merkez
okuyacaginiz diyalog (yahut bakanina gore monolog) uslubu bana degisik, muhatabi da yazinin hitabinin sicaklik derecesine bakarak tahmin edebilecek zimni bir persona olarak belirlenmis, sudo-bilinc akisi yazisi olmasa da saat sabah beste yazilmasindan oturu ic sesle harmoni eden, feysbuk'a postlanmis bir yorum serisinden bocalanmistir. yil 2008, tarih subat 25 idi:
- ivet, tum sesleri susturduktan sonra benim sarkim baslasin! (burada iste moulin rouge'daki tango oluyor filan / sarkimiz: tom waits - roxanne)
- (sarki biter, anlatici belirir) uzun aradan sonra tekrar pencerene doneyim dedim.(sen kim oldugunu biliyosun) ne icin geldim? ben de pek bilemiyorum. ama dusunuyorum ki, merkezimsin.
- pardon?
- (ukalalik baslar) maurice blanchot, bulmak'in da, aramak'in da, donmek'in de devinimi gosteren kelimeler oldugunu soyler, donmek'in bu baglamda aramak'taki bukulme oldugunu ifade eder. bu sirada da bulmak'i ozu bulunmazlik olan merkezle iliski kurmak olarak tanimlar.
- yani?
- yani'si yok. tum ustte saydigim sozcukler merkez'in cevresinde yapilir. doneriz, dolaniriz, arariz, ama bu isi cevresinde dolasarak yapariz.
- neyin?
- maurice ve insanlik icin merkez'in, benim icin sen'in.
- diyosun?
- diyorum. cunku merkez'im olmasaydin, baska bir zamanda buraya tekrar gelemezdim, bu dongu'yu bozmak icin can atardim.
(esas kiz su almaya gider)
- sence abartmiyo musun canim?
- sence tefrit olmuyo mu bu? bir ay once yazdigim yorum'a tekrar sans eseri geri donmem tesaduf'un hatrina mi?
- hey alam. ardacim, saat bir olmus zaten, bu kadar karmasik konusma lutfen. asil bu vakte kadar neden gelmedigini soyle?
- etkin uzerimde buyuk, mesele sen olunca, merkez buyudukce donusum uzuyor.
- buradan nereye baglayacaksin onu cok merak ediyorum ben.
- takildim sandin ama yaniliyorsun.(gozde hoca kahkahasi) bunu diyalektik materyalizm'e baglarim: degismeyen tek sey degisimdir.
- ne bu?
- marx demislerdi ama ben de pek bilemiyorum.(burada anlatici "bakma cok konustuguma, aslinda cok yuzeyselim demeye getirir)
(kontrole gelen babanin yarattigi bosluk)
- e artik epilog varsa ona gecsek arda?
- geceyim: eskiya diye bi film vardi, izlemisindir. orada ugur yucel olurken sener sen bir seyler soyler. onu kendi versiyonumla bitirmek isterim bu yorumu:
hepimiz once topraga gidecegiz. belki once sen, sonra ben. veyahut sonra ben, once sen. once ben oldum diyelim. topraga gittikten sonra toprak olacagim. sonra bir gul olacagim. kirmizi olmasin, beyaz gul daha guzeldir. iste o beyaz gul'e bir ari konacak. kanatlari saniyede bilmemkac kere cirpan bir ari, ilkbahar gunesi altinda parlayan bir ari. iste, o ari da sen olacaksin.
-fin-
3 laf:
diyalog bittikten sonra...
-ne dedi bu adam yavv?
-(adam sigarasına söver, yien külün tablası içmiş) ne dedim ben şimdi buna?
ironi değişmez, merkezi koruyan muskadır o. muskada şunlar yazılıdır: benim için ne dileğin varsa Tanrı sana bin beterini versin. dilek ise sadece ulaşmanın sürrealizmidir. bin beteri ise: aramak, dolaşmak, dönmek vs.
vaziyet,
fikirle de celismeyen (cunku "ozu bulunmazlik olan merkez") cok derin yorumun uzerine su aklima geldi:
[merkezle merkezciyle tamamen alakasiz]
senin diyalogunda da bence kacinilmaz bir gercek var: bu tur felsefik veya bilmemne-ik konusmalari yapan kisiler karsindakilerin durumuna gore "ne dedi bu be"ci herif olmaktan kurtulamiyor. yani mesaj alan kisi mesaji almaya musait (veya yetkin) degilse laflar "ne dedi lan bu" cevabiyla karsilaniyor. ("ne dedi bu adam yavv?")
kacinilmaz bir gercek de su: anlatan'in gucune kuvvetine ozguvenine gore anlattigi mesaj'a gonderilen cevap, mesajci'nin ruh halini degistirebilir. mesaj, mesaji almaya yetkin anlatilan tarafindan alinabilir, alinmazsa sacmaliyor gorunursun ve mahalle baskisi sagolsun, fikrinden suphe edebilir aptal gorundugunu sanabilirsin.("ne dedim ben şimdi buna?")
akla gelenler ironiyi esirgememeli aslında. söyleyen ironiye düzer aklında eseni. dilin her tarafı ironik, bundan kaçamaz muhim olan bunu bilmek.
ama sözün hedefi olan dinleyici ironiyi esirgeyebilir. yok esirgemem ben dese de esirgenecektir. ironi çoğuldur malumunuz. saman yığınında iğneyi nasıl bulsun zavallı dinleyici? halbuki sırrı söyleyen bilir. onun ipuçlarını ardında bırakır en fazla. an geçer ki geride kalandır yazı/söz. asıl olan sahibinin. ipuçları kopya bile değil, onun söndürdüğü sigara izmariti. o muska hep tutar. inatla da söyler/yazarız. boşlukta tutunacak bir yer umağı bizimki...
Yorum Gönder