03 Ekim 2007

iki saati yasamak

bisikletin pedalini ilk cevirdiginiz, sevgilinizle ilk defa opustugunuz, sevgilinize ilk defa opustukten sonra uzun uzun sarilip kokladiginiz ve diger bircok degerli ani yasayarak hayatinizin oradan kopana kadarki kismini orada gecirdiginiz yerden ayrildiktan sonra beliren kronik aliskanliklardan birisi de saattir.

arkanizda biraktiginiz seylere bagli olan aidiyet hissinize gore artan bu aliskanlik cesidi, yeni dunyanizda kafaniza surekli hayatinizin gectigini vurup hayal kirikligi yaratan o malum kavram 'saat'e baktiginizda otomatik olarak bulundugunuz yer ile bir zamanlar bulundugunuz yerin saat farkini eklemenizdir.

ilk baslarda her ne kadar kafada hesap yapilip eklendikten sonra "aa bak simdi orada saat x" dense de bir noktadan sonra hareket gerek fizyolojik, gerek zihinsel olarak su icermis, yiyisirmis, dondurma yermis, jalapenonun etkisini gecirmeye calisirmiscasina otomatik hal aliyor.

iki saati yasamak pratikte nostaljiden ve ozlemden kaynakli buruk bir huzunden baska bir sey yaratmiyor ama bazi bazi saat farkina bagli olarak yatarken kalktiginiz, kalkarken sictiginiz, sicarken yattiginiz celiskili vakitler de oluyor. boyle vakitlerde iki vakti yasiyorsunuz. daha dogrusu yasayamiyorsunuz. arada bir yerlerde sikismis bir sekilde kalirken o an elinizden akip gidenleri ve elinizden ayrilisinizda gitmis olanlari dusunuyorsunuz.

her turlusu eziyet, olum gibi. yasayacaksan bir saati yasayacaksin abi. bu budur.

0 laf: