30 Temmuz 2007

eski dostlar sohbeti

genelde aileniz ve ailenizin bir kısımındaki, yani ana veya baba kısmındaki büyüklerin toplanması sonucu ortaya çıkan sohbetler hakikaten bazen eğlendirici olsa da bazen insanda kaçma hissi uyandıran sohbetler de olabiliyorlar.

mesela, eğer ailenin tek kısmındaki büyükler ve tabii ki onlara eşlik eden küçükler toplanmışsa, kendi ananız da babanız da aynı şehirde büyümüşse ve eskiden aynı şehirde büyümenin bazı gereklerini tatmışlarsa, ortada sürekli süregelen bir "eski dostlar"la alakalı sohbeti vardır. aynı şehirde büyüyen anne ve baba, aynı heyecanları paylaşıyor ve istanbul dışıysa genelde aynı komşuları bile paylaşıyor olabiliyorlar. en azından komşunun akrabası veya bir tanıdığı, daha bebe olan ana babanın anasının altın günündeki bir arkadaşı olabiliyor. haliyle.

böyle durumlarda ortak olan çevre ve tanıdıklardan dolayı "ah eskiden neydi öyle? embiye hanım ne güzel kısır yapardı, hacet teyze ne de güzel yufka açardı" gibi alıntılar yapmak şart oluyor.

embiye teyzenin daha önce yanınızda tek sefer bile adı anılmadıysa, adından kaynaklı olarak biraz şüphe uyandırabiliyor. aynı şekilde hacet teyze de aklınıza ancak "iyi bir yufka acıcı" olarak kazınıyor. yani, sülalenizin bir kısmının tanıdığı olmalarının dışında aranızda herhangi organik veya inorganik bir bağ bulunmayan insanların hepsini silsile halinde bu sohbetlerde tanıyabiliyorsunuz.

bir noktaya kadar maceraları(embiye hanım nasıl kocasını azarlamış, hacet hanım nasıl oğluna ara gazı vererek profesör yapmış, şunun çocuğu napıyor acaba, bunun kızı kimle evlendi. ah ne maceralar onlar) dinlemek filan eğlendirici olsa da sonra sıkıyor. o yüzden aniden peçetenizi düşürüp yeni peçete almak için sofradan kalkarken, kimsenin sizi mutfağa giderken görüp de bir şeyi istememesine kasarak içeri kaçıyorsunuz ve sonra internete girip sanal dostlarınızla konuşmaya başlıyorsunuz.

ah, nerde o eski dostlar

0 laf: