılmıyor böyle şeyler. Ya hep böyle anlatıldı bana yada benim hayalimdeki şehir bu. Saf ve hilesiz bir şehir herkesin özlemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ütopyayı geçemeyecek düşüncelere hep bayılmışımdır. Aslında "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;komünizm&lt;/span&gt;" deyip bombayı patlatıveriyorum burada. Elbette ki böyle söylediğinizde forumlarda falan, hemen alıntılar yapılıp bir bir anlatılmaya başlanıyor. Tercihen "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak&lt;/span&gt;" diye link veriyorlar bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ara sıra düşünüyorum da, hep masallar mı anlatıldı bize? sırf içimize korku salabilmek için aklıma garip garip düşünceler, komplolar geliyor. Acaba ne zamandan beri o şehitler hiç uğruna mı veriliyor, arenada olmak adına savaş Türkiye'ye mi sıçratılmak isteniyor? Bize bundan sonra vaat edilecek şey, ekonomiyi düzeltmek yerine terörü bastırmak ve barışı mı getirmek olacak? &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0434409/"&gt;V for vendetta&lt;/a&gt;'da da dediği gibi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;People should not be afraid of their governments. Governments should be afraid of their people&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;İnsanlar hükümetten korkmamalı. Hükümetler insanlardan korkmalı &lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115738331382019292?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115738331382019292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115738331382019292' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115738331382019292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115738331382019292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/09/ehir-d-ve-topya.html' title='şehir dışı ve ütopya'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115738036539486531</id><published>2006-09-04T17:21:00.000+03:00</published><updated>2007-03-11T01:38:58.290+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><title type='text'>Scott Stulberg</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/1600/scott_stulberg.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/320/scott_stulberg.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir doğa fotoğrafçısı &lt;a href="http://www.betterphoto.com/gallery/bio.asp?memberID=68555"&gt;Stulberg&lt;/a&gt;'in &lt;a href="http://www.asa100.com/"&gt;sitesi&lt;/a&gt;nden bir alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;I've had many gifts in my life ... but maybe the best one of all was the camera my father gave me when I was ten years old.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115738036539486531?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115738036539486531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115738036539486531' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115738036539486531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115738036539486531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/09/scott-stulberg.html' title='Scott Stulberg'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115688527669239017</id><published>2006-08-29T22:46:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:23:10.274+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Müzeyyen Maynard Pacino</title><content type='html'>Bugünlerde -&lt;span style="font-style: italic;"&gt;gene&lt;/span&gt;- hareketli günler yaşıyoruz. Bir yandan &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/28/son/sonsiy14.asp"&gt;devir teslimi&lt;/a&gt; falan yapılırken bazılarımız farklı şeylerle &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/28/son/sonspo22.asp"&gt;ilgileniyor&lt;/a&gt;. Birisi bize &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/29/siyaset/siy01.html"&gt;laf sokarken&lt;/a&gt; -&lt;span style="font-style: italic;"&gt;biz biz'i bilmezken nasıl biz?&lt;/span&gt;- biz de içimizdeki bir başkasına ayar vermeye &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/29/siyaset/asiy.html"&gt;çalışıyoruz&lt;/a&gt;. Bir nevi sürüp gidiyor &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/29/dunya/adun.html"&gt;bunlar&lt;/a&gt;. Olaylar &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=degiserek+gelistim"&gt;değişiyor&lt;/a&gt;, ama özü hep sabit kalıyor. Ya &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/25/guncel/axgun01.html"&gt;umarsamazlık&lt;/a&gt; oluyor, ya da siyasi arenada oynanan &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/27/siyaset/siy01.html"&gt;karmaşık oyunlar&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralarda gerçekten birşeyler kaçıyor. Örneğin, &lt;a href="http://sanat.milliyet.com.tr/"&gt;arka sayfalar&lt;/a&gt;da &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCzeyyen_Senar"&gt;Müzeyyen Senar&lt;/a&gt;, 73 yıllık sahne yaşantısına 5 Eylül tarihinde Sepetçiler Kasrı'nda yapılan bir organizasyonla nokta koyayacağı yazıyor.  1998 yılında Devlet Sanatçısı seçilen Müzeyyen hanım, 1919 doğumlu. Neredeyse demeyeyim de, tam 87 yılı &lt;a href="http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=900"&gt;yuvarlamış&lt;/a&gt;. &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=duyarli+turk+sanat+muzigi+dinleyicisi"&gt;İsteyenler&lt;/a&gt; buradan &lt;a href="http://www.biletix.com/live/wtsevent.php?Eventcd=GMZS1"&gt;katılabiliyor&lt;/a&gt;, dipnot olarak geçeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://asunews.astate.edu/FergusonMaynard_small.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 113px; height: 177px;" src="http://asunews.astate.edu/FergusonMaynard_small.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Başka bir olay ise &lt;a href="http://www.last.fm/tag/Jazz"&gt;caz&lt;/a&gt; tarihi için üzücü. 1928 doğumlu Kanadalı orkestra şefi &lt;b&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Maynard_Ferguson"&gt;Maynard Ferguson&lt;/a&gt;, &lt;/b&gt;23 ağustos günü hayatını &lt;a href="http://news.bbc.co.uk/1/hi/entertainment/5284498.stm"&gt;kaybetmiş&lt;/a&gt;. Trompetiyle ünlenen &lt;a href="http://maynardferguson.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Walter "Maynard" Ferguson&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;,  son olarak bir tarih turuna çıktı. Gezi sonrası hastaneye yatırılan 4 kız çocuğu babası, Kaliforniya'da 78 yaşında huzurla öldüğü ve 1 ay sonra bir anma gecesi düzenleneceği söyleniyor. Hastalığı için "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;abdominal infection&lt;/span&gt;" deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E öyle oldu ki, sanki sürekli kara haberler var gibi geldi birden. Ölüm ve veda haberlerinden sonra elime birkaç "en iyi" listesi ulaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında "en iyi"lere hiçbir zaman kulak asılmaz. Çoğu zaman kriter belirtilmeden yapılır listeler. "&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Kime göre neye göre?&lt;/span&gt;" sorusuna cevap veremeyen kişilerin en çok güvendiği, arkasına alıp hırsla birşeyleri ıspatlamaya çalıştığı listedir "en iyi"ler. Aslında bu iş kişinin aklına yatmasına da bağlı. Bir müzik dergisi rock tarihini etkileyen ilk 100 parça yapıp da 3-4 tane &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pink Floyd&lt;/span&gt; parçası koymazsa yatmıyor aklıma. Silip atasım geliyor, dikkate almıyorum yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.neubayern.net/floyd/pics/gilmourjam.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 208px; height: 282px;" src="http://www.neubayern.net/floyd/pics/gilmourjam.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yine öyle listelerden biri bu. Hem de Pink Floyd'un başı çektiği bir liste&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;!&lt;/span&gt; Saygın radyo &lt;a href="http://www.planetrock.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Planet Rock&lt;/span&gt; &lt;/a&gt;dinleyicileri arasından yapılan "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;en iyi 10 gitar solosu&lt;/span&gt;" listesinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pink Floyd&lt;/span&gt;'un &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Comfortably Numb&lt;/span&gt;'ı zirveyi üstlenmiş. Gerilerini atasım geldi, ama diğerleri böyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;   1. Pink Floyd - Comfortably Numb&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2. Guns N' Roses - Sweet Child of Mine&lt;br /&gt;3. Lynyrd Skynyrd - Freebird&lt;br /&gt;4. Van Halen - Eruption&lt;br /&gt;5. Guns N' Roses - November Rain&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  6. Led Zeppelin - Stairway to Heaven&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  7. Dire Straits - Sultans of Swing&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;8. Jethro Tull - Aqualung&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;  9. Eagles - Hotel California&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;10. Deep Purple- Child in Time&lt;/blockquote&gt;Hep müzikti günün özeti benim için. Amelie'nin ost albümünü dinlerken diziler hakkında da birşeyler duymadım değil. En bombası sanırım 58. Emmy Ödülleri &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/29/magazin/amag.html"&gt;oldu&lt;/a&gt;. &lt;a href="http://www.fox.com/24/"&gt;24&lt;/a&gt; alayını alırken, &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0411008/"&gt;Lost&lt;/a&gt;'un nal toplaması kimsenin dikkatinden &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.22dakika.org/yazi/58-emmy-sonuclari-aciklandi"&gt;kaçmış değil&lt;/a&gt;. İzledim ben de bu töreni. Gerçekten çok sıkıcıydı. Hayır, esprileri anlayacak kadar ingilizcem var elbette, ama ne bileyim izlediklerimin hiçbirisinin ödül almamasından olsa gerek sıkıntı bastı, zar zor dayandım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de filmlerden havadis geldi. Bu da bir "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;en iyi&lt;/span&gt;" listesi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;En iyi soygun filmleri&lt;/span&gt; diye &lt;a href="http://sanat.milliyet.com.tr/detay.asp?id=2395"&gt;yapmışlar&lt;/a&gt;. Anlarsınız ya, gene bir tanesi beğendiklerimden. Daha doğrusu oldum olası &lt;a href="http://imdb.com/name/nm0000199/"&gt;Al Pacino&lt;/a&gt;'yu sevmişimdir. Birkaç tanesini izledim zaten. Çok iyi bir izleyici değilim. Gerçi bu biraz ADSL'imin sınırlı olmasından da kaynaklanıyor. Gerçi sınırsız olsa bile elektrikten giriyor o zaman da. Her türlü zararda oluyorsun. Odanda çalışan bilgisayarın sesini, gürültüsünü ve yarattığı sıcak atmosferi saymıyorum bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca belirtmek isterim ki, son deneysel yazım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cocorosie&lt;/span&gt; &lt;a href="http://aicis.blogspot.com/2006/08/cocorosie.html"&gt;idi&lt;/a&gt;. Gerçi ilk ve tek deneysel yazı. Sanırım bir ağır geldi bana gerek türkçe gerek ingilizce metinleri işlemek. Birazcık ara verdim. Bir de listeye göz atıp layıkıyla güzel bir grup seçmek derdindeyim. Güzel birşeyler beğenince hemen başlayacağım işe, 2 günde biter herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir gündü genelinde.  Çok sanatsal da değildi aslında, yerinde aldığım haberleri doğru işledim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tıpkı&lt;/span&gt; dershanelerin reklamları gibi işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0211915/"&gt;Amelie&lt;/a&gt;'nin &lt;a href="http://www.amazon.com/Amelie-Original/dp/B00005O6PA/sr=8-2/qid=1156886375/ref=pd_bbs_2/002-0190901-8876806?ie=UTF8"&gt;film müzikleri&lt;/a&gt;ni öneriyorum. Çok güzel &lt;a href="http://www.last.fm/music/Yann+Tiersen"&gt;yapmış&lt;/a&gt;lar vallahi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115688527669239017?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115688527669239017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115688527669239017' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115688527669239017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115688527669239017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/mzeyyen-maynard-pacino.html' title='Müzeyyen Maynard Pacino'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115603214118461438</id><published>2006-08-20T02:38:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:26:58.855+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Sosyomat: Asosyal olanlara pilli tavsiye</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/1600/sosyologo.png"&gt;&lt;img style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left;" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/320/sosyologo.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://aicis.blogspot.com/2006/06/22dakika.html"&gt;22Dakika&lt;/a&gt;'dan sonra &lt;a href="http://www.pilli.com/"&gt;Pilli&lt;/a&gt; internet alemine yepyeni bir kardeş attı, &lt;a href="http://www.sosyomat.com/"&gt;Sosyomat&lt;/a&gt;. Bir arkadaşlık sitesinin olmamasının ve olamayacağının nedeni Pilli ürünü olması. Gerçi ben gördüm, ünsüzleri yutan vatandaşlar gelmişler, gelmekteler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlerde BETA'dan çıkmış olan Sosyomat, birazlığına &lt;strong&gt;kimlik arayışı&lt;/strong&gt;nda gibi hissettim ben. Geleceğin sosyalleşme aracı diyeyim özetle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;beni sevecekseniz &lt;a href="http://aic.sosyomat.com/"&gt;böyle&lt;/a&gt; sevin&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ps&lt;/strong&gt;: Hayırlı olsun&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115603214118461438?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115603214118461438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115603214118461438' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115603214118461438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115603214118461438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/sosyomat-asosyal-olanlara-pilli.html' title='Sosyomat: Asosyal olanlara pilli tavsiye'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115582932461905558</id><published>2006-08-17T18:42:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:27:05.979+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>The Pros And Cons Of Hitch Hiking</title><content type='html'>&lt;a title="Otostopun iyi ve kötü yanları" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/1600/pros.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/721/2941/320/pros.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün itibariyle Telekom sanırım sınırlı tarifelerdeki hız değişikliğini &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/17/ekonomi/eko09.html"&gt;yaptı&lt;/a&gt;. Her ne kadar 1–2 hafta önce resmi olarak duyursalar da ancak geldi bizim eve. Geldiği an anlayabiliyorsunuz zaten, BitComet’teki indirme hızı 10 kb/s’yi geçemezken birden tavan yapıp 100kb/s’ye falan vuruluyor. &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=42/17"&gt;42&lt;/a&gt; MB’lık dosyayı ortalama 78 kb/s ile indirebilme gücüne sahipmiş, aslan gibi, kaplan gibi yani. Bir de böyle daha da duyarlı olup sorun bildirdikten sonra “&lt;em&gt;düzeldi mi acaba&lt;/em&gt;” diyerekten arama falan başlamışlar. Ama şunu anladım ki, süper satış politikası uyguluyorlar, hızı arttır, kotayı sabit tut, herkes kotayı aşsın gibi.&lt;p&gt;Bahsettiğim &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=42/20"&gt;42&lt;/a&gt;’lik dosya, &lt;a href="http://www.last.fm/music/Roger+Waters"&gt;Roger Waters&lt;/a&gt;’ın &lt;a href="http://www.last.fm/music/Pink+Floyd"&gt;Pink Floyd&lt;/a&gt;’dan ayrıldıktan sonra hazırladığı “&lt;a href="http://www.last.fm/music/Roger+Waters/The+Pros+and+Cons+of+Hitch+Hiking"&gt;The Pros And Cons Of Hitch Hiking&lt;/a&gt;” albümünden. Yanda gördüğünüz kapağa sahip albümde Roger amcanın yanında gitarını &lt;a href="http://www.last.fm/music/Eric+Clapton"&gt;Eric Clapton&lt;/a&gt; konuşturmuş -&lt;em&gt;ki anlaşılıyor gibi zaten&lt;/em&gt;-&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Albümün güzelliğinden ziyade birkaç benzerlik dikkatimi çekti. Teknik olarak gitardan anladığım söylenemez. Konservatuara gittiğim 5 ay sürecinde gitar çaldım. Solfejden nefret edip kaydını dondurmuş biri oldum. Öyle fazla da geliştiremedim kendimi. Lakin “&lt;em&gt;iyi bir kulak sahibi&lt;/em&gt;” olmak deniyor buna sanırım&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pink Floyd’da olduğu gibi Roger Waters, gene bu albüme hikaye bulmuş. Yani albüm sırf söz söyleyip gitar tıngırdatmak için değil, bir “şeyden” yola çıkılarak yapılmış. -&lt;em&gt;ne dedim ben şimdi&lt;/em&gt;– Her parçanın başında saat falan yazıyor. – &lt;em&gt;öyle birşey yani&lt;/em&gt;-&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk parçamız &lt;a href="http://launch.yahoo.com/track/875287"&gt;Apparently They Were Travelling Abroad&lt;/a&gt;, bir hatunun Roger’ı uyandırmasıyla başlıyor. Arkada kulağımıza çalınan müzik, en azından bana tanıdık geldi gibi. Bunun biraz daha hareketlisi mi –&lt;em&gt;artık ne deniyorsa&lt;/em&gt;– Pink Floyd’un &lt;a href="http://www.last.fm/music/Pink+Floyd/_/In+the+Flesh"&gt;In The Flesh&lt;/a&gt;’i değil midir? (25. saniyeden itibaren başlıyor) Gerçi Waters’ın parmağı var her zamanki gibi ama ne kadar doğru bilemiyorum. Tabii tespit nacizane bir fikrim. Şarkının sonuna doğru (2:50)gene Pink Floyd’un &lt;a href="http://www.last.fm/music/Pink+Floyd/_/Mother"&gt;Mother&lt;/a&gt;’ını duymuyor muyuz? Belli değil gibi ama çokça dinleyip, şarkı sözlerini ezberleyenler anlayabilir belki.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://launch.yahoo.com/track/875285"&gt;The Moment of Clarity&lt;/a&gt;’de bu açık seçik belli oluyor. 40. saniyeye kadar Mother’dan söylüyor gibi gene.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şüpheli olduğum şarkılar devam ediyor da şimdi düşününce belki insanı garip ediyor bu. Çünkü o kadar parça dinlemişsin Pink Floyd’un, The Final Cut’a kadar neredeyse hepsi Roger Waters’ın sesi. Belki haksızlık ediyor da olabilme ihtimalim var. Gerçi bunu yazdıktan sonra birşey kanıtlanabilmiş olmayacak. Roger abimizdir, amcamızdır. Pink Floyd’un canlarıdır, birçok eşsiz parçanın da yaratıcısıdır. Nazarımda Pink Floyd’un keskin ve kararlı duruşudur. Seviyorum yani işte..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*ps&lt;/span&gt;: eğer söylediklerim aşikarsa, yani başka sitelerde de altı çizildiyse benim üzerime atabilirsiniz suçu.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*ps2&lt;/span&gt;: kapaktaki linzi drew &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=the+pros+and+cons+of+hitch+hiking/17"&gt;imiş&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115582932461905558?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115582932461905558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115582932461905558' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115582932461905558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115582932461905558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/pros-and-cons-of-hitch-hiking.html' title='The Pros And Cons Of Hitch Hiking'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115582972873514431</id><published>2006-08-16T16:43:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:27:26.173+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>Önsöz2</title><content type='html'>16 Ağustos itibariyle -yani şimdilerde- Blogger'a geçişimi tamamen tamamladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wordpress'ten Blogger'a geçmemin sebebi aslında karmaşık. Yani neredeyse çoğumuzun blog'lara sempati duymamızın sebebi -yada en azından benim- Blogger.. Kökü 2000'lere dayanmayanların çoğu blog kelimesini Blogger ile birlikte sarf etti, ilk blog'ları Blogger'da kurulu olarak, "blogspot.com"un subdomaini olarak gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beta Blogger'ı duyurmasının da &lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/ve-blogger-yenilendi"&gt;biraz&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.acemiblogcu.com/sonunda-blogger-guncelleniyor/"&gt;etkisi&lt;/a&gt; &lt;a href="http://buzz.blogger.com/2006/08/blogger-in-beta.html"&gt;var&lt;/a&gt; tabii. Vaat edilenler, güncel eksiklikler. Kategorizasyon sistemi, temada şeffaflık ve pratiklik gibi noksanlar. Tabii ki, eğer bir profesyonel olarak olaya bakış, Wordpress'in yanında olacaktır. Yetkiniz tam, temalar fazla, kolay kurulum, az ayar.. Uğraştırmayan kullanış yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkıp Wordpress'in karşısında Blogger'ı övecek kadar iddialı değilim. Böyle olduğu için seçtim desem yeridir. Kararımı değiştirip tekrar Wordpress'e geçmem içten bile değil :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi eğlenceler..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115582972873514431?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115582972873514431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115582972873514431' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115582972873514431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115582972873514431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/nsz2.html' title='Önsöz2'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565254971590980</id><published>2006-08-09T14:09:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:27:55.495+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>İtham ediyoruz</title><content type='html'>&lt;p&gt;İsrail’in Lübnan’da &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/08/09/son/sondun04.asp"&gt;dehşet saçması&lt;/a&gt; üzerine aralarında Perihan Mağden’in de bulunduğu bir grup, &lt;a href="http://www.weaccuse.net/"&gt;WeAccuse.net&lt;/a&gt;’i açarak bir manifesto yayınlamışlar.&lt;/p&gt;Temelinde vahşete sessiz kalmamayı, haksızlığa göz yummamayı ve herşeyin bir an önce bitmesini isteyen, savaş suçlularının ulusal mahkemelerde yargılanmasını isteyen &lt;a href="http://www.weaccuse.net/#metin"&gt;&lt;strong&gt;cesur bir bildiri&lt;/strong&gt; bu&lt;/a&gt;. Şuana dek&lt;em&gt;(15:06)&lt;/em&gt; &lt;a name="imzalistesi"&gt;&lt;strong&gt;8392&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; imza&lt;/strong&gt; &lt;a href="http://www.weaccuse.net/goster.php"&gt;atılmış&lt;/a&gt; durumda. Sistemin açıklarından yararlananan bazı moronlar, onlarca “Perihan Mağden” imzası atmaları yanında “Perihan Mağden Kılım” şeklinde imzalar da girmişler. &lt;strong&gt;Şifa diliyorum&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sitede manifestoyu şöyle belirtmişler:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;İtham Ediyoruz:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;ABD-İngiltere-İsrail koalisyonunun emperyalist, kolonyalist, saldırgan politikalarının sorumluları G.W. Bush, T. Blair ve E. Olmert’i itham ediyoruz.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;İmha savaşı, işgal, taammüden kitlesel cinayet, çocukları ve sivilleri bilerek öldürme suçlarının hepsini birden işledikleri için,&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Afganistan ve Irak’taki cürümlerinden sonra bu kez de Filistin ve Lübnan halklarına saldırdıkları için ve, muhtemelen, Suriye ve İran’a da saldırmaya hazırlandıkları için,&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;tüm evrensel ahlak normlarını çiğneyerek tam anlamıyla barbarlaştıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Aşağıdakiler de Sorumludur&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;En temel insan hakkı olan yaşama hakkını hiçe sayan, uluslararası hukuk normlarını ayaklar altına alan, insanlığa karşı suç işleyen ABD, İngiltere ve İsrail içinde toplu ve bireysel sorumluluğu paylaşan tüm bileşenler, danışmanlar, devlet personeli, sivil ve asker görevliler;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;bu saldırganlığı önlemeyen yasama ve yargı organları;&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;demokratik denetim yollarıyla onları dizginleyip cezalandırmayan kamuoyları (üniversiteler, medya, aydınlar, işçiler, yurttaşlar);&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;bu hukuksuzluğa, kaba güç ve saldırganlığa aktif veya pasif onay veren, yardakçılık ve işbirliği yapan BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ve diğer dünya ülkeleri yaşananların ağır sorumluluğunu paylaşmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Talep Ediyoruz&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Bu vahşetin hemen durmasını,&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;insanlık suçu işlemekte olan Bush, Blair ve Olmert’in,&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;bu suça iştirak eden tüm ülkelerin yürütme güçlerinin ve devlet görevlilerinin,&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;uluslararası insan hakları mahkemelerinde, vicdan ve tarih önünde yargılanmalarını ve kendi halklarının hukuki ve demokratik girişim ve yaptırımlarıyla görevden alınmalarını ve cezalandırılmalarını talep ediyoruz.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Siz de bu savaşa karşıysanız, sessiz kalmayın, &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.weaccuse.net/#imzaformu"&gt;tepkinizi dile getirin&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;..&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ps&lt;/strong&gt;: 15 Ağustos, saat 17 itibariyle imzaya kapatılmış. Gelişmeleri izliyoruz. Sanırım 30 bin küsur civarında imza toplanmış..&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565254971590980?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565254971590980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565254971590980' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565254971590980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565254971590980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/itham-ediyoruz.html' title='İtham ediyoruz'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565246757742560</id><published>2006-08-09T03:14:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:28:10.874+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Kıyısız Deniz</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ezginin_G%C3%83%C2%BCnl%C3%83%C2%BC%C3%84%C2%9F%C3%83%C2%BC"&gt;Ezginin Günlüğü&lt;/a&gt; – &lt;a href="http://www.ezginingunlugu.com.tr/albumler/sayfalar/ask.php"&gt;Aşk Yüzünden&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"&gt;&lt;p style="text-align: center;"&gt;işte sana konuşan biri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dilsiz ve dudaksız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durmadan koşan biri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elsiz ayaksız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle koşup durmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin neyine gerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boşlukta ayaksız yürümek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gökteki ay gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bir denizim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi içinde taşan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bir denizim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uçsuz bucaksız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kıyısız hür bir deniz&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565246757742560?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565246757742560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565246757742560' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565246757742560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565246757742560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/kysz-deniz.html' title='Kıyısız Deniz'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565220723172915</id><published>2006-08-02T17:39:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:29:26.496+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Vikipedi</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img alt="Vikipedi'ye desteğe var mısınız?" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/8/87/Viki-banner-300x250px.png" align="left" border="0" hspace="5" vspace="5" /&gt;2001 yılında kurulan &lt;a href="http://www.wikipedia.org/"&gt;Wikipedia&lt;/a&gt;’nın türkçe kolu olan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/"&gt;Vikipedi&lt;/a&gt;, 2003 yılında faaliyete &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vikipedi:Hakk%C4%B1nda"&gt;geçti&lt;/a&gt;. Amaçlarını “&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Internet'in en geniş kaynak sitesi olma yönünde ilerlemek&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;” diyerek açıkça belli etmiş olan Vikipedi, kullanıcılarından daha fazla destek bekliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;“&lt;em&gt;Türk milleti yardımseverdir&lt;/em&gt;” sözünü boşa çıkarmayan Türk ‘&lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=blogger"&gt;blogger&lt;/a&gt;’ları dayanışma göstererek Vikipedi’ye destek çağrısında bulunmuşlar. &lt;a href="http://www.teknoseyir.com/wikipedia-vikipedi-ozgur-ansiklopedi/"&gt;Tekno Seyir’in yazısı&lt;/a&gt;yla başlayan bilgilendirme, bir çeşit ‘kampanya’ dönüşerek &lt;a href="http://ardakutsal.blogspot.com/2006/07/vikipedi-en-az-wikipedia-kadar-zengin.html"&gt;Arda Kutsal’ın yazısı&lt;/a&gt;yla hayat buldu. Nitekim &lt;a href="http://www.bildirgec.org/uye/Aftermath"&gt;Aftermath&lt;/a&gt; de çağrıyı &lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/vikipedi-ye-destek#yorum-36039"&gt;es geçmedi&lt;/a&gt; ve Bildirgeç’te de çağrıyı yineleyerek zannımca olaya ayrı bir &lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/vikipedi-ye-destek"&gt;boyut kattı&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote dir="ltr" style="margin-right: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;vikipedi türkiye'yi destekleyenler arasına katılmak isterseniz önümüzdeki 1 hafta içerisinde blogunuzda minik bir çağrı yazısı yayınlayıp adresini yorum bırakarak bildirin; linkini bu yazıya ekleyelim; kocaman bir çağrı listesi oluşturalım?..&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfa"&gt;Vikipedi&lt;/a&gt;’yi es geçmeyin, verilen desteğe siz de &lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/vikipedi-ye-destek#yorum"&gt;katılın&lt;/a&gt;!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dipnot: &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vikipedi:Tarih"&gt;Vikipedi Tarihi&lt;/a&gt;ni incelemek bünyeye yararlıdır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565220723172915?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565220723172915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565220723172915' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565220723172915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565220723172915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/vikipedi.html' title='Vikipedi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565216034585654</id><published>2006-08-01T16:47:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:21:47.903+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Tribute to Syd Barrett</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img alt="Syd Barrett" src="http://img60.imageshack.us/img60/9338/sydzv7.gif" align="right" border="2" height="302" hspace="3" vspace="3" width="307" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_Floyd"&gt;Pink Floyd&lt;/a&gt;’un pek değerli üyeleri geçtiğimiz ay &lt;a href="http://www2.blogger.com/post-edit.g?p=33"&gt;ölen&lt;/a&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Syd_Barrett"&gt;Syd Barrett&lt;/a&gt; için konser yapma &lt;a href="http://in.movies.yahoo.com/060730/43/66a5h.html"&gt;hazırlığındalarmış&lt;/a&gt;.Kısmetse diyorum sadece. Böyle bir olay İstanbul’da gerçekleşse ne kadar anlam kazanacağını bilemiyorum fakat yer yerinden oynar. Biraz ütopik de oluyor zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sanırım şuan Londra’yı düşünüyorlar konser için. Yada İngiltere’nin herhangi bir yerini..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Umarım yapılır da ülkemde de bir televizyon canlı verir konseri.&lt;/p&gt;kaynak &lt;a href="http://indiaenews.com/2006-07/16730-pink-floyd-members-barrett-tribute.htm"&gt;&lt;strong&gt;şöyle&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;y&lt;a href="http://www.bildirgec.org/yazi/pink-floyd-dan-syd-barret"&gt;&lt;strong&gt;miş&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565216034585654?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565216034585654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565216034585654' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565216034585654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565216034585654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/08/tribute-to-syd-barrett.html' title='Tribute to Syd Barrett'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565202702773739</id><published>2006-07-22T17:06:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:21:40.105+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Alaylı vs Mektepli</title><content type='html'>&lt;p&gt;Küçüklüğümden beri teknolojiye merak duymuşumdur.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;4 yaşımda Windows’un ilk sürümlerindeki bilgisayarda &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Prince_of_persia"&gt;&lt;strong&gt;Prince of Persia&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; oynarken kendimden geçerdim. Hatta hep gemi kaçarken üzerine atlayamazdım ve o bölümü bir türlü bitiremezdim.&lt;/p&gt;Sonraları zamanla teknoloji gelişti, yanlış hatırlamıyorsam 1997 yılında evimize babam sayesinde internet girdi. İnternetle ilk tanıştığımda küçüklüğümün getirdiği handikaplar karşısında bile &lt;a href="http://www.icq.com/"&gt;icq&lt;/a&gt; denilen mereti kullanmaya başladım. O zamanlardan beri aklımda olan ve de halen kullandığım &lt;a href="http://3harf.com/moonstar"&gt;MoonStar&lt;/a&gt; &lt;a href="http://3harf.com/mtu"&gt;MTU&lt;/a&gt; sözlükle icq’da milletlerarası chat olayına girmiştim. Artık başımda babam olmadan da Meksikalılarla konuşuyordum, hatta hatırlarım birisinden taco tarifi alıp ülkelerine davet edilmiştim.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tabii 1–2 yıla kadar interneti chat için, eğlence için kullananlardandım. Yavaş yavaş aklımın işletmesiyle web teknolojileri ilgimi çekti. İlk olarak sınıf sitemi açarak web uygulamalarına girdim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama aklımı hep kurcalayan ve halen kurcalayan şey, acaba birisi kendini yazılım geliştirmecisi olarak hazırlamak için o işin üniversitesinden mi mezun olması gerekiyordu, yoksa çok dil öğrenip büyük şirketlerin listesinden rahatça sıyrılabileceği miydi (?)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerçekten de büyük şirketlere girmek için sağlam bir &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/CV"&gt;&lt;strong&gt;CV&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;’nizin olması gerekiyor. Bunun yanında &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yale_%C3%9Cniversitesi"&gt;&lt;strong&gt;Yale&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;,&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Massachusetts_Teknoloji_Enstit%C3%BCs%C3%BC"&gt;&lt;strong&gt;MIT&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; gibi üniversitelerden diplomanız olması yetebileceğini biliyorum. Bu işi böylece becerenler elbette &lt;a href="http://www.milliyet.com/2006/07/21/guncel/gun07.html"&gt;&lt;strong&gt;var&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote dir="ltr" style="margin-right: 0px;"&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Google'da çalışacak &lt;img alt="" src="http://www.milliyet.com/2006/07/21/guncel/resim/gun072.jpg" align="right" border="0" hspace="5" vspace="5" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir başarı öyküsü&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Koç Özel Lisesi'nden 2002 yılında mezun olan Semih Salihoğlu, üniversite sınavına Uğur Dershanesi Kadıköy Şubesine giderek hazırlandı.Üniversite sınavında 19.olan Salihoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünü kazandı.Aynı zamanda Yale Üniversitesi'ne burslu olarak kabul edilen Salihoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi'nin de vermiş olduğu burs desteğiyle Yale Üniversitesi'nde bilgisayar ve ekonomi bölümünden mezun oldu.&lt;br /&gt;Bilgisayar Mühendisliğini birincilikle bitiren ve ilk yedi dönem notu ortalaması ile sayısal bilimlerde okuyan öğrenciler içinde birinci sırada yer alan Salihoğlu, 2007'de Google şirketinde New York'ta işe başlıyor. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Heyecan veren proje&lt;br /&gt;Başarılı akademik hayatından sonra iş dünyasına ilk adımını dünyadaki en büyük arama motoru olan Google şirketinde atacak olan Semih Salihoğlu, "Eğitimim boyunca bana desteğini esirgemeyen Bahçeşehir Üniversitesi'ne ve Mütevelli Heyeti BaşkanıEnver Yücel'e çok teşekkür ediyorum. Bizim gibi başarılı öğrencilerin dünya standartlarında eğitim alması için devletin yanısıra özel kurumların da destek olması gerekiyor.Son günlerde beni çok heyecanlandıran bir okul projesi gündemde. Bahçeşehir Fen ve Teknoloji Lisesi. Kuruluş amacı bilim adamı yetiştirmek olan bu okulda okuyacak öğrencilerin tümünün burslu okutulacağını öğrendim.Ben de iş hayatına başladığımda geleceğin teknolojisine yön verecek bu öğrencilere katkıda bulunmak istiyorum"dedi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;Bu örnek gibi onlarca örnek olmasına rağmen ekşisözlüğün kurucusu SSG gibi kişiler de var. Elbette birçok şirkette çalışmış olabilir. Fakat dediğine göre Microsoft’a &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=%2306378157"&gt;gitmek için&lt;/a&gt; herhangi bir üniversiteden &lt;a href="http://sourtimes.org/show.asp?t=%2302158"&gt;mezun olmamıştır&lt;/a&gt;. Aslında oturup ortaya komplo teorileri atmaya da gerek yoktur. Lakin en azından benim içimde bunu nasıl yaptığını öğrenmek bir istektir, meraktır.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Basınımız yoluyla da elimize ulaşan bilgiler doğrultusunda &lt;a href="http://www.google.com/"&gt;Google&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.microsoft.com/"&gt;Microsoft&lt;/a&gt; gibi büyük şirketlerde &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Developer"&gt;developer&lt;/a&gt; çalışmak için gerçekten “kaliteli” üniversitelerde eğitim almak gereklidir. Belki bu pastanın görünen kısmı da olabilir. Olabilir de olabilir. Pastanın görünen kısmına göre şuan Mektepliler yeniyor gibi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not&lt;/strong&gt;:  Bu arada Google’a giden Semih Salihoğlu’na feci özendim. Tebrik etmek gerekir. &lt;strong&gt;Helal vallahi&lt;/strong&gt;!&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ek&lt;/strong&gt;: GoogleFight sonucuna göre “alaylı vs mektepli”:&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img alt="" src="http://img55.imageshack.us/img55/6862/alaylivsmekteplinl4.jpg" border="1" hspace="5" vspace="5" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565202702773739?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565202702773739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565202702773739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565202702773739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565202702773739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/07/alayl-vs-mektepli.html' title='Alaylı vs Mektepli'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565207317167032</id><published>2006-07-22T01:31:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:21:20.115+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>Belki bir gün özlersin</title><content type='html'>&lt;p&gt;Saat gecenin 2’si olmasına rağmen sırf tesiri geçmeden asıl düşündüklerimi aktarayım diye açtım sitemi. Uzun zamandan beri böyle şarkı dinlememiştim zaten. Bir arkadaşım aracılığıyla öğrendim &lt;strong&gt;Emre Aydın&lt;/strong&gt;’ın &lt;strong&gt;Belki bir gün özlersin&lt;/strong&gt; adlı şarkısını. Şarkının sahibi &lt;strong&gt;6. Cadde&lt;/strong&gt;’nin grup üyesi aynı zamanda. &lt;a href="http://www.emreaydin.org/"&gt;&lt;strong&gt;Burada&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; kendi sitesini ve &lt;a href="http://www.emreaydin.org/mp3-klip.html"&gt;&lt;strong&gt;çalışmalarını&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; görebilirsiniz. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Şarkıyı indirdikten sonra yaklaşık 1 saat dinledim, 1 çalma listesi – tek şarkı. Etkisinden kurtulduktan sonra ilk önce tanıdıklarıma gönderdim. Aslında şarkıyı aldığım kişinin bir şarkıdan bu denli etkilenmesini ‘&lt;em&gt;çok duygusal herhalde&lt;/em&gt;’ diye yorumlamıştım. Hatta ‘&lt;em&gt;bak şimdiden kusura bakma, sorumlusu ben değilim&lt;/em&gt;’ derken gerçekten benle dalga geçiyor sanıyordum.. ta ki şarkıyı dinleyene kadar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Öyle bir tesir uyandırıyor ki şarkı üzerinizde, bir anda başka dünyalara alıp götürüveriyor sizi. Teknik kısmını bilemeyeceğim ama &lt;strong&gt;asıl düşündürten şarkı sözleri oluyor&lt;/strong&gt;:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote dir="ltr" style="margin-right: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;belki bir gün özlersin ...&lt;br /&gt;başka adamlarla&lt;br /&gt;başka şehirlerde yürürken .&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;okuduğun ilk roman&lt;br /&gt;sevdiğin ilk adam&lt;br /&gt;yasal acılarından&lt;br /&gt;hatta yalnızlıktan&lt;br /&gt;belki dolar gözlerin .&lt;br /&gt;başka adamlara&lt;br /&gt;başka şehirlerde&lt;br /&gt;belli etmezsin ...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;seçtiğin bu hayat&lt;br /&gt;geçtiğin son adam&lt;br /&gt;yasal acılarından&lt;br /&gt;hatta yalnızlıktan&lt;br /&gt;sessiz harfler seçersin .&lt;br /&gt;başka adamlara&lt;br /&gt;başka şehirlerde&lt;br /&gt;belli etmezsin ...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;belki bir gün özlersin ...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;sil gözünün yalnızlıklarını ...&lt;br /&gt;o an fısılda duvarlara adımı .&lt;br /&gt;bin bıçak var sırtımda ,&lt;br /&gt;biniyle de adaşsın&lt;br /&gt;herbiri hayran sana ...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;&lt;/span&gt; Şarkının sözleri sizi alıp götürüveriyor başka alemlere. Bir an eski anılarınıza dönerken karşınızda çok duygusal, dolayısıyla aciz bir adamı buluveriyorsunuz. Anılarınızda kendinizi görüyorsunuz aslında. Yıllarca nasıl hayatın sizi savurduğundan dem vurarken, sistem içinden geçinip sisteme asilik yapan bir kişi olduğunuzu fark ediyorsunuz. Hemen ardından bunalımlı vakitleriniz geliyor gözünüzün önüne, sırtınız açık pencereden gelen esintiyle soğuk soğuk terlemeye başlıyor. Eliniz şarkıyı değiştirmeye gitmiyor, bir şekilde gidemiyor. Saatlerce etkisinden kurtulamıyorsunuz, dinledikçe daha da içleniyorsunuz, acıyorsunuz o aciz ‘siz’e.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Şarkıyı kapatıp yatağınıza uzandığınızda halen beyninizde devam ediyor. Adeta şarkıyla zonkluyor beyniniz. Kabuslar görürüm diye gözlerinizi kapatıp uykuya dalmaktan korkuyorsunuz. İstemeye istemeye uyurken koynunuzdaki resmi fark ediyorsunuz. Uzun uzun ona baktıktan sonra gözlerinizi huzurla kapatıyorsunuz şarkı halen devam ederken..&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565207317167032?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565207317167032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565207317167032' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565207317167032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565207317167032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/07/belki-bir-gn-zlersin.html' title='Belki bir gün özlersin'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565188366444489</id><published>2006-07-07T20:00:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:21:02.700+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Syd Barrett</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;center&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://static.flickr.com/47/135484172_f020d9457a.jpg" alt="pink floyd" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/center&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.last.fm/music/Syd+Barrett"&gt;Syd&lt;/a&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Syd_Barrett"&gt;Barrett&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2006/07/12/magazin/axmag02.html"&gt;&lt;strong&gt;ölmüş&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;remember when you were young, you shone like the sun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;shine on you &lt;strong&gt;crazy diamond&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;now there's a look in your eyes, like black holes in the sky.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;shine on you &lt;strong&gt;crazy diamond&lt;/strong&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565188366444489?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565188366444489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565188366444489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565188366444489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565188366444489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/07/syd-barrett.html' title='Syd Barrett'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565173576654307</id><published>2006-06-26T21:46:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:20:46.553+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Hepsiburada - ama çok pahalı</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img style="margin: 10px;" src="http://img192.imageshack.us/img192/8969/normaltablolar1do.jpg" align="right" /&gt;Her ne kadar neredeyse en iyi e-ticaret sitesi olsa da Hepsiburada, bazı işlerini anlamıyorum gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk yıllarında sadece elektronik hizmetinin köpeği olduğu bilincindeyim. Tabii gelirleri genişledikçe farklı sektörlere yelken açarak, kitap, müzik gibi bilumum sosyal bölümlerin ürünlerini satmaya başladı. Baştan sorun olmayan hizmet kalitesi, bölümler arttıkça sanki giderek kötüleşti gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ortalama 3 iş günü içerisinde kargoya verilir&lt;/span&gt;" gibi bir ulaşım felsefesini güdüp hıphızlı teslimi amaçlayan bir ticaret sitesi, ürünlerini ulaştırırken 4-5 gün geciktirmemeli diye düşünüyorum.&lt;/p&gt;Tabii bu kadar sert konuşmamakta fayda var. Anlaşılamamış bir sistem aslında bu. Bazı&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ürünler erken veya tam zamanında ulaşıyor eliniz. Lakin bazıları ise gecikmeli ulaşıyor. Adamına göre mi -&lt;span style="font-style: italic;"&gt;alınan ürünün fiyatı, ürünün alınma oranı&lt;/span&gt;- ulaştırma yapılıyor sorularını getiriyor aklına.&lt;/p&gt;Görüldüğü üzere ürün yelpazesi dediğimiz atraksiyonu geliştirmiştir. Hizmet anlayışını değiştirmese bile "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;türkiyenin en iyi e-ticaret sitesi&lt;/span&gt;" ünvanını almayı başarmış, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hepsi&lt;/span&gt; adlı hatun grubunun CD'sini bile satmaktadır. -&lt;span style="font-style: italic;"&gt;alternatiflik&lt;/span&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://img67.imageshack.us/img67/3986/normaldir9bh.jpg" align="bottom" /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;Bolluk sözkonusu ama Microsoft'un ürünlerindeki fiyat politikasını da eleştirmek lazım. Aslında ticaretten fazla anlamıyorum. İki kodluk resmi yazılımı niye bu kadar pahalı  satıyorlar diye düşünüyorum sadece. Eğer Hepsburada veya türevi ticarethanelerden dolayı ise dağımtıcının acil el koyması lazım. Eğer Microsoft'un politikları gereği ise korsan satılıyor, ucuza satılıyor diye hiç hayıflanmamak lazım. Orada burada Office araçları 5-6 YTL'yi geçmeyen fiyatlarla satılıyorken, hangi akla zarar insan gidip bu 100 katı fiyatın altına düşmeyen yazılımları alır ki? Yada bu 500-600 YTL az para mıdır ki utanılmadan piyasaya sürülmektedir ve bu kadar paraya satılmaktadır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bahsettiğimiz ülke %30'u açlık sınırında olan bir ülke&lt;/span&gt;. Haydi açlık sınırını geçtim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;orta düzey geliri olan kitle bile bunu edinmekten çekinecektir&lt;/span&gt;. -&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;mi?&lt;/span&gt;-&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;p align="left"&gt;Ayıp ayıp diye söylenirken baş parmağımı iki yana sallanmakta ve dilimle "cık cık" sesini çıkarmaktayım. Evet, bu politiklar doğrultusunda Korsana karşı değilim. Gereği yapılsın, hatta arz da edeyim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;herşey yersek ile işliyor tabii&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565173576654307?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565173576654307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565173576654307' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565173576654307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565173576654307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/hepsiburada-ama-ok-pahal.html' title='Hepsiburada - ama çok pahalı'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565183557216505</id><published>2006-06-26T20:30:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:20:33.588+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Google biraz kalendar olsa..</title><content type='html'>&lt;p&gt;Uzun zamandır her işi birarada yürütebileceğim, bir hizmete bağlandığımda tüm işlerimi oradan idare edebileceğim bir sistem arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hep böyle birşey istemişimdir. O anda emaillere göz atarken bir yandan sağ alt köşeden "Babanın doğumgünü hediye al!" diye bir hatırlatıcı, RSS ile takip ettiğim sitelerde neler dönüyor diye bakılacak bir sayfa, gündemlerin maddelerini içeren birbaşka sayfa daha..&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img alt="Microsoft Outlook" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 145px; height: 128px;" title="Microsoft Outlook" src="http://www.mmsc-bodensee.de/images/outlook2.jpg" align="left" height="128" width="145" /&gt;Aslında kafamdaki bu forma uygun yegane hizmet Microsoft Outlook'tur sanırım. Her ne kadar RSS'e el kol atmamışlarsa da, gerek kişi adreslerini iyi saklaması, gerek maillere bakabilmemiz ve tüm bu işleri yaparken bir takvimi -calendar- olması. Yalnız bana zor gelen şey, tüm bunları yapmak için Outlook'un açılması, haydi açmayı geçtim açık kalması. Zaten düşük performanslı sistemimde Outlook'un açık kalmasından doğan CPU kullanımı artacak, RAM yenecektir diye tahmin ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img alt="Microsoft" style="margin: 10px; width: 184px; height: 128px;" title="Microsoft" src="http://www.quantrimang.com/photos/Image/012006/13/microsoft-logo.jpg" align="right" height="128" width="184" /&gt;Microsoft'tan ümitli değilim ben. Bu zamana kadar 1985'ten beri epey işletim sistemleri ve onlara bağlı yerleşik yazılımlar çıkardılar fakat hiçbirisi kulvarında devrim yaratacak programlar değildi. Sadece rekabetçi firmaların gerisinde kalmamak için çıkardılar o yazılımları, bir nevi zorunluluktan. Zaten uzun zamandır Microsoft elemanlarının ne yaptıklarını düşünüyorum o kadar bollukta. Tabii ki işi küçümsemek yersiz ve aciz olur fakat bugüne kadar "oha, bunu yaptılar ya, ölsem de gam yemem artık!" diyebileceğimiz tek atılım yapmadılar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img alt="Google" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt;" title="Google" src="http://www.google.com.tr/intl/tr/logos/Logo_60wht.gif" align="left" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tam üretkenlikten düşünürken aklıma birden Google parlayıverdi. Microsoft'un dışında tek atılımcı o zaten. En azından bazı yaptıklarıyla vay be dedirtebiliyor. Örnek vermek gerekirse zamanında 2 GB ile piyasaya sunulan, şuan 3Gb'ın sınırlarını zorlayan ve kulvarında devrim yaratan Gmail. Gerçekten saf ve yaratıcı projeler ortaya koyuyor Google çalışanları. Zaten son zamanlarda doğan trend de bu yönde. Herkes -programcılar- Google'a girmek için uğraşıyor. Microsoft kendi açımdan yerinde sayan ve artık yaşlıların pineklediği bir yer olarak aklıma geliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img alt="Google Earth" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 136px; height: 107px;" title="Google Earth" src="http://www.1022.net/googleearth/v1/logo.jpg" align="left" height="107" width="136" /&gt;Tam bu noktada başında bahsettiğim atraksiyon geliyor aklıma. Google Calendar hizmetin haberdarım. Ama her nedense soğudum Google'ın programlarından -bu tükürdüğümü yalamak anlamına gelmiyor- Google Earth'ten kaynaklanan "hee bunlar CPU yer kesin boşvereyim ya" felsefesi halen devam ediyor. Zaten o çıktı çıkalı sistemimi güncelleştirmedim. Hep kafamda sistemi kurutacak bu programlar kesin diye geçiyor, yanaşamıyorum.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Eğer Google ekibi dünyaya sorsa, "ne yapmamızı istersiniz" diye, herhalde ben "rss destekli, içinde takvimi ve Gmail'i de içeren &lt;strong&gt;bütünleşik&lt;/strong&gt; bir hizmet isterdim, hem de web tabanlı!" derdim. Bu noktada sanırım bütünleşik kelimesi önem kazanıyor gibi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her ne kadar böyle bir soru sormasalar da Google'ın ne yapacağı belli olmaz diyorum. Belki bir gün bakarız, ümit ettiğimden de bütünleşik ve gelişmiş bir sistemle karşımıza çıkaverirler.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565183557216505?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565183557216505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565183557216505' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565183557216505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565183557216505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/google-biraz-kalendar-olsa.html' title='Google biraz kalendar olsa..'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565165714307603</id><published>2006-06-25T22:37:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:20:26.896+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>Takıntılar [vol1]</title><content type='html'>&lt;p&gt; &lt;img title="Black Eyes on DA" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; width: 211px; height: 273px;" alt="Black Eyes on DA" src="http://img142.imageshack.us/img142/9664/blackfishbyseraphicdeviltry3qs.jpg" align="left" height="273" width="211" /&gt;Efendim, daha önce de hep böyle hayatımızın inceliklerini anlatan listemsi anketler doldurmayı hep istemişimdir, çok sevmişimdir. Onun için seri halinde aklıma geldikçe bunları yayınlayım dedim.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;* 14 yaşımda olmayı sevmiyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Genel olarak ortamlarda dolaşırken, özellikle web 2.0 teknolojisinin getirdiği etkileşimle yazarı olduğum sitelerde yazdığım yorumlardan yola çıkarak hakkımda yorum yapan insanların, yaşımı öğrendikten sonra "aa bu yaşta mısın, yaşının üstünde cevaplar veriyorsun" demesini hiç sevmiyorum. He bu noktada ukalalığım irdenebilmekte bir kritedir, hatta çıkıp "zekiyim" demek yerine bu yolu da tercih etmiş olabilir. Neysedir, olsundur. Hem bir de eski senelerin Liseye giriş sınav soruları çok da kolay oluyor. Eğer 99'da sınava girseydim ah neler yapardım, neler. çok doluyum yani&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Yağmuru çok severim, evde olsun, dışarda olsun.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Genel yanılgı vardır, yağmurdan kaçmayan enayinin en âlâsıdır. Lakin ben bu önermeyi basit bir genelleme bulup klişe cevabı vermeyi seviyorum. Nitekim yağmur yağdığımda evde olursam içimden camı açıp o çıkan toprak kokusunu içime çekme arzusu doluyor içime. Dışardaysam da koşan insanları seyretmek ayrı bir zevk veriyor insana. Özellikle işim varsa ve kalabalık semtlerin birisinde dolaşıyorsam mutlaka beyaz bluz yada T-shirt sahibi genç insanlar arıyorum. Bu konu çok derin bir konudur aslında. Niçin hava kapalıyken dışarda dolaşacak bayanlar üstlerine inatla beyazlı birşey giymeyi isterler? Bu ertelenmiş bir olay mıdır yoksa kasten yapılmış bir çözüm müdür? &lt;strong&gt;Çözüm&lt;/strong&gt; kelimesini çok seviyorum. Burada yanlış kullandığım Çözüm'ü, açarsam körpecik kızlarımızın erkek bulma, bir şekilde edinme arzusu diyebiliriz. Nitekim bunu bir bayana söylediğimizde, bizi abazanlıkla suçlayabilir. Ama hiç neden ben bile bile beyaz giydim demez, diyemez.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img title="Blind Addiction on DA" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt;" alt="Blind Addiction on DA" src="http://img170.imageshack.us/img170/2866/blindaddictionbyfrixin8ze.jpg" align="left" border="0" /&gt;* İçlerine daracık pantolon giyen kızlarla &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;masum esnafımızın ve arkadaşının konuşmalarına bayılıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yoldan geçerken görürsünüz, çoğu dişi kendilerine laf atılmasından şikayetçidir. Özünde eğitimsizlik yatan bu sorun, Türkleri aşağılama hobisine kadar gitmiş, neredeyse tüm erkekler abazan ve iğrenç, hatta tiksinç damgasıyla işaretlenmiştir. Ama gene &lt;strong&gt;beyazlılar&lt;/strong&gt; gibi sorunu başkasına atmaktan başka birşey yapmazlar. Türkiye'nin sorunlarıyla ilgilenmeyen &lt;strong&gt;bu genç beyinler&lt;/strong&gt;, çıkıp özgürlükten bahsedip bir anda başınıza özgürlükçü dişiler olabilirler. Halbuki sorunu kendi içinde aramayan zihniyetin, daha çok kendi içinde sorun yaşayan ama bunu dışarıya yansıtmayan kitleler olduğunu düşünüyorum. Hem ya öyle olmasaydı o adamı soyutlamazdı. Tabii ben de biliyorum ütopya düşündüğümü, ama biraz olsun namusu bacaklarının arasında aramayan, laflara aldırış etmeyip sorunu çözmeye çalışan birisi yapabilir bunu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Türkleri aşağılamayı sevmiyorum. Alçaltanı populist olarak damgalıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;Tabii üstte bahsettiğimiz nedenden dolayı Türklerin geneli aynı sıfatla damgalanıp sürekli aşağılanıyor. Tabii &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Türkleri Anlama Kılavuzu&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; gibi mizahi olmayanlardan bahsediyorum. Daha çok Türklerin kırlarda oynayanları, yere tükürenleri işleyen konularda olanlardan.. Yolda sahilden pazar günü geçen birisi, yol kenarındaki yeşilliklerdeki piknik yapan insanlara bakabilir. Hatta onlara "oha ya, yer mi yok, yolun kenarında yapıyorlar. yok avrupa birliğine gireceğiz bir de, cık cık" diye tepki verebilirler. Halbuki sorunun eksik yeşil alan, dolayısıyla kötü yönetim ve bayındırlık olduğunu asla akıllarına getirmezler. Söylediğim insan çeşidi, orta ve yüksek gelirli insanların arasından çıkar genelde. -&lt;em&gt;ayrıca tüm genellemeler de yanlıştır&lt;/em&gt;-&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img title="Alone on DA" alt="Alone on DA" src="http://img183.imageshack.us/img183/7412/dontshowforgivenessbyloganart9.jpg" align="right" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kızların düşük bel kotu bilerek giydiklerini savunanlardanım.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Biliriz ki bir hadise vardır. Genelde kızlarımız oturduklarında, Düşük bel diye adladırılan kot çeşidi adından da anlaşılacağı gibi düşer ve düşük bel külot giydiyse göt çatalı diye adlandırdığmız bölge, yada külodu gözükür. Gözüken küloda veya frikiğe bakan insanlara ayı gibi bakarak oralarını buralarını eskimiş tişörtlerini çekerek kapatmayı çalışırlar. Zaten kendilerini bilir o kasten gösterenler ama ben onların ciddi ciddi &lt;strong&gt;oy toplamak&lt;/strong&gt; adına bunu yaptığına inanmaktayım.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;* frikik, o da ne?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;neden kişilerin açıklarına -&lt;em&gt;bir nevi bug-&lt;/em&gt; frikik dendiğini idrak edebilmiş değilim. Literatürde eskinin Televole'sinin çıkarttığı bir sözcük olduğunu düşünsem de eski bir hikayesi var mıdır diye merak etmemiş değilimdir, halen de merak ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;* karışık konuşmayı, konular arasında narince zıplamayı severim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;yaşlı teyzelere yer vermeyi hep sevmişimdir. Nitekim son zamanlarda -&lt;em&gt;sınava girmeden önce&lt;/em&gt;- yorgunluktan olsa gerek yaşlılara yer verme özelliğimi kaybetmiş buldum kendimde. halbuki o an, o yaşlı teyzenin mağrur bakışları altında yerinizi ona teslim etmek.. elbette ki olayı abartıyor olabilirim ama edebiyatta fantastik olayları sevmişimdir. Hayır hayır, ejderhaların falan yer aldığı hikayeler değil kastım, tamamen bir düzen içinde işleyen olaylar, örgü içinde sapmayan delliler, ve sondaki sahneyi tahmin edememeniz.. ağıza acayip bir tat verir. göt olmuşlukla, karmaşık bir filmin sona ermesinin kattığı mutluluk arasında bir yerlerde olursunuz. işte böyledir bu olay.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;img title="red dot on DA" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt;" alt="red dot on DA" src="http://img216.imageshack.us/img216/5065/reddotbykil1k4ij.jpg" align="left" border="0" /&gt;* ukalayım&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;çoğu insanın bana yöneltiği, "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;çok bilmişsin bir o kadar da züppesin de&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;" sözlerini hiç umursamam. zaten böyle sözler genelde eziklerin ağzından çıkar. halbuki aslolan acizliğin arasında yüzüp tüm insanları yanında görebilmek değil midir? evet, şükür etmeli ki hiç fakirlik görmedim fakat insanın önce kendisi aşması şart. işte bu sözler genelde beni ukala, hatta küstah olarak suçlanacak kişi yapar. mantıklı olsa da, mantıksız olsa da akıl vermek, hele 14 yaşında bu işi rahatça yapmak ukalalıktır. ama büyüğünde bu sözleri sarf etmek, deneyimdir, tecrübedir, hele hele o ünlü "sen giderken biz gidiyorduk oğlum" lafını da araya sıkıştırırsan evliya bile olursun.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;* bir insanın beğenisi olmalı, belirli bir duruşu bile olmalı hatta.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;her işe çıkıntılık eden, hayatını çözdüğünü sanıp daha içindeki sorunları halledemeyen, hiçbir şeyi beğenmeyen ve yapılan hiçbir hareketten memnun olmayan ve kesin konuşmayan kızlardan nefret ediyorum, hatta tiksiniyorum. yarın bir yere gelir misin diye sorduğumda kesin bir cevap almak istiyor bu deli gönül, çünkü ne bugün ihtimallere oynayacak cesaretim var, ne de yarın bazı şeyler iptal edecek kadar zamanım var. aynı şekilde önüne napsan gene "yok ya kötüydü bence o kadar güzel değildi" diyen kızları da aynı şekilde sevmiyorum, hatta birer psikoloğa gitmelerini öneriyorum. insan yalancıktan da olsa tam sinema çıkışında nasıldı diye sorulduğunda, "güzeldi ya birkaç hata vardı ama beğendim" diyebilmeli. Tabii ki gerçekleri göz ardı etmekten bahsediyor değilim, sinema bittikten sonra istediği gibi eleştirsin filmi, istiyorsa yerden yere vursun. yalnız bazı şeyler yerinde ve zamanında söylesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img title="There Death on DA" style="margin: 10px 0pt 10px 10px;" alt="There Death on DA" src="http://img142.imageshack.us/img142/4500/thereddeathbylarafairie2yu.jpg" align="right" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* sözünü tutmayan bireylerden hoşlanmıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;bizzat organize ettiğim olaylara gelmeyen önemli kişilerin sebebini sorduğumda, ne bileyim ya canım falan istemiyor diyenlere kıl oluyorum, hatta tüm irtibatımı kesesim geliyor. -ah şu deli yürek..- herşeyden öte bazılarının yanında eşlik etmesini istiyor insan, yani yalnız kalmak istemiyor. gene de ona kızmıyorum, daha çok ekmiş hissettiğim insanlara üzülüyorum, mahçup oluyorum.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;* bazı smiley'larla derdim var.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;çok sayıda ":D" kullananlardanım. hatta neredeyse her iletimde bir ":D" vardır. yalnız oradaki ":S" veya "=S" işaretine kıl oluyorum. hatta bazıları bunu çok kullanarak smiley'i istismar ediyorlar. evet evet, işte tam o smiley'a gıcığım var. hani birşey anlamazsın da ekleyiverirsin de kafası çok karışan insanların ota boka eklemesi saçma.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;* kişisel iletisine olayları yazanları açıkça küçümsüyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;"ay bugün çok güzeldi dimi x.. yedik kafayı (anladın sen)" diye kişisel ileti yazanlara sinir oluyorum. hangimizin senin bilmemne olayını bilmemize gerek var, yada neden senin evlenmek istediğini bilmemiz gerekiyor? hayır senin amerika'dan gelen hede abini nasıl karşıladığını msn listendeki zerre kadar insanı ilgilendirdiğini iddia edebilir misin peki? tabii bu tür iletiler genelde karşılıklı konuşmak gibi de olabiliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* not yerine ps yazmayı tercih ediyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ps&lt;/strong&gt;: burada yazanlarının çoğunu -doğal olarak- yaşadıklarım sonucu derledim. giren arkadaşım olursa merhametine sığınarak selam eder, artık kendimigerçekleri yüzüne söylemiş sayarım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565165714307603?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565165714307603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565165714307603' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565165714307603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565165714307603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/takntlar-vol1.html' title='Takıntılar [vol1]'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565149089663393</id><published>2006-06-21T12:17:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:20:25.411+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Roger Waters</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img alt="Roger Waters" title="Roger Waters" style="margin: 0pt 10px 10px 0pt;" src="http://img210.imageshack.us/img210/5233/rogerwaters8hh.jpg" align="left" border="0" /&gt;20 Haziran günü de bitti. Daha öncede bu konseri hevesle bekleyen bir &lt;strong&gt;floydian&lt;/strong&gt; olduğumu açık seçik &lt;a target="_blank" href="http://www.ardian.org/?p=25"&gt;belirtmiş&lt;/a&gt;, konsere feci hazırlıklar yaptığımın haberini &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/user/eyaysi/journal/2006/06/13/155592/"&gt;vermiştim&lt;/a&gt;.Günlük tadında yazıya başlarken önsöz olarak bu kadar güzel olacağını tahmin edemediğimi vurgulamak isterim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Saat beş buçuk gibi yola çıktığımda trafiğin ne derece sıkışık olduğunun farkında bile değildim. Sitelerde ısrarla üstüne bastırılıyordu, konser var dikkatli oldun diye fakat o derece olduğunu bilmiyordu. Sahilden gideceğimiz için biraz tedirgindim de halbuki. Yenikapı'ya kadar güzel giderken Beşiktaş'a doğru trafik adım adım ilerlemeye başladı. Zaten otobüsüyle, taksisiyle taşıtı bol olan İstanbul'umun, bu halini görmek, artan heyecanla içinde çıkılmaz bir hal alıyordu. Sonuçta yolu Bakırköy'den itibaren tam 2,5 saatte aldım.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Konser alanına geldiğimizde zaten saat 19.15 gibi olmuştu. O zamana kadar floydian'lar ortamı doldurmuştu ve kuyruk neredeyse 500-600 metre olmuştu. Sözkonusu olayda, Biletix biletlerinin üstüdne kapı açılışı saat sekiz olarak yazmaktaysa da, internette saat yedi diye veriliyordu. Oradan daha muamma içindeydim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Konser alanının ilerisinde Mado'da birşeyler atıştırdıktan sonra kuzenim de geldi. Hep beraber içeriye girerken heyecan doruktaydı tabii. İnsanlar konser alanını doldurmuştu. İki bira alayım diye çıktığım kasalar zaten felaketti. Kuyruk epey gerilere uzuyordu. Gerçi inat edip aldım ama boşuna midemi kaldırdım.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Aradan sıvışa sıvışa ancak sahnenin 100 metre önüne kadar gelebildik. Zaten konserde her yaştan insan vardı. Önümde 50 yaşlarında teyze varken, yanımda 20 yaşlarında genç kafa sallıyordu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Roger Waters sahneye çıktığında herkes coşmuştu tabii. Zaten sahnenin efektleri için yığınla para harcandığı biliniyordu ve o çıktığı anda ateşler, bilmemneler patladı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;In The Flesh ile başladı konser. -&lt;em&gt;konser başladığından itibaren tüm şarkıların isimlerini unuttum, ekşiden yararlandım&lt;/em&gt;- Bu şarkıyla başlanacağı bildiği için süpriz olmasa Mother en azından benim için gerçekten süpriz oldu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tam liste ise şöyle:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;-----1. bölüm-----&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;in the flesh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mother&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;set the controls for the heart of the sun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;shine on you crazy diamond&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;have a cigar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; wish you were here&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; the fletcher memorial home&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;perfect sense&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; leaving beirut&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; sheep&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;-----2. bölüm---------&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;dark side of the moon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;breath&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; time&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;the great gig on the sky&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;money&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;us and them&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;------bis---------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; the happiest days of our lives+another brick in the wall&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bring the boys back home&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; comfortably numb&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;(&lt;strong&gt;not&lt;/strong&gt;: kalın ile işaretlediklerim &lt;strong&gt;özellikle&lt;/strong&gt; unutulmayacak olanlardır)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Trafiğin yoğunluğuna yakalanmayıp hemen çıkalım derken another brick in the wall çalmaya başladı. Sanırım Roger Waters bu kadar beklemiyordu İstanbul'u. Sanırım herkesin ezbere bildiği bir şarkıydı. O şarkıda gemiler dakikalarca korna öttürmesine rağmen hiçbirisi duyulmadı. &lt;strong&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/06/21/magazin/amag.html"&gt;Tam 17.000 kişi&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; tek bir ağızdan söyledi onu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Üzüldüğüm tek nokta, Comfortably numb'u tam çıkarken dinlememdi. Zaten ardından Roger Waters  seyircilerin arasından hiçbirşey yokmuş gibi binip teknesiyle mekandan ayrılmıştır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak mükemmel bir konser yaşattı ve "&lt;strong&gt;I was there&lt;/strong&gt;" dedirtebildi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565149089663393?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565149089663393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565149089663393' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565149089663393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565149089663393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/roger-waters.html' title='Roger Waters'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565136960963964</id><published>2006-06-20T09:17:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:19:17.944+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>22Dakika</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.pilli.com/"&gt;Pillinetwork&lt;/a&gt;, son kardeşi &lt;strong&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.bildirgec.org/yazi/22dakika-org-pillinetworkte"&gt;22Dakika&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;'yı açtığını resmen duyurdu.&lt;/p&gt;Önceden &lt;strong&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.bildirgec.org/uye/azizk"&gt;azizk&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;'nın güzel dizi yazılarını okuduğumuz 22Dakika, pilli için yeniden makyajlanıp yayına sürüldü. Her ne kadar ilk gün bazı yerler çalışmasa da şuan site tıkır tıkır çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;p align="left"&gt;(Not: Onun sayesinde &lt;strong&gt;@bildirgec.org&lt;/strong&gt; &lt;a target="_blank" href="http://www.bildirgec.org/yazi/oyun-yeni-pillinetwork-sitesi"&gt;maili&lt;/a&gt; &lt;a target="_blank" href="http://www.bildirgec.org/yazi/oyun-yeni-pillinetwork-sitesi#yorum-30979"&gt;kazanmıştım&lt;/a&gt;, söylemeden geçemeyeceğim. :)&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565136960963964?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565136960963964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565136960963964' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565136960963964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565136960963964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/22dakika.html' title='22Dakika'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565111184585428</id><published>2006-06-20T01:30:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:37:06.023+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kinaye'/><title type='text'>Bilmem kaç kişiyiz?</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img title="mustafa kemal atatürk" alt="mustafa kemal atatürk" src="http://img107.imageshack.us/img107/70/mustafakemal3fn.jpg" align="right" /&gt;Kanaltürk yazarı &lt;a target="_blank" href="http://sourtimes.org/show.asp?t=kerimcan+kamal"&gt;Kerimcan Kamal&lt;/a&gt;, biz kaç kişiyiz diye &lt;a target="_blank" href="http://www.kanalturk.com.tr/haber.php?haber_id=51200"&gt;sormuş&lt;/a&gt; canım Atatürkçülere.Haberin tutması için de "&lt;em&gt;bakalım buraya kaç kişi gelecek? İşte onlar Atatürkçüler, IP'lerini bile alın, irtibat kurarız&lt;/em&gt;" gibi birşey söyleyip alta yanıp sönen "&lt;em&gt;Atatürkçüler rekora koşuyor! x kişi okudu&lt;/em&gt;" demişler.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;An itibariyle o sayı "&lt;strong&gt;3.068.438&lt;/strong&gt;" Gelecekte artması aşikar. Fakat asıl ilgi çeken alttaki yorumlar. Bazıları olaya artı vermiş ama "&lt;em&gt;sizi ve Atatürk devrimlerinizi kovacağız&lt;/em&gt;" diyecek kadar ütopik düşünenler de yok değil.&lt;/p&gt;Bakalım daha kaç tane &lt;strong&gt;Atatürkçü&lt;/strong&gt; çıkacak?&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;(Not: &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;Atatürkçü olmayan tıklamasın. Hayır sayaç yanlış göstermesin&lt;/em&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;)&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565111184585428?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565111184585428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565111184585428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565111184585428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565111184585428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/bilmem-ka-kiiyiz.html' title='Bilmem kaç kişiyiz?'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565071855996392</id><published>2006-06-14T13:06:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:18:52.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Değişebilir Zevkler</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img alt="mamen by dA" title="mamen by dA" src="http://img95.imageshack.us/img95/6087/mamen4hh.jpg" align="left" /&gt;Aslında daha önce de &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/user/eyaysi/journal/2006/06/13/155592/"&gt;belirtmiştim&lt;/a&gt; 20 Haziran günü nerede olacağımı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Başta Roger Waters olmak üzere tüm &lt;a href="http://www.last.fm/music/Pink+Floyd"&gt;Pink Floyd&lt;/a&gt; elemanlarının hastasıyımdır. Başta Syd Barrett olmak üzere, solocu &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/David+Gilmour"&gt;David Gilmour&lt;/a&gt;, alçakgönüllü &lt;a target="_blank" href="http://www.allmusic.com/cg/amg.dll?p=amg&amp;opt1=1&amp;amp;sql=nick+mason"&gt;Nick&lt;/a&gt; &lt;a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nick_Mason"&gt;Mason&lt;/a&gt; ve son olarak sakin adam Rick &lt;a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Rick_Wright"&gt;Wright&lt;/a&gt;.. Tabii bunların tümü &lt;a target="_blank" href="http://www.pinkfloyd.com/"&gt;Pink Floyd&lt;/a&gt;'u oluşturduğu için seviliyor biraz da.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ne bileyim bir &lt;a target="_blank" href="http://www.allmusic.com/cg/amg.dll?p=amg&amp;sql=11:ut1uak3k5m3k"&gt;Roger Waters&lt;/a&gt;'ın kendi şarkılarını tek dinlediğimde aynı tadı vermiyor. Bu kural &lt;a target="_blank" href="http://www.allmusic.com/cg/amg.dll?p=amg&amp;amp;opt1=1&amp;sql=david+gilmour"&gt;David Gilmour&lt;/a&gt;'un &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/David+Gilmour/On+An+Island"&gt;On a Island&lt;/a&gt; albümü için de değişmiyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani getirmek istediğim nokta sanıyorum hiçbir teke tek konserin asıl &lt;a target="_blank" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_Floyd"&gt;Pink Floyd&lt;/a&gt; gibi zevk vermeyeceği. Bu yüzden &lt;a target="_blank" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Live8"&gt;Live8&lt;/a&gt;'de bulunmak gerçekten isterdim.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Live8'i hatırlıyorum da gazeteler bas bas "&lt;a target="_blank" href="http://72.14.221.104/search?q=cache:qth3Lzc_RkcJ:www.milliyet.com.tr/2005/06/14/yasam/axyas01.html+Pink+Floyd+%C3%A7eyrek&amp;amp;amp;hl=tr&amp;gl=tr&amp;amp;ct=clnk&amp;cd=3"&gt;Pink Floyd geliyor!&lt;/a&gt;" diye bağırırken tatil için hazırlanıyordum. Daha Pink Floyd nedir bilmeyen bünyem, sadece "hit ne var onu dinlerim" dinlerim zihniyetindeydi. Gazeteler o kadar şiddetle Pink Floyd'u &lt;a target="_blank" href="http://72.14.221.104/search?q=cache:38VtNkbFzjIJ:www.milliyet.com.tr/2005/06/28/yazar/dundar.html+Pink+Floyd+%C3%A7eyrek&amp;amp;amp;hl=tr&amp;gl=tr&amp;amp;ct=clnk&amp;amp;cd=2"&gt;yazınca&lt;/a&gt; ben de doğal olarak havaya girdim.&lt;/p&gt;Söylediğim gibi, daha &lt;a target="_blank" href="http://www.live8live.com/"&gt;Live8&lt;/a&gt; zamanında Pink Floyd'dan haberim bile yoktu. Ama orta son sınıf itibariyle büyük aydınlanma gibi birşey geçirince &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Radiohead"&gt;Radiohead&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Pearl+Jam"&gt;Pearl Jam&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/U2"&gt;u2&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Nirvana"&gt;Nirvana&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Iron+Maiden"&gt;Iron Maiden&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Rage+Against+the+Machine"&gt;Rage Against the Machine&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Dire+Straits"&gt;Dire Straits&lt;/a&gt; gibi grupların müptelası oldum. (&lt;em&gt;aştım bitirdim demiyorum sadece dinliyorum&lt;/em&gt;)&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Galiba Pink Floyd'dan bu kadar söz etmem, bu müptelalık  içinde adam gibi oturup dinlediğim, yani en azından neredeyse tüm şarkılarının melodilerini mırıldanabildiğim yegane grup olması.  Diğerleri ise sadece birkaç şarkıyla kaldı. (örn, Rage Against the Machine-&lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/music/Killing+in+the+Name"&gt;Killing in the name&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Artık "ben bu grubu dinliyorum abi" bile demekten çekinir oldum. (pink floyd sadece istisna)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O yüzden artık değişebilir zevklerimi bir "&lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/user/eyaysi/charts/"&gt;Top&lt;/a&gt;" zirvesiyle sergilemeye başlayacağım. &lt;a target="_blank" href="http://www.last.fm/"&gt;Last.Fm&lt;/a&gt; denen zımbırtının yararıyla değişebilir zevklerimin sabitini oradan belirmeye çalışacağım.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565071855996392?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565071855996392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565071855996392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565071855996392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565071855996392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/deiebilir-zevkler.html' title='Değişebilir Zevkler'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565065233703768</id><published>2006-06-12T16:28:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:18:34.477+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>OKS</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;img alt="bir kız" title="bir kız" src="http://img153.imageshack.us/img153/5576/herneysepng5ia.jpg" align="right" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi baktım da 26 mayıstan beri yazmıyorum blog'a. Epeydir yaşıtlarımın ve benim çalıştığımız şu OKS sınavı 11 haziran günü &lt;a target="_blank" href="http://egitek.meb.gov.tr/Sinavlar/Sorular/Ook/Ook2006/Ook2006Test_Key.pdf"&gt;bitti&lt;/a&gt;. sınava dek epey rahattım, ne zaman ki matematik sorularını gördüm; işte o zaman sınavı bırakıp çıkmak geldi içimden. Neredeyse matematiğin yarısını boş bırakarak fen bilgisine ve sosyal bilgilere geçtim. Her ne olursa olsun sınav bittiğinden dolayı rahat olsam da tercihlere kadar sanırım pek yayılamayacağım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bana öyle geliyor ki bu sınav epey abartılmış bize. Çünkü insan oturup adam gibi düşününce herşeyin bittiğini sanmıyor doğrusu. `&lt;strike&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;iyi bir lise -&gt; iyi bir üniversite&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strike&gt;` diye bize söylenip duran öğretmenlerimiz, şuan &lt;a title="sevinc dershanesi" target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/06/12/guncel/axgun01.html"&gt;sınav zordu&lt;/a&gt; diye söylenmekteler. Gerçi bu &lt;a target="_blank" href="http://sourtimes.org/show.asp?t=%2309667986"&gt;söylenme&lt;/a&gt; herkes için geçerli, başta öğrenciler olmak üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene de oturup ağlamak mantıksız, `&lt;strong&gt;&lt;em&gt;sonradan tepinmek&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;` gereksiz. sadece "&lt;strong&gt;puanlar, düşün!&lt;/strong&gt;" demek yerli yerinde.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565065233703768?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565065233703768/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565065233703768' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565065233703768'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565065233703768'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/06/oks.html' title='OKS'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565059327215937</id><published>2006-05-26T21:59:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:18:18.528+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Atatürk ve Bakara Suresi</title><content type='html'>&lt;p&gt; Tam doğruluğundan emin olmasam bile elime şöyle ilginç bir mail geçti:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Mustafa Kemal, kurulacak devletin şekli ile  ilgili toplumun her kesiminden insanlarla görüşmeler  yaparken  sıra, mollalar, şeyhler ve din büyüğü geçinen kişilere gelir.  Mustafa Kemal, bunlara haber göndertip, gelecek hafta kendileriyle bu konuyu görüşeceğini ancak konuşmalarının bir temeli olarak katılacak olan herkesin Bakara suresini 288. ayetine kadar okumalarını rica eder.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toplantı günü gelip çattığında, Mustafa Kemal kürsüye çıkar ve sorar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Arkadaşlar,  buraya gelmeden önce hepinizden Bakara suresini 288'e kadar okumanızı rica etmiştim. Kimler okudu Bakara'yi 288'e kadar?"&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Salondaki bütün eller istisnasiz olarak bu ricayi yerine getirdiklerini belirtmek için havaya kalkar.  Bunu üzerine Mustafa Kemal sözlerine devam eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beyler işte, kuracağımız  devletin neden din temeline dayanamayacağının açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakara yalnızca 286 ayettir."&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565059327215937?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565059327215937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565059327215937' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565059327215937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565059327215937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/atatrk-ve-bakara-suresi.html' title='Atatürk ve Bakara Suresi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565051628495045</id><published>2006-05-19T09:33:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:18:16.604+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>Ermeni soykırımı yasası ertelendi</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ermeni soykırımı iddialarının inkârını cezalandırmayı öngören yasa teklifinin görüşülmesi dün Fransa Ulusal Meclisi'nin gündem yoğunluğuna takılarak en az 6 ay süreyle &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/19/dunya/adun.html"&gt;ertelenmiş&lt;/a&gt;. [&lt;a target="_blank" href="http://www.ardian.org/?p=17"&gt;via&lt;/a&gt;]&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565051628495045?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565051628495045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565051628495045' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565051628495045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565051628495045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/ermeni-soykrm-yasas-ertelendi.html' title='Ermeni soykırımı yasası ertelendi'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565044483002112</id><published>2006-05-18T12:44:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:35:22.367+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mizah'/><title type='text'>Ranza</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img title="Ranza - yiğit özgür" alt="Ranza - yiğit özgür" src="http://img117.imageshack.us/img117/8803/berth8mj.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565044483002112?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565044483002112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565044483002112' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565044483002112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565044483002112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/ranza.html' title='Ranza'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565032793862337</id><published>2006-05-18T12:12:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:17:46.188+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siyasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>Ermeni Soykırımı</title><content type='html'>&lt;p&gt;Fransa'nın Ermeni soykırımına dair "Ermeni Soykırımını reddeden yargılanacaktır" yasası bugün ulusal mecliste &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/18/dunya/axdun01.html"&gt;oylanacak&lt;/a&gt;mış.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tabii ki eğer öneri yasalaşırsa Fransa ile Türkiye'nin ilişkilerinin epey edeneleceği aşikar.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fakat Türkiye olarak eğer onaylanırsa yapılacak şeyler olabileceğini düşünen kişiler &lt;a target="_blank" href="http://simdihareketzamani.tripod.com/tamliste.htm"&gt;bu adres&lt;/a&gt;te olası bir boykotun habercisi olmuşlar.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Liste tam olarak incelendiğinde giyim ve gıda sektörü dışında pek de zaruri ihtiyaçlar olmadığını gözlenebiliyor..&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğer öneri ise mail ile ulaştı bana. Genel olarak Fransa'yı da tarihiyle yüzleştirip misilleme yapmak diyebilirim. aktarıyorum:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Cezayir Baskani Abdulaziz Buteflika'nin Fransa'nın 1830 ve 1962 yılları arasinda Cezayir kimliğini soykırımi tabi tuttuğu ve Cezayir bağımsızlık savaşında 1.500.000 kişiye uyguladığı soykırım tanıması yönündeki çağırıs üzerine Fransa Dışişleri Bakanı Phlippe Douste-Blazy ilginç bir açıklamada bulundu. Douste-Blazy, "Hafıza çalışması tarihçiler ve araştırmacı tarafından yapılır. Soykırım bize filozofların ve entelektüellerin öğrettiği bir kelime. Bu tür ifadeleri asla küçültmemek (rezil etmemek) lazım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihin asla basit olmadığını ve karmaşık olduğunu hatırlatan Doust-Blazy, konuya ilişkin fazla polemiğe girmek istemediğini belirterek Cezayir ve Fransa'nn tarihçiler tarafından yapılacak olan bir hafıza çalışması olmadan ortak bir geleceğe sahip olamayacağını soyledi. Cezayir Cumhurbaşkanı'nı sömürge dönemine ilişkin hinçlarını bırakmaya davet eden Fransız bakan, "Geleceğe bakalım. Artık başka birşeyle ilgilenmenin zamanı geldi. Hınç yok. Tersine gelecek için ümit." temennisinde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir zamanlar Osmanlı Imparatorluğu'na bağlı bir eyalet olan Cezayir, 1830 yılından 1962 yılına kadar tam 132 yıl Fransiz işgalcilerin postalları altında ezildi!.. Afrika kıtasindaki Fransız soykırımı, yalnızca Cezayir ile sınırlı değildi!.. Fransa, Fransız Milletler Topluluğu içinde yer alan Benin, Burkina-Faso, Cibuti, Cad, Gabon, Gine, Kamerun, Komor Adaları, Moritanya, Nijer, Senegal ve Tunusta da soykırım yaptı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cumhurbaşkanı Chirac da geçtiğimiz yıl Fransız sömürge tarihinin iyi yanlarının anlatılması için çıkarılan yasaya gelen sert tepkiler üzerine, "Tarih yazmak yasaların değil, tarihçilerin işidir." açıklamasını yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aynı Fransa, sözde Ermeni soykırımı sözkonusu olduğunda tarihçilere başvurmak yerine Fransa, 1915 Ermeni soykırımını resmen tanır ifadesini içeren mevcut kanun çıkararak Türkiye'yi soykırım gibi ağır bir suçla suçlamaktadır. Fransa, 2001'de kabul ettiği sözde Ermeni soykırım yasası ile sözde soykırım kabul etmiş ancak herhangi bir cezai müeyyide uygulamamıştı. Fransızlar şimdi 18 Mayıs 2006 tarihinde Fransız parlamentosunda bir yasa tasarısını oylamaya sunmaya hazırlanmaktadır. Bu yeni tasarı Yahudi soykırımnın inkârına bir yıla kadar hapis ve 45 bin euro para cezasını uygun gören Gayssot Yasası'na bir ekleme yapmaya hazırlanmaktadır. Iktidardaki Halk Hareketi için birlik üyesi (UMP) 100 kadar milletvekili, geçen hafta meclise bir teklif sunarak, hem 2001 tarihli Ermeni Soykırımı Yasası'na, hem de Gayssot Yasası'na Ermeni soykırımının ve diğer tüm soykırımların inkârını cezalandırmaya yönelik iki ayrı ek yapılmasını istedi. Bu yeni teklifte de ceza süresinin beş yıl olduğu kaydedilmektedir. Eğer kabul edilirse, (kabul edilme ihtimali cok yüksek) sözde ermeni soykırım inkar edenler 1 yıl hapis (bazi hukukçulara gore 5 yıl) veya 45 bin Euro'ya kadar yükselen bir para cezasına çarptırılacak. Fransa'nin ünlü 19 tarihçi ve bilim adamı da geçen yılın sonunda ortak yayımladıkları bildiride, tarihi tarihçilerin yazması gerektiğini belirterek, aralarında sözde Ermeni soykırım yasası da olmak üzere parlamentoda tarihle ilgili kabul edilen 5 yasanın geri çekilmesini istemişti. Bu tepkilerin ardından Meclis Başkanı Jean-Louis Debre, bir komisyonun bu beş yasayı gözden geçirileceği sözü vermişti. Ancak şimdi Fransa bu yasaları geri çekmek bir yana bir adım daha ileri giderek yeni ve ağır cezalar uygulamayı planlamaktadır. Türkiye'nin görüşünü ansiklopedilerden bile çıkaran Fransız mahkemeleri, Bernard Lewis gibi ünlü tarihçileri bile Ermenilerin iddialarını sorgulamaya açtığı için mahkum etmişti. Aynı Fransa geçtiğimiz günlerde Lyon ve Marsilya'da yapılan iki yeni Ermeni anıtını açtı. Şimdi bir adım daha öteye gitmek istemektedir. Dış politikanın olmazsa olmaz prensiplerinden birisi  karşılıklık ilkesidir. Size karşı yapılan bütün eylem ve fiillere karşılık vermediğiniz takdirde sürekli üzerinize gelinir. Nitekim, daha önce Fransız parlamentosunun kabul ettiği çirkin yasaya karşılık gereken tepki gösterilmediği için şimdi Türkiye'nin daha çok üzerine gidilmek istenmektedir. Bu defa ne devlet ve ne de tek tek bireyler olarak bütün Türkiye'nin sessiz kalmaması lazım.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;Mailin sonunda ne yapılacağı da yazılmış:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Her şeyden önce tepkisiz kalınmamalıdır. Öncelikle Beyoğlu'ndaki Fransız Sokak'ına, yeniden eski adı olan Cezayir Çıkmazı Sokak'ı ismi verilmelidir. Sokağın en güzel yerine Fransızlarin katlettiği Cezayirliler için bir anıt dikilmelidir. TBMM'de Fransa'nın Cezayir'de yaptığı soykırımı tanımak ve bu soykırımı inkar edenlere cezai müeyyide uygulanmalıdır. Ondan da öte; Türkiye'de iş yapan Fransız firmalarına ve Fransız mallarına ambargo uygulanmalıdır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;Görüldüğü üzere soykırım üzerine birçok öneri var bu yasaya karşı çıkmak için. Nitekim bunu irdeleyenler arasında &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/11/yazar/dundar.html"&gt;Can Dündar&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/16/yazar/kohen.html"&gt;Sami Kohen&lt;/a&gt; gibi yazarlar da var.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sözlerimi bitirirken Can Dündar'ın yazısından bir alıntıyla bitireyim&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Fransızları kendi inançlarıyla vuran bu çıkış, Türkiye için yüz ağartıcı bir şafaktır. Ve eminim, diplomatik salvodan ya da iktisadi boykottan çok daha etkili olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, bu bildiriyle demokratikleşmede kat ettiği yolu ve farkını ortaya koydu.&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565032793862337?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565032793862337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565032793862337' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565032793862337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565032793862337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/ermeni-soykrm.html' title='Ermeni Soykırımı'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565025673668739</id><published>2006-05-15T14:32:00.000+03:00</published><updated>2007-03-11T01:39:11.562+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>DeviantArt</title><content type='html'>&lt;p&gt;Çok öncelerden bildiğim &lt;a target="_blank" href="http://www.deviantart.com/"&gt;DeviantArt&lt;/a&gt; olayını sanki daha yeni duymuş gibi üye olup oradaki eserleri &lt;a target="_blank" href="http://www.deviantart.com/submit/"&gt;submit&lt;/a&gt; etmeye koyuldum.&lt;/p&gt;Gavur gerçekten güzel yapmış abi" şeklinde yaklaşımlardan çok daha ilk submission'larımda gavurdan "ohh cute smile","great girl!","sweet photo!" tepkilerini almak beni sevindirip, ruhumun adeta orgazm'a sürüklenmesin yol açtı.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Keza ilk dört yüklemeden sonra 2 olan sayfa görüntülenme sayım 28 civarı birşey oldu. Kısacası etkileşim dorukta! (&lt;em&gt;resimlerden birini favori etmelerini hesaba bile katmıyorum&lt;/em&gt;)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anıları bir kenara koyup olaydan, daha doğru işleyiş sisteminden bahsetmek yerine ise &lt;a target="_blank" href="http://www.flickr.com/"&gt;flickr&lt;/a&gt;'in daha sanatsal hali diyebiliriz. &lt;a target="_blank" href="http://spaces.msn.com/"&gt;MSN Space&lt;/a&gt;'i andırsa da oradaki gibi çoğu kullanıcı fotoğraf seviyesi düşük değil. Space olayından nefret etmek gibi gudik bir takıntım olduğu için Flickr'a yöneldim.&lt;/p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.yahoo.com/"&gt;Yahoo&lt;/a&gt;'nun geliştirdiği Flickr'in beni cezbeden yanı henüz yeni olması (&lt;em&gt;gerçi yahoo account'larıyla işlemesinden dolayı nickim olan &lt;strong&gt;AIC&lt;/strong&gt; ile hesap alamasam da&lt;/em&gt;) etiket olayı ve en güzeli de resimlerin orasına burasına not eklemekti.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ama bu DeviantArt'ı bulunca fikirlerim daha değişti. Çünkü Flickr, DevArt gibi çok hit alan bir site değildi. Hit'ten maksat bir kişi bile gelip ingilizce tanım yaptığım resme yorum yazmadı örneğin.. Ama DevArt'ta olay değişti, resmi submit ettiğimden 2-3 dakika sonra 1-2 tane yorum yazıldı.&lt;/p&gt;Özetle, artık DevArt &lt;strong&gt;&lt;a target="_blank" href="http://eyaysi.deviantart.com/"&gt;hesabım&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;da çalışırım herhalde.. &lt;strong&gt;Sevdim&lt;/strong&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;ps: aslında şunu DevArt'ı RSS ile de çalıştırsalar epey güzel olur.&lt;br /&gt;ps2: DevArt'ı kullanmak için epey ingilizce gerekiyor. İleri düzey olmasa bile kullanım tamamen İngilizce.. vah vah&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565025673668739?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565025673668739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565025673668739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565025673668739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565025673668739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/deviantart.html' title='DeviantArt'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115565004879442163</id><published>2006-05-13T23:15:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:17:26.700+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Pırlanta</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://img508.imageshack.us/img508/8113/nil108an.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kesinlikle bu yazın şarkısı olabilecek şarkı!&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a title="Nil Karaibrahimgil" target="_blank" href="http://www.nilkaraibrahimgil.net/nil/index.php"&gt;Nil&lt;/a&gt; gerçekten ağza dolanan şarkı yapmayı berebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çocuk da yapan, Kariyer de yapan Nil Karaibrahimgil'in damgasını vuracak şarkısı şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;paran cebinde kalsın, bırak artık rahatsın&lt;br /&gt;bu kız mal mülkü naapsın? çalışır yapar&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;tek taşını almış, tam turucu atmış&lt;br /&gt;yüregin kaç karatmış? bu kız onu sorar&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;sag eller havaya, pırlantalar buraya&lt;br /&gt;tek taşımı kendim aldım, teş başıma kendim taktım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;girmesinler havaya&lt;br /&gt;olur bir gün şan şöhret ün para, ama aşk her gün karaborsada&lt;br /&gt;bir sevgilim yoksa kollarımda, ne yapayım pırlantayı parmağımda&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;iyi kötü kazanırım para, ama kalptir asıl kumbara&lt;br /&gt;bir sevgilim yoksa kollarımda, napiym pırlantayı parmagımda?&lt;/p&gt;cebindeki kalsın sana, sol üst köşeden harca bana&lt;br /&gt;pırlantamı aldım ama, pırlanta gibi kalp lazım bana&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115565004879442163?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115565004879442163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115565004879442163' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565004879442163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115565004879442163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/prlanta.html' title='Pırlanta'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564985956688574</id><published>2006-05-12T21:42:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:16:04.372+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilişim'/><title type='text'>Google Trends</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="GOOGLE" title="GOOGLE" src="http://www.google.com/intl/en/trends/logo.gif" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://labs.google.com/"&gt;Google Labs&lt;/a&gt;'da çalışan coder amcalar durmuyor sürekli birşeyler üretiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Son olarak çıkarttıkları aparat bölgesel,ülkesel olarak arama yapılan yerleri çeşitli olarak sınıflandırıyor.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir yandan kelimelerin hangi ülkelerin, hangi şehirlerinin daha çok aradığını öğrenirken, bir yandan toplum bilimi konusuna değinmiş gibi birşey oluyoruz. Muhtemelen çoğu yerde vurgulanan kısmı da &lt;a target="_blank" href="http://www.hafif.org/yazi/google-ile-sosyoloji"&gt;Sosyoloji&lt;/a&gt; oluyor, olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Örneklendirmek gerekirse, "sex" kelimesini dünya çapında arayanların listesi:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;1.     Delhi India&lt;br /&gt;2.     Cairo Egypt&lt;br /&gt;3.     Chennai India&lt;br /&gt;4.     Ankara Turkey&lt;br /&gt;5.     Mumbai India&lt;br /&gt;6.     Istanbul Turkey&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Böylelikle Ankara ve İstanbul illerimizin de dünya çapındaki sekse olan ilgisini açıkça görüyoruz.&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.google.com/trends"&gt;http://www.google.com/trends&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564985956688574?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564985956688574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564985956688574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564985956688574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564985956688574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/google-trends.html' title='Google Trends'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564977162895995</id><published>2006-05-12T21:13:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:15:44.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikolojik'/><title type='text'>Aşk: ÜASÇ</title><content type='html'>&lt;p&gt;Son zamanlarda kafamı epeyce kurcalayan olay, aşkın yaratıcılığı alıp götürdüğü mü yoksa aksine daha da erkişinin bünyesine daha da yaratıcılık katıp kişiyi adeta "çılgın creator" haline getirdiği miydi..Aslında bu soru kafamı Msio8A'yı açana dek sorgulayordu. Özellikle forumun açık olduğu ve Msio8A'nın gerçekten bir site olduğu zamanlarda foruma lyrics eklentisi, MsioG, galeri, gündem çalışmalarım pek hoş karşılanmıştı. Herşeyden öte forum sürecinde sona yaklaştığımızda artık tepkiler "neden açtın ki bunu ya?" soruları idi. Her ne kadar bunları belli bir amaca dayandırarak açsam da bir noktadan sonra yaratıcılık sorunu ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hep iyi olarak anlatılan yaratıcılık bir noktadan sonra gerçekten gereksiz bir hal alsa da bazı durumlarda yararlı olabilmekte, hatta Viagra hizmeti görüp adama &lt;a href="http://www.isikercin.com/archives/4-3Harf-ile-bir-yerlere,-sadece-Ik-icin....html"&gt;son ayda yaptıklarının önceki 5 aya göre oranını %500 oranlarının değişmesi&lt;/a&gt;ne bile sebep olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bunların sebepleri yaratıcılık olarak gelse de temel nedeni aşktır muhtemelen. Çünkü kişiler üstünde denenen süreçler, deneye kaymadan incelendiğinde ortaya çıkacak tablomuz aşikardır: kişiler arası duygusal ve fiziksel, her ne iletişim ve temas olursa olsun sinirsel hücrelerdeki bu hareketlenmelerden beyin de nasibini almakta, bazı zamanlar aşık insanların zor anladıkları, bazı zaman ise yaratmaya doyamadıkları kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çünkü, gerçekten eğri oturup doğru düşündüğümüzde çoğu yaratıcının (&lt;strike&gt;&lt;em&gt;yaratmak allaha mahsustur&lt;/em&gt;&lt;/strike&gt;) aşıkken kişilerin yarattıklarını kafalarında ultra-super verimlikle oluşturdukları ve özgün atraksiyonlar ortaya çıkardıkları görüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani sonuç olarak diyebiliriz ki; &lt;strong&gt;AŞK, Üretkenliği Artıran Sağlıklı Çözümdür&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564977162895995?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564977162895995/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564977162895995' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564977162895995'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564977162895995'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/ak-as.html' title='Aşk: ÜASÇ'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564942897001030</id><published>2006-05-11T12:32:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:15:19.968+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>High Hopes</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img title="Mor ve Ötesi" alt="Mor ve Ötesi" src="http://img81.imageshack.us/img81/3483/2006buyukdusleron1lw2no9vl.jpg" height="361" width="398" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=49"&gt;&lt;span class="gb"&gt;parti&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=50"&gt;&lt;span class="gb"&gt;kördüğüm&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=51"&gt;&lt;span class="gb"&gt;ayıp olmaz mı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=52"&gt;&lt;span class="gb"&gt;şirket&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=53"&gt;&lt;span class="gb"&gt;küçük sevgilim&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=54"&gt;&lt;span class="gb"&gt;durma öyle&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=55"&gt;&lt;span class="gb"&gt;kış geliyor&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=56"&gt;&lt;span class="gb"&gt;darbe&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=57"&gt;&lt;span class="gb"&gt;saklama&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=58"&gt;&lt;span class="gb"&gt;sonu belli&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=59"&gt;&lt;span class="gb"&gt;çocuklar ve hayvanlar&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=60"&gt;&lt;span class="gb"&gt;büyük düşler&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tam olarak bir &lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/"&gt;Mor ve Ötesi&lt;/a&gt; hayranı olmasa da özellikle bazı şarkılarını loop edip dinlemiyor değildim.Ee eski albümlerini bildiğim için 8 Mayıs 2006 tarihinde &lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=album_detay&amp;album=12"&gt;yeni çıkan albümünü&lt;/a&gt; de &lt;a target="_blank" href="http://ideefixe.com/muzik/tanim.asp?sid=ND7GN3JMOD8D01CR7KQJ"&gt;edindim&lt;/a&gt;. (?)Albümü genel olarak dinlemesem de çıkış parçalarını tahmin ediyordum. Daha doğrusu Megavizyon'da gezinirken duymuştum. Çıkış parçası olarak Şirket şarkısı gösterilse de, şarkı Morcuların eski şarkısı gibi güzel değil. Bünyem açıkcası daha güzel şarkılar bekliyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Morseverlere &lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=28"&gt;Gül Kendine&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;amp;sarki=26"&gt;Daha mutlu olamam&lt;/a&gt;, &lt;a target="_blank" href="http://www.morveotesi.com/albumler.tsp?al=sarki_sozu&amp;sarki=46"&gt;Uyan&lt;/a&gt; gibi şarkıları armağan etmiş grubun Şirket parçasındaki nakaratı gerçekten de ilginç:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="text-align: center;"&gt;&lt;p&gt;"şirket mirket anlamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlasam da anlamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bana saldırıyorsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözünün yaşına bakamam"&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Aslında nakaratı ilk duyduğumda özellikle "anlasam da anlamam" yerine şaşırmıştım. (Şaşırmak kelimesi burada saçma olarak kullanılmıştır)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Gerçi bu yazı pek dinlenmemiş olarak yazılmış olsa da halk tarafından gerçekten tutacak şarkılar da var. Örneğin demin beğenmediğim şarkının yani Şirket'in melodisi hareketli olduğundan beğenilmesi muhtemeldir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: left;"&gt;Ee biraz tevazu göstermek şart aslında, öyle değil mi?&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564942897001030?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564942897001030/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564942897001030' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564942897001030'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564942897001030'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/high-hopes.html' title='High Hopes'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564932616733498</id><published>2006-05-11T10:12:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:15:33.875+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotoğraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>Manipulator</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="Manipulator" title="Manipulator" src="http://www.3ayak.org/imaj/plush/manipulator.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Geçenlerde &lt;a href="http://www.3ayak.org/yazi/jill-greenberg-studio"&gt;internette gezinirken&lt;/a&gt; gördüm siteyi.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Fotoğrafçı almış, ağlayan çocukları çekmiş.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aralarda gerçekten de tatlı bebeler var, bir bakın derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.manipulator.com/"&gt;http://www.manipulator.com/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564932616733498?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564932616733498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564932616733498' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564932616733498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564932616733498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/manipulator.html' title='Manipulator'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564916338926637</id><published>2006-05-10T10:14:00.000+03:00</published><updated>2007-03-03T17:47:20.590+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güncel'/><title type='text'>Oscar Cordoba</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="Oscar Cordoba" title="Oscar Cordoba" src="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/10/spor/resim/axspo01.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dün saat ikindi 4 gibi Beşiktaş'ın kalecisi &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/10/spor/axspo01.html"&gt;Oscar Cordoba ayrılacağını&lt;/a&gt; açıkladı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Basın toplantısında şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;blockquote style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Son saniyede Sergen'e pas vermek istediğini, ancak topun kısa düşerek golle sonuçlandığını vurgulayan Kolombiyalı file bekçisi, "Galatasaray maçında olsun, diğerlerinde olsun hep ileri çıktım, sağa sola gittim, uzun pas attım. Kısa pas attım. Sahaya her zaman kazanmak için, orada bulunan insanları ve kendimi eğlendirmek için çıktım. Şimdi Beşiktaş'ta görevim sona erdi. Bu şekilde olmasaydı keşke...Hiçbir zaman Beşiktaş'a kötü bir şey yapmadım" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;Takımına o kadar emek vermiş, Avrupa'da ne kadar maçlar kurtarmış, 100. yılında takımını şampiyonluğa taşımış, üstüne üstlük iç sahada nal toplayan defansın açıklarını elinden geldiğinde kapatmış, zannımca Türkiye'ye ve Beşiktaş'a gelmiş en iyi kaleci olan Cordoba'yı, sırf uzatmaların son 25 saniyesinde yediği golden dolayı eleştirip yolluyor Beşiktaş yönetimi, &lt;strong&gt;Aferin..&lt;/strong&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Muhtemelen Beşiktaş yönetimi de bu hareketi saçma olarak yapıyor. Nitekim olayın bu kadar kışkırtılmasını sağlayan zaman sıralamasına göre ilk olarak Sergen ve Tümer olmuştur. Yenilen golden sonra Cordoba'ya bir güzel fırça çeken zatlar, aslında bilerek veyahut bilmeyerek maçın tüm yükünü Cordoba'ya yüklemişlerdir. Sonrasında Galatasaray'ın sevinci Fenerbahçe'ye dokunmuş, "sattı lan bunlar" deyip "saf ve temiz" Beşiktaş Yönetimi'ne adeta "bunu gönder, bunu gönder" demiştir. İşin ilginç kısmı, oldu ki Cordoba maçı verdi, yiyeceği golü son dakika, hatta uzatmalara mı bırakacak?&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Zaten malum Beşiktaş taraftarı da, azgınlığını biraz olsun göstermiş, Cordoba'ya etmedikleri küfrü bırakmamışlardır &lt;strong&gt;maç çıkışında&lt;/strong&gt;. Her ne kadar &lt;a target="_blank" href="http://www.forzabesiktas.com/"&gt;site&lt;/a&gt;lerine veda sözcükleri yazsa da iç sahada kaybettiğimiz maçların dış sahada kaybettiğimiz maçların yanında ne kadar fazla olduğu gözler önündedir.&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sözgelimi, Oscar Cordoba'yı gönderen Beşiktaş Yönetimi'nin de gitmesi unutulmaması gerekir. İki-üç kişinin kışkırtmalarına kulak asacak kadar tecrübesiz yönetim, Beşiktaş'a yakışmaz.&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bitirirken &lt;a target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/2006/05/10/spor/ygokce.html"&gt;Atilla Gökçe'nin bugünkü yazısı&lt;/a&gt;nın 100. Yılın Şampiyonları kısmını okumanızı tavsiye ediyorum, olayı iyi tahlil etmiş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564916338926637?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564916338926637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564916338926637' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564916338926637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564916338926637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/oscar-cordoba.html' title='Oscar Cordoba'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564906941282548</id><published>2006-05-09T10:24:00.000+03:00</published><updated>2007-01-30T19:13:39.891+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tanıtım'/><title type='text'>Noir Désir</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img title="Noir Desir" alt="Noir Desir" src="http://ravoxx.free.fr/noir%20desir.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;Bu aralar eski tutkum olan &lt;a target="_blank" href="http://www.noirdez.com/"&gt;Noir Désir&lt;/a&gt; dinlemeye pek sardım. Fransızca anlamı siyah tatlı demekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(# kara siyah demek değilmiş. &lt;a target="_blank" href="http://www.3harf.com/ud.asp?u=calexico"&gt;&lt;strong&gt;calexico&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;'nun uyarısıyla &lt;a target="_blank" href="http://www.seslisozluk.com/?word=noir"&gt;noir&lt;/a&gt;'in siyah, &lt;a target="_blank" href="http://www.seslisozluk.com/?word=desire"&gt;desir&lt;/a&gt;'in ise arzu,istek anlamına geldiğini öğrendim. )&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="center"&gt;Adamlar gerçekten has müzikler yapmışlar. Zaten kendileri de güzel çalıyor ama duyduğuma göre vokalistleri sevgilisini öldürünce albüm çıkartamaz olmuşlar. Öldürmek gibi de değil, sevgilisini öldürüye dövüp öldürmüş. O yüzden de böyle insan dinlerken bir değişik oluyor. Çünkü zaten parçalarında depresif hava var. Bildiğim kadarıyla Türkiye'deki çoğu dinleyicisi sevgili olayından sonra dinlemeyi bırakmış, çünkü gerçekten de adamlar bu noktadan sonra melankolik duruşunu kaybediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lost, &lt;span style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana,Arial,Helvetica;"&gt;Le Vent Nous Portera&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; ve L'Europe şarkıları bir acayip.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.noirdez.com/paroles/lost.htm"&gt;Lost&lt;/a&gt; coşturuyor adamı. Özellikle ortalarındaki çıkış bölgesinde insan yerinde duramaz hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.noirdez.com/paroles/levent.htm"&gt;Le Vent Nous Portera&lt;/a&gt; da aslında pek aşina değil değiliz.(&lt;em&gt;yani aşinayız&lt;/em&gt;) 2 yıl önce televizyonda etkileyici bir klibi vardı. Anneyle çocuk plaja gidiyorlar. Kadın yayılıyor, çocukta kumla oynamaya başlıyor. Tam o sırada bir fırtına kopuyor ve olaylar gelişiyor..&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.noirdez.com/paroles/leurope.htm"&gt;L'Europe&lt;/a&gt; ise 23 dakikalık bir şarkı. Zamanında (&lt;em&gt;2002 yılı sanırsam&lt;/em&gt;) sözleri böyle bildiri halinde yayınlanmıştı. Ama 3-4 sayfalık şarkı sözleri bitmiyor gibi geliyor insana. Zaten &lt;a target="_blank" href="http://sourtimes.org/show.asp?t=%231189332"&gt;Türkçesi&lt;/a&gt; de melankolikliğini kanıtlıyor heriflerin.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak, sözleri Fransızca. Ara sıra nakaratlarda İngilizce girip, hatta ve hatta bir şarkısında İstanbul'dan bahsettiği bilinse de insanı Fransızcaya hayran bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: center;"&gt;&lt;strong&gt;Dinleyin, dinlettirin..&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564906941282548?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564906941282548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564906941282548' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564906941282548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564906941282548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/noir-dsir.html' title='Noir Désir'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-32704337.post-115564895809835129</id><published>2006-05-04T19:42:00.000+03:00</published><updated>2006-08-15T16:35:58.110+03:00</updated><title type='text'>Önsöz</title><content type='html'>&lt;p&gt;Her zaman blog veya site açılışlarında iddialı mesajlar verilir. "Koptuk da geliyoruz","Yeni sezonu biz açarız!" vs.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başta bilinmelidir ki kötü bir dizaynla açılmış site üzerine söylenecek birşey yoktur. Ama;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Maymunluk yapmaya gelmeyin.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Karalamak için bakmayın&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;"iyh site bok gibi olmuş" demeyin, dedirtmeyin.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Sitenin ihtiyaç gereği açıldığını göz önünde tutun.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Onun dışında birşeyler yazarım buralara, maksat bilgilendirmek olsun. Amaç blogging değil midir?&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/32704337-115564895809835129?l=aicis.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aicis.blogspot.com/feeds/115564895809835129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=32704337&amp;postID=115564895809835129' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564895809835129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/32704337/posts/default/115564895809835129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aicis.blogspot.com/2006/05/nsz.html' title='Önsöz'/><author><name>arda ç.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06741175246906618389</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
